KÜLTÜR

Dünün Nazım Hikmet'i, Bugünün Fazıl Say'ı!

Kovalamali
Yazar
Kovalamali

O, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi piyano virtüözü…

O, vatanını tüm dünyada en iyi şekilde temsil etmeye çalışan ve bunu da sonuna kadar başaran bir müzisyen…

O, ülkesinde yaşananlara kayıtsız kalamayan ve kaygılarını açık yüreklilikle dile getiren sade bir vatandaş…

Ve o, bütün bunlara rağmen başarılarıyla değil; siyasi düşüncesiyle anılan ve yargılanan biri…

Fazıl Say.

Dünün Nazım Hikmet'i, Bugünün Fazıl Say'ı!

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde gündem yine Say’ı işaret etmeye başladı.

Son dönemlerden alışık olduğumuz üzere konu yine başarılı çalışmaları değil, kendisine yapılan haksızlıklardan sadece biriydi.

Milli Eğitim Bakanlığı, askıya çıkarttığı ortaöğretim müzik dersi taslağından Fazıl Say gibi büyük bir ismin adını çıkarmıştı!

Sarsıldık, şaşkındık!

Bu duruma kayıtsız kalamayan CHP’li Zeynep Altıok, Meclis gündemine Say’ın isminin müfredattan çıkarılmasını taşıdı ve bunun gerekçesini açık yüreklilikle sordu.

Bunun ardından Say, Instagram’dan oldukça anlamlı bir paylaşım yaptı ve yüreğimiz bir kere daha acıdı.

Böylesine büyük bir ismi, böylesine “basit” konularla meşgul etmek, sanatını baltalamak bize, her karışından sanat fışkıran topraklarımıza yakışmıyordu.

Dünün Nazım Hikmet'i, Bugünün Fazıl Say'ı!

Gerçi bu ilk değildi öyle değil mi?

Bu topraklar bir dönem Nazım Hikmet gibi bir isme de yasaklanmıştı.

Bir dönem Nazım Hikmet gibi bir ismi de vatan haini ilan etmişti.

Belli ki, Fazıl Say da bunun farkındaydı.

Bu nedenle, kendisine yapılan haksızlıkları derinden hisseden dostlarına anlamlı bir mesaj yollamak istedi.

İşte Say’ın Instagram hesabından yazdığı o buruk ama her zamanki gibi çok cesur yazısı;

“Bana Milli Eğitim Bakanlığı Müfredatından çıkarılmam soruluyor, pek çok dostum bu duruma çok üzüldüğünü sayfama yazmış. Yani dostlar)))
Üzülecek bir durum yok.
Müfredat sadece okul değildir. Müfredat gönüllerde olan bir şeydir. 
Müfredat anne ve babanızdır, sizi özgür bir birey olarak topluma kazandırmaya çalışan. 
Size kitap veya müzik tavsiye edebilen aydın dostlarınızdır. Çevrenizdir, hayatla ve sanatla ilgili herşeyi tartışan, tartışarak öğrenen, bilinçlenen, 
hata yapa yapa doğruyu öğrenen. 
Bütün bir internet evreni bilgi ile kültür ile doludur araştırmaya merak salanlar için, 
şu naçizane benim sosyal medya sayfam bile benim müziğimi ve bildiklerimi aktarma gayretinde olduğum bir mecradır bir yandan.
...
"Üzücü" olan bir şeyler var elbet topluma söylenen;
Yani şimdi birileri gelip de "Bu ülke komple değişti beyler, eskiden değer olarak sunulan şeyler değersizdir artık, bu toplumun sanatçısına değer vermesi gerekmez" diyor olabilir. 
Sanat, bilim ve pek çok şey çiğneniyor olabilir, binlerce akademisyen işinden uzaklaştırılıyor olabilir... Türkiye'nin kaybıdır. 
Haksızlıklar ortadadır aynı hiçbir suçu olmayan sanatçı dostlarımızın ihraç edilmeleri gibi. 
Bu ülkede nice nice değerli sanatçı, aydın, hapisler yattı, öldürüldü, sürüldü, kovuldu. 
Bu yasakçılık , bu zihniyet kendisinin katilidir aslında. 
60-70 yıl boyunca Nazım Hikmet'e "vatan haini" denilmesi Nazım'ı büyültmüş bunu yapanları küçültmüştür. Nazım nesiller boyu bir efsaneye dönüşürken bu yasakçılar tarihten silinmiştir. 
Sözün sonu; 
Bir sanatçı müfredattan korkmaz. Müfredat nedir ki? 
Bir sanatçı yaratamamaktan, üretememekten korkar.
Ha.. bir de; hiç bir dayanışma göstermeyen meslektaşlarından sakınmalıdır haliyle!”

Dünün Nazım Hikmet'i, Bugünün Fazıl Say'ı!

Mesajını aldık güzel insan.

Senin değerini çocuklarımıza, torunlarımıza, özetle gelecek nesillere iletmemiz için ne birilerine ne de müfredat kitaplarına gerek var.

Senin değerini er ya da geç tüm dünyada olduğu gibi, kendi toprağın da bir gün bilecektir.

Tek dileğimiz o günün çok geç olmaması…