ILIŞKILER

Iyi Şeyler Ansiklopedisi

Mr. Nihilist
Yazar
Mr. Nihilist

Kendi kendine sürekli düşünerek kavga eden biri olarak kendi kendine yalnız kalmanın nimetlerinden olabildiğince faydalanan biri haline olarak dönüşmek epeyi zor.

Fırlatılması gereken şeylere önce takla atmayı öğretmelisin. Sevdiğin bir kaç şehirden vazgeçip içini yoklama stili ile şiir yazmayı bilebilmelisin. İnsanların argo olarak değil " anlam olarak! " sıçıp bırakmadığı bir yer kaldı mı?

Hepsi huzur istiyor. Acımasızca ve etçil birer hayvan gibi. Yokuşlardan, asfaltlardan, müzik yapanından, dinleyeninden, arkadaşın ve hatta annen olarak hayatında olan-olmayan herkes bir birinin canlı kobayı!

- EVET! Ürpertici..

Herkes bir biri üzerinde deney yapmış gibi. Deneyimlenen gerçekleri cebine sokuşturmuş ve koltuk altlarından sarılmayı öğrenmiş olarak başka insan bedenlerine tekrar tekrar testler yapmaya programlı şekilde uzuyor ve gidiyorlar.

Lüks tualetini giyip pavyona giden konsomatris dramı sanki. Çekirdek yerken kaju zevkini kendi damağında sezimleyen çok bilinçsiz kişi gibi. Konuya hakim olmadan sırf estetik kaygısı ile dizi serisine tutulup onu izledikten sonra orda ki rolü üzerine oturtan kişi gibi.

Hayır bunlar trende, otobüste, vapurda ya da çalışırken, umumi tuvaletlerden her yerde yanımızda. Beni endişelendiren ilk görüşte insan görünümlü olmaları. İşin komik kısmı makyaj yapmaları, gitar çalmayı bilmeleri, mimikleri olması ve daha sayamayacağım binlerce zımbırtı ile rolünü benimsemiş-benimsememiş olarak aramızda gezmeleri.

Hepsini ölmeden önce hesaba çekicek bir kimyasal, tıbbi müdahale ya da akıllarına dahil olabileceğimiz, nasıl anladığını, yaşadığını ve hissettiğini anlamamıza yarayacak bir ışık parçası, folyo levhası.

Sevilen şehirlerde, Polonya.. Fransa.. Kadiköy ya da her neyse..

Her yerdeler.. Seks yapmayı haz sayar, feminist olmayı ideoloji olarak kavrar ve sıkılır.. Sonrası liberal konulara dadanır, farkındalığa bulaşır.. Sever, sevişir, ayrılır ve tenkit edilir. En sonunda illâ ki bizim ekmeğimize dek elini uzatmaktan çekinmez. Bir güç olmalı seni biz gibileri ayakta tutan konulara el değdirebilecek ihtimalinden men eden.

herkes sinema okumuş ya da yaşar bir kült konuyu hedefine koymuş. Kalbine odaklı hiç bir senaryo yok iken bile sırf tecrübe edindiği hikayeleri " bunlar benim kokum " diye hadsiz hadsiz bizden çalıp başka keşmekeş kapılara sürüklemekte.

Eşcinselliğe ya da bir midye gibi kabuğunda yaşamaya bile saygım var. Hakir görürmüş gibi değil! Dikkat edilesi bir konuyu kendime baz almışım gibi.

Ekmek yiyip dışklamak değil ki konu. Niye hiddetlendin? Düşünsene; geçmişini iki üç dakika yoklasana hatrım için. Ben şahsen virgül nerde konur bilmek adına uzun cümleler kura kura tıkanmayı öğrendim. Baktım ki nefes yetmiyor, kişisel endişemi karşıdaki okuyana niye dayatayım gibi bir empati geliştirdim.

Gidin eylemini şahsi öznelere göre çekimseyemiyorum mesela. Defol git demeyi çok kibarca bulduğum için en kısa yoldan siktir git ünlemini öznelleştiriyorum. Bu benim dediğim her şey biliyorum ki benim bile değil. Olayı bir aitlik eki etrafında tartışamayızda.

Çocuk doğururlar. At besler ve sosyal bağlantılar ile esnafından grandına tüm lokantalara dek didik didik ederler. Yaş aralığı kalmadı bu iyi şeylerden menfaati kadar bahsedenlerin. Ergin bir birey gibi kravatını takındığı müddetçe maskesi ile aramızda.

Kirletmediğin ne kaldı? Bayat ekmek yer misin? Tolstoy senin gerçeğinmiş gibi sen tarafından neden sahiplenildi? Bukowski senin hıçkıra hıçkıra ağlamadığın bir dünyada hangi sektöre hizmet için evine kadar girdi? Kocan olacak herife dair dileklerini sıralarken neden iştahın kabarıyor? Nasıl bir sömürüsün sen? Nasıl bir ucuzsun sen? Hangi pazar hevesini getirdip yine koydun vicdanıma?

İyiyim.. İyi bir insandan kat be kat iyiyim hem de. Küstahça ya da megoloman, mutlak ben penceresinde değil. Sizin söylediğiniz, size yanaşıp sizi istediğim kıvama sokup, çağırıp-kovabildiğim kadar iyiyim.

Kötü adamı üstlenmişken.. En az bin kilometre yanımda bile uyarı levhalarım, koruma sistemim, mekanizmam ya da güdülenmiş aklımdan size bunları kustukça zıt kutuplu mıknatıs taklidi yapmayı kesin!

İyi adam değilim ben. Sokak efsanesi gibi herkesin yatağında, aklında, ruhunda gerçekleri ve tohum ekip meyve verme örneği ile ceset ceset dediklerime sizi getirebilecek kadar iyiyim.

Tek eksik mecalim kalmadı. Yorgunluğumu hesap edemedim.

O yüzden; hiç bir şeyi yapmıyorum.

Güneş doğduğu an sırtınıza vurmasın diye yalvarmaktan başka hiç bir şey yapmıyorum. Nefret kökenli oluşumu seviyorum. İyi bir anı arşivcisi olarak hepinize dair tek tek secere tutabilmeyi nimetten sayıyor ve günü geldiğimi başınıza boynunuza bunu kakacak kadar hesapkeş olmak yüzünden iyiyim, biliyorum!

Çabuk ölmemi isteyin. Beynim patlarsa içinden size dair çamaşırlar çıkacağı için ben yine iyi hissedemeyeceğim için.

parmak izlerimi evimde kendim sildim... Hiç birinizden iz bırakmamak, tüm izleri benim dilediğim kadar hatırlamak ümidi adına. Yine öfkeleniyorum.

Yaz, Kış, Sonbahar..

Edebiyat harici harmonik bir mevsimim yok ki.. Birinizle el ele tutuşup kendimi hiç değilse yaşarken bir kere bile affedebileyim!

Fambo