EĞLENCE

Gel Bana Çıkalım 10 Katını Kazanırsın

Yazar

Yaklaşık 4-5 yıl önce, taksiye yeni başlamışım. Ama öyle böyle yeni başlama değil, müşteriyi indirene kadar çok beyefendi olan ben müşteriyi indirdikten sonra tam bir "jobcu"(Ankara'yı bilenler için, AŞTI taksicilerine taksici esnafı arasında verilen takma isim) oluyordum. Kaldırımda çok sakin bir şekilde yürüyen köpeğe bile korna çalıp selektör yapıyordum belki biner edasıyla. Kafada damla gözlük, tek kol camdan dışarıda diğer diğer kolun el kısmı viteste, direksiyonu sağ ayağımla kontrol ediyorum. Hele bide o zamanlar Era var altımda, açık hava filtresiyle böğürte böğürte geziyoruz o durak senin bu müşteri benim. Yine günlerden işin gece yoğun olduğu bir gün, durakta başta bekliyorum. Uzaktan babayiğit olarak tanımlayabileceğim, delikanlı mı delikanlı gözüken(Fakat sonrasında öyle değilmiş), kel ve deri ceketli bir abimiz sıra hangisinde diye seslendi. Bende buyrun dedim ve bindik arabaya çalıştırdım gidiyoruz. Ankara'da yaşamış olanlar bilir, Türkiye'nin başkenti Ankara ama Ankara'nın başkenti de Ulus - Çankırı Caddesi'dir. İstediğimizin kadar pavyon, istemediğiniz kadar otel bulunan bu caddede günün 24 saati polis ekipleri hiç eksik olmaz. Neyse biz Bahçelievler'den çıktık, hafif hafif verilen ara gazlar ve sarı folyolu sis farlarıyla yolumuza koyulduk. Hani insanın içine kötü bir şeyler olacağı doğar ya ama kendinize yakıştırmazsınız yok canım ne olacak ki dersiniz, aynen öyle bir duygu geldi bana. Ama hiç bozuntuya vermiyorum tabi yola devam genciz ya takside de çalışınca bir de geç saat ister istemez çok sert çok kabadayı durmak zorunda oluyorsunuz. Ulus'a yaklaştığımızda Sayın abimde hafif hafif kıpırdanmalar,sorular başladı. Naparsın, okuyor musun gibisinden. Bende tabi kısa kısa cevaplarla geçiştirmeye çalışıyorum anladım çünkü inceden bir şeyler. Okuyor musun sorusundan sonra, nerede ? diye bir soru daha aldım abimizden. Bilkent diyince gözleri açıldı ama durmadı tabi kız arkadaşın var mı sorusunu da arkasından patlattı. Bende yok demiş bulundum aptallık ya heyecan yaptık hebele hübele çekeceğiz adama neredeyse.(biraz sonra çok farklı şeyler söyleyeceğim bu kız arkadaş konusunda). Neyse abimiz sağolsun bana şuradan sağ şuradan sol derken, beni bir sokağa soktu. Ama sokağı şöyle tarif edeyim Walking Dead'de Rick'in bir resmi var at üzerinde otoyoldan araçların arasından geçerken. O otoyolu tek şeride düşürün, arabaları da apartmanla değiştirin tam da öyle bi yer. Abimiz dedi şuradan devam sağdan 3. bina. Bende bir sevinç var anlatamam, ortaokula giden çocuğun Metin2'de metin taşı kesmesi kadar sevinçliyim ama her an başkası gelecek diye de çok hareketliyim. Apartmanın önüne geldik, durdum. Yan yan bakıyorum abimize taksimetreyi kapatırken ama abimiz de hiç hareketlenme yok parayı çıkarma babında. Sonra bir anda şeytana uydum kafamı çevirdim sağa doğru. Göz göze geldik ama abimizin bakışları sanki ilk görüşte aşk gibi bir şey. Sonra ne kadar tuttu diye bir soru aldım abiden dedim abi bozuğun varsa 22 yoksa 20 yeterli dedim. Abimizde sağolsun Cüneyt Arkın'ın kılıç çekme sahnesi gibi elini cebine attı tomarla parayı çıkardı. Bende adettendir müşteri parayı verirken paraya da müşteriye de kesinlikle bakmam ayıp olmasın diye. Sonra abimiz döndü bana can alıcı soruyu yöneltti.

-Bir şey sorabilir miyim?.

-Tabi abi, buyur.

-Ya sen şimdi 24 saat çalışıyorsun, ediyorsun. Ne kadar kalıyo sana ?

-Kendimizi geçindirecek kadar kalıyo abi bir şeyler. Allah bereket versin. (Ve asıl bomba patlar)

-Senin haline çok acıdım.(Halimde ne varsa.)Ben sana yardım etmek istiyorum, bugünde benim kafamı dağıtmam lazım. Yukarı bana çıkalım, bana yukarıda bir ateşle(anladınız siz) sana 1000 lira temizinden dedi. Dedi ama bu nasıl temizinden 1000 lira lan ? 

-Abi evde çoluk, çocuk bekler. Evli barklı adamım, sen benim hakkımı ver bende gideyim dedim ama beni bir görün. Üst tarafta terlemeden eser yok rengim attı alt taraf deseniz derya. Diyorum lan acaba ben şimdi bunu indirsem girişsem plakamı biliyor başım belaya girer ama öbür türlü olursa da çizdirecez diye bi 10 saniye düşündüm. Düşündüm ama abimiz hiç atikliğinden bir şey kaybetmemişçesine elini kemerime attı. O zamanlar dedik ya delikanlıyız kanımız kaynıyor rugan kemer parıl parlıyor adamın da dikkatini çekti tabi.

-Ne kadar güzel kemerin varmış çıkarmak istemez misin?

Bu sorudan sonra vücudumda yabancı maddenin(abimizin işaret parmağının tırnağı) bel bölgemden önce baldır kısmına sonrada mühim bölgeye doğru ilerlediğini hissettim.O anın da verdiği heyecanla mecbur kalaraktan abimize arabanın içinde sağ elimin tersiyle ama Semih'in Hırvatlar'a attığı son dakika golünde Bilic'in dizlerini dövdüğü sertlikte bir tane patlattım. Sağolsun abimiz de biraz korktu biraz heyecanlı. Ya hemşerim ya benim paramı ver ya da s****r ol git gece gece başıma bela olma nidalarıyla arabayı inletince, abimiz dayanamadı çıkardı bi 50 lira attı taksimetrenin altına kapı kolunu açtı tek ayağını aşağı attı tabi bende durmadım.

-Dayı 20 lira dedik, 50 lira verdin ?!?!?!

-22 lira taksi parası, 28 lirada bedenini kullanma parası dedi ve gitti.

Kaç yıl geçti aradan hatırladıkça hem üzülürüm, hem gülerim. O gün bugündür, her Ulus diyen müşteriyi bir süzerek, bir korkarak giderim.