EDEBIYAT

Çark dilediği gibi dokur- WoT 1. Bölüm

aelfinn
Author
aelfinn
Çark dilediği gibi dokur- WoT 1. Bölüm

Şu ana kadar yazdığım kitap incelemelerine baktığımda, sanırım fantastik edebiyatı ne kadar çok sevdiğimi ve önemsediğimi kanıtladım. Bu hikayeye başladığımdan beri yazmak istediğim fakat çekindiğim, hatta sakladığım bir seri var: Zaman Çarkı.

Kitap okumaya sanırım 8 yaşında başladım. Bana alınan ilk kitabı da oldukça net bir şekilde hatırlıyorum. Victor Hugo’nun efsanevi eseri Sefiller. İtiraf etmeliyim, Sefiller o yaşta çok ağır gelmişti. Ne var ki geriye dönüp baktığımda kitap okuma alışkanlığımın Sefiller ile başlıyor oluşu, beni gururlandırıyor.

Fantastik edebiyat ise hayatıma 15 yaşımda iken girdi. Herkesin baş ucu serisi olan Yüzüklerin Efendisi’ni ilk okuduğumda, beni asıl heyecanlandıran kitapların neler olduğunu keşfetmiştim. Lise başlangıcında ise hızımı kesmeyip Margeret Weis ve Tracy Hickman’ın yazdığı Ejderha Mızrağı serisini okudum. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, benim için bir serideki en önemli şey karakterlerin güçlü oluşu ve kaliteli kurgu. Yazım dili kitaptan kitaba değişse de, zamanla bunu da tolere etmeyi başardım. Verdiğim birkaç aylık klasik edebiyat molasını saymazsak, lise hayatımın tamamını fantastik edebiyat ile geçirdiğimi söyleyebilirim.

DL’nin ardından Türkçe’ye çevrilen tüm ünlü serileri okudum. Gururla belirtmek istiyorum, şu anda büyük bir yoksunluk içerisinde olsam da, şu ana kadar hiçbir vampir serisini okumadım. Zaman Çarkı ile tanışmam ise lise yıllarımın sonlarına doğru oldu. Sürekli olarak sahaflarda gördüğüm o kalın kitapların ilkini okumaya başladım. “Hayatım değişti” kalıbını kullanmak istemiyorum. Fakat kitabın ben edebi anlamda bambaşka bir insan yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Zaman Çarkı, Robert Jordan tarafından yazılmış bir şaheser. 1984 yılında yazmaya başlayan Jordan, ilk kitabı 1991 yılında yayınladı. Ne yazık ki Jordan 2007 yılında hayata gözlerini yumdu. Ardından yazarın eşi Harriet McDougal, ki kendisinin seride en az Jordan kadar emeği bulunmakta, seriye devam etmek için hummalı bir çalışmanın sonunda ünlü fantezi yazarı Branden Sanderson’ı seçti. Okuyucular yazarın ilk kitabı Fırtına Toplanıyor’u büyük bir korku içinde okusa da, Sanderson kendisinin doğru bir tercih olduğunu kanıtladı.

Buradan sonra yazı ağır spoiler içermektedir.

Çark dilediği gibi dokur- WoT 1. Bölüm

Hikayenin, belki de her şeyin, başlangıcı İki Nehir. Ana karakterlerimiz olan Rand Al’Thor, Matrim Cauthon ve Perrin Aybara burada doğdu. Yakın arkadaş olan bu üçlü genel olarak tüm serinin merkezinde yer alıyor. Rand Al’Thor-Yeniden Doğan Ejder, Matrim Cauthon-Kuzgunlar Prensi ve Perrin Aybara-Kurt Kardeş. Karakterleri anlatmadan önce, yaşanılan dünyayı ve İki Nehir’in bu dünyadaki yerini anlatmak büyük önem taşıyor.

Sanırım Zaman Çarkı dünyası ile ilgili bilmek gereken en önemli şey, Karanlık Varlık, yani Shai’tan. Seriye adını veren zaman çarkı (çoğu zaman desen terimi kullanır) kaderin bir çeşidi olarak nitelendirilebilir. Seride geçen diğer teolojik terim olan Yaratıcı ise oldukça açık bir anlama sahip. Çarkın döndüğü ilk andan itibaren Yaratıcı ile Karanlık Varlık arasında bir savaş süregelmekte. Ejder ise Yaratıcı’nın Karanlık Varlık’a karşı en büyük hamlesi. Karanlık Varlık’ın doğasını anlamak biraz güç aslında. Bir parça Azazil’e benzese de, Shai’tan Yaratıcı’nın oluşturduğu bir varlık değil. Bununla beraber seri boyunca anladığımız üzere Shai’tan Desen’in de dışında bir varlık. Yani, tüm düzenin dışında. Karanlık Varlık’ın en büyük amacı ise tahmin edileceği üzere tüm canlıları amiyane tabiri ile kölesi yapmak, bu savaşı kazanmak. Peki Yaratıcı kadar güçlü olan bu varlığa Ejder nasıl karşı koyabiliyor? Bu sorunun cevabı ise Zaman Çarkı dünyasında çok önemli bir rol oynayan Tek Güç.

