EDEBIYAT

MUAMMA

Yazar


Mucizevi bir şekilde boşalıp giden anıların izlerini gölgeler temizler. Sen sıradanlığı sıradan bulsan da işler hiçte sanıldığı gibi değildir. Daha gölgenin maruzatını bilmeden yoluna devam edersin. Kimileri güzel adamlığı çalılıklar arasında yürülen yollar olarak görür. Kimi bütün puştluklarını güzel sandıklara gömüp oynaması gerekeni oynar. Kimsenin suçu olduğunu iddia etmiyorum ama ima ediyorum…
Tarlabaşının en sakin sokaklarında bir elimle böbreğimi taşımak zorunda kaldığım o kısa ama hiç bitmeyen yol adam etmişmidir acaba benliğimi… Herkesin yaşadığı kendine…
Ama kendi gölgeni tanımak önemlidir. Senin bıraktığın bütün artıkları toplamakla görevli bu renge hakkını teslim etmelisin… Sana göre siyah, kimine göre gri…
Misket oynamakta güzeldi ama işin sonunda hep mors olmanın verdiği tedirgin bekleyiş… Buna kim şahit? , Sadece gölgelerin… Herkesin Yaşadığı kendine…
Borç defterleri bakkallardan alınıp avmlere verildiğinden beri durum bu…
Serseriliğin bir anlamı yok yani. Artık bütün borçlarımız gölgelerini tanımadığımız insanlara…
Neyse ki arada bir kaçabileceğim dağlar var. Çoğu insan tarafından unutulmuş, yanından geçilmeye korkulan ama gölgelerim tarafından desteklenen patikalar. Yürüyüşler…
Yürüdüğün yol sırf yanında minik vazo içinde çiçek veriliyor diye içtiğin 5 tl’lik çaylara giden masalarsa bir daha konu açma. Sana oturup boğa dikeninin sapıyla çay karıştırmayı anlatacak değilim anlamazsın… Yollar ayrı yani…
Bütün gerçeklikler Mevlananın, şemsin diyarları terk etmesinin ardından direndiği yok olup olmama ikilemi, kapı kapı, perişan halde onu aramasıyla son bulmuştu zaten…