TASARIM

Al al nereye kadar bu işin sonu biraz da emeğe bakar.

Alpdemir
Yazar
Alpdemir

Bir #fikrimvar artık tutamam içimde

Yıl olmuş 2017 . Dünya nüfusu 7.5 milyara dayanmış. Önümüzü alan yok , coştukça coşuyoruz .Peki bu tünelin ucu nereye çıkıyor? Bir nefeslen hele bi bak sağa sola , nereye gidiyoruz? 5 milyarlık ihtiyar dünyamızda çok sınırlı bir süre misafir olmamıza rağmen şu ana kadar yarattığımız yıkım inanılmaz boyutta. Bu hızla gidersek bırak gelecek nesilleri şu fani ömrümüzün sonuna kadar kaynaklarımızın yetip yetmeyeceği şüpheli.

Hepimiz buralara kadar az çok ne nasıl geldik biliyoruz zaten. Peki çözüm için ne yapabiliriz? Ağaç mı dikelim? Çöpleri geri dönüşüme mi ayıralım? Ya da gün mü yapalım? Tamam, bunların hepsi iyi fikirler ama yeterli değil sanki.

Malumunuz içinde bulunduğumuz çağ ‘’Mass Consumption’’ yani alayına tüketim çağı . Sor bakalım bir dedene dolabında kaç parça kıyafet var? Annen en son ne zaman telefonunu değiştirdi? Her babanın bir alet çantası var değil mi? Bir sorun çıktığında tamir etmek için . Peki ya biz , yani genç nesil? O kadar hazıra o kadar tüketmeye alıştık ki en basit şey için bile tepeden tırnağa bağımlı durumdayız , satın alma gücümüzün yegane simgesi olan paramız bitince damdazlak ortada kalıyoruz. Sürekli tüketiyoruz , her zaman daha fazlasını , daha hızlısını , daha yenisini istiyoruz fakat en sonunda daha büyük bir tatminsizlik duygusu ile başbaşa kalıyoruz. Ve maalesef dünyamızın bu çılgınca tüketime yetebilecek hali kalmadı.

Al al nereye kadar bu işin sonu biraz da emeğe bakar.

İşte tüm bunları düşünür dururken aklıma gökten elma düşercesine bir fikir geldi; Projemin ismi ‘’Kendin pişir kendin ye’’. Aman aklınıza hemen yemekle alakalı bir şey gelmesin  . Projenin ana fikri insanların bir araya gelip normalde satın aldıkları herhangi bir ürünü nasıl yapılacağını öğrenmesi , yani bir nevi ‘’yapım atölyesi’’ . Bu sayede hem günümüzde adeta bir bağımlılık haline gelmiş olan aşırı tüketimin önüne geçeceğiz hem de becerilerimizi geliştirip kendi kendimize yetebilmeyi öğreneceğiz. Doğrudur , internette elimizin altında neyin nasıl yapıldığına yüzlerce dair video var. Ama haydi itiraf edelim kaçımız önceden tüm malzemeleri temin edip , 2 saatlik youtube videosunu açıp tek başımıza bu işe girişiyoruz ? Biraz zor geliyor değil mi? İşte biz, tam bu noktada olaya el atıyoruz. İnsanlara gelip kendileri denemeleri için bir ortam yaratıyoruz. Bu atölyelerde bireyler konunun uzmanı bir eğitmen eşliğinde (bu eğitmen herkes olabilir sadece ‘nasıl yapıldığını’ bilmesi yeterli) beraber yaratmayı ve tamir etmeyi öğreniyorlar. Yerimiz ise cıvıl cıvıl üniversite kampüsleri. En güzeli de konu sınırlamamız olmaması ; ev yapımı şaraptan organik şampuana , araba lastiğini takmaktan her daim bozulan laptop fanını onarmaya kadar her şey atölyenin parçası olabilir. E daha ne olsun.

Al al nereye kadar bu işin sonu biraz da emeğe bakar.

‘’ Tamam iyi güzel de hacı ne olacak bu işin maddi kısmı? Mayıştan haber mayıştan ‘’ dediğinizi duyar gibiyim. Hocam o işin en kolay kısmı . Şimdi her atölyeden önce hazırlık ekibimiz ne nereden ne kadara alınır iyicene öğrenecek. (Zaten Eminönü çarşı pazar bizden sorulur ;) ) Malzeme giderleri atölyeye gidenler arasında bölüştürülecek ve yapılan harcamaların fişleri verilecek. Bu işlerde transparanlık önemli azizim. Aynı zamanda katılımcılarla yer fiyat bilgisini de paylaşacağız ki daha sonra kendi başına yaptığında hemencecik halledeversin.

Evet sevgili okuyucular , ekibimiz hazır , projenin eli kulağında… Eğer inceleyip de beğenmediğiniz ‘’ya sanki şurası olmamış’’ dediğiniz bir şey olursa lütfen geri bildirim vermekten çekinmeyin. Çünkü bu bir bakıma sizin de projeniz.

Yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyor kendilerini en yakın çiğ köfte atölyesine bekliyorum. Marullar bizden!