ILIŞKILER

Sizin hiç sevgiliniz öldü mü?..

Yazar

(10 bölümlük hikâye)

SİZİN HİÇ SEVGİLİNİZ ÖLDÜ MÜ?... (Bölüm 3)

Kırmızı suratlı adam gittikten sonra bir sigara çıkardı...
Kapıdaki görevliden aldığı çakmakla sigarasını yakıp arkasına yaslandı...
Oturduğu masa, parıltılı sokağa bakan pencerelerden birinin dibindeydi...
Boş gözlerle dışarıya baktı...
Sokak biraz hareketlenmişti...
Diğer restoranların önünde arabalar duruyor, insanlar hızlı adımlarla sağa sola ve aşağı yukarı yürüyordu...
Yağmur başlamıştı...
Sigarasından bir nefes daha alıp söndürdü...
Garsonu çağırmak için tam elini kaldırmıştı ki, müziğin sesini duydu...

Ortadaki sütunun önündeki sandalye artık boş değildi...
Ud da biraz önceki gibi "boynu bükük" durmuyordu sandalyenin üzerinde...
Lacivert ve siyah tonların hakim olduğu şık bir gece elbisesi giymiş, orta yaşlardaki bir kadının kollarındaydı tombik müzik aleti...

Kadının beyaz ve kemikli bir yüzü, açık kahverengi saçları vardı...
Uzun ama zarif boynununu, gümüş bir haç kolye ile süslemişti...
Bu dini sembol, kadının kıyafetine farklı bir hava katmıştı...
İnce dudaklarına sürdüğü hafif kırmızı ruj ve buğulu gözleriyle, "Bin sekizyüz"lü yıllardan fırlayıp gelmiş görüntüsü veriyordu...

Aslında kadının bu dikkat çekici görüntüsüne uymayan tek şey, parmaklarıyla hayat verdiği ud'tu...
Evet, gerçekten de "hicaz" taksimi ile yaptığı başlangıçla hayat vermişti ud'a kadın...
Yavaş yavaş emekleyen bir bebek gibiydi sanki elindeki saz...
Ama yine de o mistik resmi bozuyordu, armut şeklindeki aletin görüntüsü...

Acaba bir kadına hangi enstrüman daha çok yakışırdı!..
O da bunu düşünmüştü kadını izlerken...
"Keman" dedi önce içinden, sonra aklına viyolonsel geldi...
Biri küçük, biri büyük!..
Viyolonsel iyiydi, seksi dururdu bir kadının kollarında...
"Seksi" de nerden çıkmıştı!..
Niye böyle düşündüğünü anlayamadı...
Oturarak ve bacak arasına alınıp çalındığı için mi bu kanıya varmıştı?..
Yoksa sarılarak çalındığı için mi?..

"Servisinizi açayım mı, yoksa hanımefendiyi bekleyecek misiniz?" diye soran kırmızı suratlı garsonun sesiyle beynindeki viyolonsel fantazisinden sıyrıldı...

Aslında adamın ne dediğini anlamamıştı...
Sadece sese tepki verdi:
"Pardon!.."

Garson söylediği kelimeleri harfi harfine tekrarladı...
Bir kaç saniye durup, "Siz bana içkimi getirin" diye talimat verdi...
Ve ardından da hafifçe yutkunup:
"Hanımefendi gelmeyecek, öldü" dedi...

DEVAM EDECEK...

Sizin hiç sevgiliniz 
öldü mü?..