Tek Güç aslında oldukça ilginç bir kavram. Öncelikle, kadınlar ve erkekler Tek Güç’ün farklı kısımlarını kullanabiliyor. Kadınlar Saidar kullanırken, erkekler Saidin kullanıyor. Ve Ejder, yaşamış tüm insanlar arasında en güçlü Saidin kullanıcısı. Tek Güç’ün yönlendirilmesine “örgü” deniyor (Ateş örmek, yıldırım örmek gibi). Bir Tek Güç kullanıcısı, bu güç ile doğuyor. Fakat eğer bir insanın yeteneği varsa sonradan alacağı eğitim ile Tek Güç’ü kullanmayı öğrenebiliyor.

Efsaneler Çağı’nda, ki bu kitaptaki zamandan yüzyıllar öncesine takrip ediyor, Güç kullanımının çok yaygın olduğunu biliyoruz. Öyle ki, insanlar günlük işleri için dahi Güç kullanıyor, yaşamlarını mükemmelleştiriyordu. Rand, son kitapta Aviendha’ya o günler için “Cenneti yaşıyorduk” tanımlamasını yapar. Elbette insan doğası gereği, o çağdaki Güç kullanıcıları daha fazlası için arayışa girer ve Delik’i keşfeder. Delik, Karanlık Varlık’ın dünyaya dokunabildiği noktadır. Karanlık Varlık’tan gelen güce ise Gerçek Güç deniliyor. Dananın kuyruğunun koptuğu nokta da bu.

Gerçek Güç zaptedilmesi zor, fakat Tek Güç’ten çok daha etkili bir yönlendirmedir. Karanlık Varlık müritlerini toplarken Tek Güç’ün eril yarısını kirletir ve o andan itibaren saidin yönlendiren tüm erkekler delirir. Seri boyunca saidin’in kötülenmesinin nedeni de budur. Efsaneler Çağı’ndaki Ejder (Lews Therin) de delirir ve Karanlık Varlık’ın müritleri olan Terkedilmişler’e karşı bir şey yapamaz. Kendi karısını, çocuklarını ve maiyetinin tamamını öldürdükten sonra Ishamael (Elan Morin Tedronal) ile karşılaşır ve günümüzde Ejder Dağı olarak bilinen yere gider. Tutabileceğinden de fazla Tek Güç çeken Lews Therin, orada bir nevi intihar eder. Ejder’in dünyayı terkedip karmaşa halinde bırakmasına ise Kırılış denmektedir.

Şunu da belirtmek gerekiyor, seri boyunca yaşanacak her şey çok önceden söyleniyor. Bunun nedeni ise kitapta büyük bir rol oynayan kehanetler ve Karaethon Döngüsü.

(Döngü aslında dize dize açıklanması gereken cümlelere sahip. Fakat bunu yapmak tüm seriyi anlatmak anlamına geleceği için yapmayacağım. Kehaneti iyice okuduktan sonra kitaplara başlamanızı öneriyorum. Zira gerçekleşen her olaydan sonra gülümseyip yazarın kurduğu bağlantılara hayran kalacaksınız.)

Karaethon Döngüsü, Ejder'in gelişini haber eden en önemli kehanet olarak gösterilmektedir. Bununla beraber, Son Savaş'a kadar yaşanacakları da büyük ölçüde anlatır. Kehanetlerin tamamı şu dizelere sahip:

Ejderdağı’nın yamacında doğacak

Kimseyle evlenmemiş bir kızdan.

Eski kan tarafından büyütülmüş ve kadim kandan olacak.

Tarmon Gaidon’un rüzgârları dünyayı sardığında,

Gölgeyle yüzleşip Işık’ı dünyaya yeniden getirecek

İki kere ve iki kere işaretlensin

İki kere yaşamak ve iki kere ölmek için.

Birinci işaret balıkçıl, yolunu belirlemek için.

İkinci işaret de balıkçıl, gerçek olduğunu göstermek için.

Birinci işaret ejder, kaybedileni hatırlamak için.

İkinci işaret de ejder, ödemesi gereken bedel için.

Kanı döküldüğünde iki kez şafak söker.

