GÜNDEM

Bu, Bursa'da heykeli dikilmiş bir Deli Ayten hikayesidir

Yazar

Bursa’da çok ünlüdür “Deli Ayten”. Sokak sokak dolaşması, Kapalıçarşı esnafıyla diyalogları, kızdığında attığı taşları ama en çok da çantaları, davulu ve cümbüşüyle bilinir. Bilinir ama hikayesini anlatan azdır. İşte bu Ayten, 57 yaşında, 12 Mart 1992 günü Kızyakup Mahallesi’ndeki kulübesinde bir başına öldü.

Ayten’in heykeli 2009 yılında doğduğu, büyüdüğü ve öldüğü mahalle yıkıldıktan sonra yapılan parka dikildi. Gazeteler bu haberi “‘Deli Ayten’ Mahalleye Geri Döndü” başlığıyla verdi.

Sabah Gazetesi’nde çalıştığım dönemde Bursa’yı su yolu yapmıştım. Gittiğimde en az bir hafta kalır, Bursa’yı köstebek gibi kazırdım. Nerde ne var ne yok diye. İyi ki gitmişim. Bursa’da benden 12 yaş küçük S.A’ya aşık oldum. Bu aşk beni dağıttı. Bursa’da ve gazetede yaşadığım aşkı bilmeyen yoktur. Çok güzel kadındı. Uzun saçları beni çok etkilemişti. Yayın Koordinatörü sevgili Şaban Arslan, "Ahmet’i kaybettik. Bu adamı biz haber için Bursa’ya gönderdik, aşık olup geldi. Yanlış mı yaptık Bursa’ya göndermekle’ diyordu. Bursa’da ki arkadaşlarım da ‘ Ahmet abi , Deli Ayten gibi kafayı sıyıracak ‘ diyorlardı. Bursa’ya ne zaman gitsem, Ayten’in Heykelinin yanına gider, orada bir süre oturur, Aşık olduğum S.A ‘yı düşünürüm. Artık gitmiyorum Bursa’ya acı ve ıstırap veriyor Bursa bana. Mutluluğun daim olsun S.A

Bu, Bursa'da heykeli dikilmiş bir Deli Ayten hikayesidir

Bursa delileri ile ünlü bir kent. 1992 yılına kadar 36 tane delisi olduğu söyleniyor. Ama içlerinde biri var ki ünü, Türkiye’nin en ücra köşesinde genç erkek ve kadınlar arasında konuşuluyordu. DELİ AYTEN’DEN SÖZ EDİYORUM.

Yıl 1935 fakir bir roman çocuğu olarak dünyaya gelen ‘ Ayten’ kimisi ‘ Deli’ dedi, kimisi divane. Bazen davulunu çalarak geçerek çarşının içinden, bazen camları indire indire. Bursa çok sevdi Ayten’i, kabullendi, benimsedi. Çarşı esnafı uğurlu saydı Ayten’i. Çarşıdan geçmediği zaman esnaf ‘ Ayten gelse de de işlerimiz açılsa’ derdi. Bir elinde davul, bir elinde cümbüş, nereden çıktı bu Allah’ın delisi. Kimdi bu Ayten? Neciydi, neyin nesiydi? Altı yaşına kadar her çocuk gibi Ayten düşe kalka büyüdü. Ta ki menenjit denilen hastalık Ayten’in yakasına yapışana kadar. Nedendir bilinmez ama tedavi ettirilmedi, belki fakirlik belki cahillik. Engelli kalmıştı Ayten. Küçük Ayten konuşamıyor, derdini anlatamıyordu. Toplumun içinden dışlanmıştı Ayten.

Bu, Bursa'da heykeli dikilmiş bir Deli Ayten hikayesidir

On beş yaşına geldiğinde aynı mahallede oturan kendisinden beş yaş büyük ‘ Cümbüş Hasan’a ‘ aşık olur. Ailesinin sevdiğiyle evlenmesine izin vermemesi üzerine Ayten’in aklı dengesi yavaş yavaş bozulur. Bir doktorun ‘ sevdiğiyle evlenirse düzelir’ demesi üzerine ailesi Ayten Şenaşık’ı alkolik olan cümbüş Hasan’la evlendirmek zorunda kalır. Dillere destan bir düğünle evlenen Ayten artık düzelmez. Aradan 2 yıl geçtikten sonra cümbüş Hasan evi terk eder, kendini içkiye verir, bir süre sonra da ölür. Eşinin ölümü ile yıkılan Ayten de avare halde sokaklarda dolaşmaya başlayınca adı deliye çıkar. Bir omzuna astığı rengarenk çantayla gezerek cümbüş ve davul çalan Deli Ayten, özellikle kent merkezin deki esnaf için simge isimlerden biri olur.

