IŞ & EKONOMI

Türkiye'de dolarizasyon var mı?

KorsanEkonomist
Author
KorsanEkonomist

Son dönemde birçok analist ülkemizde dolarizasyon olduğundan bahsediyor. Hakikaten öyle mi? Bende merak edip araştırmaya başladım ve bakın nasıl bir sonuca ulaştım.

Her şeyden önce dolarizasyon nedir? İster tasarruf amaçlı olsun, ister borç / kredi amaçlı, bir ülkede yerel para birimi yerine yabancı paranın tercih edilmesidir. Genelde yabancı para denince akla "Dolar" geldiği için bu döngüye "dolarizasyon" denmektedir.

Açıklamadan da görüldüğü üzere iki tür dolarizasyon vardır; mevduat ve kredi. Zaten konumuz da bu ikisi ile ilgilidir. Kredi dolarizasyonu, firmaların bankadan sağladıkları kredilerini TL yerine Dolar olarak almasıdır. Mevduat dolarizasyonuysa tanımdan da anlaşılacağı gibi mevduatların TL yerine Dolar olarak tutulmasıdır. İşte bu iki tür arasındaki fark dolarizasyonun hangi boyutta olduğunu gösterir.

Genel olarak bankaların yurt dışından sağladıkları fonlar döviz cinsindendir. Buna ek olarak, 2016'nın son çeyreğinde TL'sının dalgalanmasıyla özellikle vatandaşlar da birikimini Dolar'a çevirmiştir. Bu iki gelişme de mevduat ve fon kısmında dolarizasyonu hızlandırdı.

Unutmadan belirtilim ki; bankaların yurt dışından sağladıkları döviz kredi risk yarattığı için buna sınırlama getirilmiştir. Mevcut düzenlemeler gereği, Türkiye’de yerleşik bankların net döviz pozisyonu (YP varlık – YP yükümlülük) özsermaye oranı %20'yi aşamaz. Merak edenler için yazalım; Merkez Bankasının son raporuna bu oran %20'yi aşmıyor!! Neyse konumuza devam edelim.

Bankalar yabancı ülkelerden sağladıkları döviz kredileri TL'sına çevirip kredilendirmeye başladılar. Alternatif olarak da ellerindeki dövizleri, döviz cinsinden kredilendirerek kur riskini kredi kullanan firmalara transfer ettiler. Ancak 2008 krizinde edinilen tecrübe, Türkiye’de gerçek kişilerin döviz kredi kullanımını yasakladı. Bence doğru da oldu! Dolayısıyla, vatandaş döviz kredi kullanamadı.

Sadece, yabancı para geliri olan veya yabancı para geliri olmasa da 5 milyon ABD Doları üzeri kredi kullanma kapasitesine sahip büyük firmalar döviz kredisi kullanabilmektedir. Bunların dışında az miktarda olsa da döviz geliri olmayan firmalar Dövize Endeksli Krediler (DEK) kullanabilir. Bu çok normal çünkü döviz geliri olan, mesela ihracat yapan firmalar ani kur dalgalanmalarına karşı doğal korumaya sahiptir. Çünkü gelirleri dövizdir. Dolayısıyla bu firmalar uzun vadeli finansmanda daha düşük maliyetli döviz kredileri tercih etmektedir.

Gelelim sonuca… Grafikte gördüğünüz turuncu renkli çizgi döviz kredilerin, döviz mevduatına olan oranıdır. 2012 sonunda 1,5 - 2 arasında olan bu değer zamanla 1'in altına düşmüş ama 2017'nin ilk dört ayında 1,2 seviyesine çıkmıştır. Eğer bu oran yükseliyorsa iki tür dolarizasyon arasındaki fark artıyor demektir. Yani bankaların verdiği döviz kredi miktarı, ellerindeki döviz mevduatının üzerine tırmanıyor. Haliyle bu da dolar ihtiyacının yükseldiğinin ifadesidir. #Dolarizasyon

Türkiye'de dolarizasyon var mı?