HIKAYE

Bölüm 9

Yazar
Bölüm 9

Uzun bir muhabbete oturmuşlardı. İkisi de eğleniyordu,sorun yoktu. Çalan bir telefon bir anda tüm büyüyü bozmuş gibiydi. Hızlıca toparlandı ve kalktı;

- Zaman nasıl geçti anlamadım. Acil gitmem gerekiyor. Seni de bırakmamı ister misin?

- Hayır,teşekkürler. Ben yürüyerek gitmek istiyorum.

- O zaman en yakın zamanda görüşürüz.

- Hastaya mı?

Ne? Ona neydi ki? Sormuş muydu? Yani neydi bu şimdi?

- Hayır. Bunu da başka zaman anlatırım.

Hızla uzaklaşırken,dönüp O'na bakma dürtüsünü zor bastırmıştı. Döndüğü an O'nun da dönebilme ihtimali miydi tutan,yoksa arkasına bakmadan gidebilme ihtimaliyle yüzleşmek mi anlamadı.

Sallana sallana,havanın da tadını çıkararak eve doğru yürüdü. Konuştuklarında kayda değer bir şey yoktu aslında.

Birden ikisinin de birbirlerinin telefonunu almadığını farketti. Demek o kadar da umursamamışlardı. İçini rahatlatmış,özrünü dilemiş ve yoluna gitmişti. Ama o bluzları nasıl geri verecekti? En azından bunun için almış olmalıydı telefonunu.

En kötü ihtimalle garip bir anı olarak saklayacaktı artık. Enteresan bir şekilde tekrar görmeyi dilerken buldu kendini. Yok, öyle borçlu kalmamak için filan değildi bu. Daha derin bir istekti.

Hakkında adı,mesleği ve yaşı hariç hiç bir şey de öğrenememişti. "İsterse O beni bulacak,başka çare yok" diye geçirdi içinden.

Akşama doğru bir film koydu. Mısır patlağı da hazırdı. Kapı çaldı. Aynı anda,kalbi de yine tüm bedeninde atmaya başladı. "Yok artık! O değildir..." diye geçirdi içinden.

- Nerdesin kızım sen sabahtan beri? Arıyorum açmıyorsun da...

- Burdayım işte Tarık.

- Başka birini bekliyordun herhalde. Ne bu surat,bu afra tafra?

- Kimi bekleyebilirim Allah aşkına? Saçmalama! Gel hadi,film izleyecektim tam da.

- Beraber izleriz o zaman. Oooo! Mısır da varmış....

Oturdular. İçinde bugün olanları anlatma isteği vardı. Ama vazgeçti. Saçma sapan şeyler düşünüp, dalga geçecekti şimdi. Film izlemeye başladılar. Bir kez daha çaldı kapı.

- Haa bizim kızlardır. Onlar da merak ettiler seni bugün.

- Hayır neden merak ediyorsunuz beni yahu? Kafa dinleyecek olamaz mıyım? Toplamışsın yine herkesi başıma....

Diye söylendi dişlerinin arasından,kapıya duyurmak istemezcesine. Ayağını sürüye sürüye kapıya gitti.

- Merhaba... Müsaitsen seni bir kahve içmeye......

Cümlesini bitiremeden gözlerini salonun ortasında,eli belinde dikilen Tarık'a kilitlemiş,sonra soru sorarcasına Nida'ya dönmüştü.

- Pardon! Uygun olmayan bir zamanda geldim galiba...

Deyip arkasını döndü... Gelen O'ydu. Dr. Kağan... Nida öylece kalakalmıştı. Muhtemelen 3 saniyede gelişmişti olay ama ona bir asır gelmişti...

(Arkası yarın 😉)