SINEMA & TV

Just Like Heaven

Sinema
Yazar
Sinema

Yaşarken kolumuzdan tutup çeken ve güne şeklini kendi veren o tempo hiç bitmeyecek sanırız bazen, sanki hayat hep bildik bir akıntıya doğru ezbere gidecek duygusuyla dolarız.

Just Like Heaven

Hemen herkes gibi Elizabeth de bu duygunun yoğunluğuyla yaşayan işkolik ve bir o kadar da asosyal bir doktordur. Tüm hayatı terfi almayı beklediği o kocaman hastaneden ibarettir. Uykusuz geçirilen dolu dolu saatler, evin yolunu kaybettiği sayısız günler sonunda meyvesini verir ve istediği terfiyi alır. Fakat aynı gece uykusuzluğun gözlerine indiği, sevincinin dikkatini dağıttığı birkaç saniyede olan olur ve Elizabeth o gece trajik bir trafik kazası geçirir. Bedeni hastane yatağında komaya girerken, ruhu sıcacık evinin özlemiyle kendini salonunda bulur. Yalnız tuhaf olan bir şeyler vardır. Evindeki düzen eksikliği ve odadan odaya geçen David gibi! Bir yabancı, hem de kendi evinde! Elizabeth’in sınırları içinde acilen kovması gereken bu adam en az onun kadar inatçıdır. Varlığını yalnızca bu yabancıya fark ettirmesi, ilgisini güzeller güzeli evinden alıp soru işaretlerinin peşi sıra dizildiği yeni sorunlara taşır. Duygusal açıdan yaralı David’e komada yatan Elizabeth mi yardım edecektir yoksa ruhu bedenine ulaşamayan doktor mu bu yabancıya mahkûmdur?

Şirin mi şirin bir çifti canlandıran Reese Witherspoon ve Mark Ruffalo’nun başrollerde olduğu bu sıcak film, aşkın nerede ne zaman geleceğine dair ruhani bir ışık yakıyor.