HIKAYE

Şekerli Çay

Yazar
Şekerli Çay

Kahveyi bol sütlü ve bol şekerli severim. Çayı ise açık ve yine bol şekerli. Hayatta, acı tat veren hiçbir yiyecek veya içeceği sevmedim. Sırf bu yüzden içki de içmiyorum. Zaten içkinin kime ne yararı oldu ki?

Dedim ya tadı acı olan şeyleri sevmem hiç. Lakin hayatım hiç de öyle gitmez. Aşk, iş ya da özel hayatım çokta tatlı olmamıştır. Sanırım bu yüzden acı şeyleri sevmiyorum. En azından yediklerim ve içtiklerim tatlı olsun.

Şekerin fazlası da zararlı diyorlar ama bırakamıyorum işte. Hayatımda ki en güzel şeyi nasıl bırakabilirim? Çikolata desen hmmm. Vazgeçmeyeceğim yegane tatlardan biri de bu sanırım. İçinde fıstık ta varsa eğer değmeyin keyfime.

Acı diyorduk. Hayatın görmemiz gereken gerçekleri. Aşk acısı, ölüm acısı, beden acısı, ruh acısı... En kötüsü nedir? Ölüm ve kaybetme acısı yaşayana kadar yanlış düşünürdüm. Benim için en kötüsü Aşk acısıydı. Belki bazıları için yine böyledir ama artık benim için değil.

Acının en beteri babamı kaybedişim oldu. Eksildim, ezildim, tükendim, yok oldum. Dünya dört duvar, toprak, kan, mezar taşı, göz yaşı, alacakaranlık oldu. Feryatlar, ağıtlar, gelenin gidenin sayılamadığı anlar.

Şimdi tatlı olan her şey bile acı geliyor bana. Bu yüzden gerek de kalmadı yemeğe acı katmaya. Acılarla yoğrulmuş bir hayatta, ağız tadının ne önemi var ki!

O zaman çağır garsonu. Bir porsiyon bol fıstıklı baklava iste, yanında da açık çay. Şekeri bol olsun...