Tarihi kapalı Çarşı ve devamındaki uzun Çarşı’daki dükkânları dolaşarak bahşiş toplayan Deli Ayten genellikle kendi halinde zararsız olmasına karşın, kızdırıldığında saldırganlaşırdı.

Kendisini kızdıranlara bazen taş atar, bazen da kovalardı.

NEREDE MOLA VERİRSE ORAYA NUR YAĞARDI

Bu, Bursa'da heykeli dikilmiş bir Deli Ayten hikayesidir

Kapıların önüne yığılan esnaf, "Ayten Hanım buyurmaz mısınız?" diye önüne çıkar, Deli Ayten’i dükkanlarında ağırlamak için birbirleriyle yarışırlardı. Önünde bel kırıp reverans yapanlar da olurdu, amuda kalkanlar da.

Ayten kibirle bakardı olup bitenlere. Bazen sinirlenir, "Ne o ? Kız Yakup gibi kıvırıp duruyorsunuz, hoppalık yapıyorsunuz" diye azarlardı esnafı. Sonra da gönlü hangi kapıda durmak istiyorsa o dükkanın önünde mola verirdi. Deli Ayten’in konakladığı dükkanda bereketin kilidi açılmış olurdu. Çayını kahvesini içerken davulunu tımbırdatıp cümbüşünü çalar, ardından kalkıp başka bir dükkâna uğur ve bereket getirmek için harekete geçerdi.

Yaz gelip de Bursalılar sahillere ya da sayfiyeye çekildiğinde çarşılarda işler durur, baharın curcunasının yerini derin bir eski zaman sessizliği alırdı. İşlerin kesat olduğu bu ıssız zamanlarda Kapalıçarşı’nın girişinden bir davul sesi duyulurdu önce. Herkes Deli Ayten’in geldiğini anlardı böylece.

Bu, Bursa'da heykeli dikilmiş bir Deli Ayten hikayesidir

Can sıkıntısı yerini neşeye bırakırdı ansızın. Ayten önce davulunu çala çala bir uçtan diğerine geçerdi çarşıyı. Sonra da geldiği yoldan cümbüşünü inleterek geri dönerdi.

AYTEN BÜTÜN DELİLERİN KRALİÇESİYDİ

Bursalılar için Deli Ayten tam bir efsaneydi. Sokaklarda yürüdüğü zaman insanlar onu karşılamak için evlerinden çıkar, mahalleden ayrıldığında alkışlayarak uğurlarlardı. Arkasında daima çocuklardan oluşan uzun bir kuyrukla dolaşırdı.

Her mahallenin bir delisi vardı kuşkusuz. Ve bu deliler mahalleyi babalarının malı gibi görürlerdi. Hanedanlık alanlarına başka delilerin sızmasından da hiç hazzetmezlerdi. Ama Ayten’in delilerüstü bir kimliği vardı. O bütün delilerin tartışılmaz kraliçesiydi.

Bursa’nın delileri, her yıl Hıdrellez haftasının pazar günü Deli Ayten için bir çeşit takdis töreni düzenlerdi. Henüz ufuk ağarmamışken Deli Ayten, Kızyakup Mahallesi’ndeki derme çatma evinden yola çıkardı. O gün en güzel elbisesini giyer, en şık çantalarını koluna takar, en kırmızı rujuyla dudaklarını boyardı. Bir iki gün öncesinden temizlediği davulu ve parlattığı cümbüşü de yanında olurdu tabii ki.

Bu, Bursa'da heykeli dikilmiş bir Deli Ayten hikayesidir

İlk kendi mahallesinden başlardı festivaline. Meydana gelir, davuluna üç kere vururdu. Mahallede yaşayan iki deli çıkagelir Deli Ayten’in ardında yerlerini alırdı. Sonra hep birlikte ikinci mahalleye yürünürdü. Yine üç kez tokmak davula vurulur, oranın delisi de gelip konvoya katılır, böylece 15 mahalle dolaşılırdı.

Bursa’nın akıllıları derin uykularındayken Bursalı deliler Ayten’in ardında ayinlerini yapardı. Ayten, ardında 15-20 kişilik bir deli tümeniyle sokakları dolaştığında Bursalılar uyanıp camlara dökülür, konvoya alkışlarla tempo tutarlardı. Deli Ayten ve tebaası dönüp dolaşıp ikindi vaktine doğru, kraliçelerinin tenekeden şatosunun bulunduğu Kızyakup Mahallesi’ndeki Müzisyenler Kahvesi’nin önüne gelirdi. Burada onları müzisyenler darbukalar, davullar, kemanlar ve kanunlarla grubu karşılardı. Sazlar çalar, kızlar oynar, akşam da evli evine köylü köyüne giderdi.

Bu, Bursa'da heykeli dikilmiş bir Deli Ayten hikayesidir