Bir kere yas için, bir kere doğum için.

Siyah üstüne kırmızı, kanı Shayol Ghul’deki kayaları lekeler.

Kıyamet Çukuru’nda kanı insanlığı Gölge’den azat eder.

Beş kişi ileri doğru at sürer ve dördü geri döner.

Dalgaların Gözcüleri üzerinde ilan etsin kendini,

Alevlerin sardığı göklerin sancağında

Ejder yeniden doğduğunda tüm yeminler kırılacak, tüm bağlar kopacak

Callandor Ejder’in eline değmediği sürece Tear Taşı asla düşmeyecek,

Ejder’in Halkı gelene kadar Tear Taşı asla düşmeyecek.

Yüreğin ortasına kılıcını saplar.

Yüreklerini tutmak için yüreğin ortasına.

Kim onu çekerse onu takip edecek.

Hangi el o korkunç kılıcı tutabilir?

Gölgenin gücü insan bedenini zayıflattı,

Kargaşaya, mücadeleye ve yıkıma karşı.

Yenidendoğan, işaretli ve kanayan,

Sislerin ve rüyaların içinde kılıcıyla dans eder,

İradesiyle gölgeyeminlileri zincire vurur.

Terk edilip unutulan şehirden

Mızrakları yeniden harbe götürür,

Mızrakları kırar ve görmelerini sağlar,

Kadim rüyalara saklı gerçeği

Halkını barışın kılıcıyla katledecek, onları yaprakla yok edecek.

Onun gelişi dehşet ateşlerini yeniden doğurur.

Dağlar yanar, toprak sararıp kurur.

İnsanlar tükenir, saatler azalır.

Duvar delinir, ayrılığın örtüsü yükselir.

Fırtınalar ufukta gürler, göğün ateşleri dünyayı kavurur.

Yokoluş olmadan kurtuluş yok, ölümün bu yanında umut yok.

Lekelenmemiş kule kırılır ve unutulan işaret karşısında diz çöker,

Denizler çıldırır, fırtına bulutları görünmeden toplanır.

Ufkun ötesinde saklı alevler dalgası kabarır, bağrına yılanlar yerleşir

Yüceltilenler alaşağı edilir, devrilenler yüceltilir.

Düzen, onun yolunu açmak için bozulur.

Bizim için sağlık yok artık, ne de yetişen iyi bir şey.

Yenidendoğan Ejder toprakla, toprak ise O’nunla birdir

Ateşten ruh, taştan yürek gururla fetheder,

Kibirli olana boyun eğdirir.

Dağlara diz çöktürüyor, denizler ona yol açıyor, gökler onun önünde eğiliyor.

Dua edin ki ateşten ruh sevgiyi hatırlasın, taştan yürek ise gözyaşlarını.

Yıldırımların efendisi, fırtınanın süvarisi

Kılıçtan tacı giyen, yazgımızı çeviren,

Zaman Çarkı’nı çevirdiğini düşünen,

Gerçeği öğrendiğinde çok geç olabilir.

Geceyi tutan mühürler zayıflayacak,

Tam kalbinde kışın, Kış’ın yüreği doğacak

Ağıt yakıp ağlayanların ve gıcırdayan dişlerin arasında

Adı Ölüm olan kara bir ata binecek Kışın Yüreği

Karanlık Av başlayana kadar günler böyle akacak.

Sağ el tereddüt ettiğinde ve sol el yolunu kaybettiğinde,

İnsanlık Alacakaranlık Kavşağı’na gelecek.

Gölgenin rüzgârları güçlenirken,

Var olan her şey, var olmuş olan,

Ve olacak olan her şey kılıcın ucunda dengelenecek

Ümitsizliğin ve deliliğin yaralarını saracak.

Dokuz ayı hizmet etsin diye kendine bağlayacak,

Ulusları kırıp dünyayı parçalayacak.

Onun Shayol Ghul kayalarındaki,

Gölgeyi sürükleyen kanı, insanlığın kurtuluşu için feda edilecek

Talih tepedeki güneş gibi sürecek,

Kuzgun’u uçuran Tilki’yi

Talihli ruh, yıldırım göz,

Göklerdeki Ay’ı kapacak.

Kurt Kral çekici taşıdığında, bilinen son günler yaklaşacak.

Tilki Kuzgun’la evlendiğinde savaş boruları çalınacak.

İlk bölümü kehanet ile bitirmek bana münasip geliyor. İkinci bölümde ise Aes Sedai’leri anlatacağım. 

Until then:

Çark dilediği gibi dokur- WoT 1. Bölüm

#zamançarkı #wheeloftime #eyeoftheworld #fantastikedebiyat