HIKAYE

16:11, Temmuz 12'nci

Yazar

Yıl 2001 İzmir'de üniversitede okuyorum. Henüz okulda ilk yılım olması münasebetiyle çoğu çömez gibi yurtta kalıyorum. Sonra tabi bize rahat batmaya başladı 4 arkadaş karar verdik ev tutacaz. Ekim-Kasım dönemleri falandı.

O zamanlar tabi internet hayatın her alanına yayılmış değil. Sahibinden.com falan tarzı siteler yok, ya da varsa bile bizim ulaşma imkanımız yok.Öğrenci adamız tabi emlakçıya falan da para verecek halimiz yok. Sokak sokak gezip ilanlardan ev arıyoruz. Kış mevsimi yaklaşıyor diye olacak sanırım pek fazla kiralık ev bulamıyoruz. Hasbelkader bir tane bulup ilandaki numarayı aradık. Numara ev telefonu, yenge hanım açtı dedi ki eşim yok evde iftardan sonra arayın. Nitekim o günün akşamında adamı aradık dedik evi görsek falan. Adam dedi benim ev Balçova tarafında,e bizim baktığımız ev Bucada (İzmiri bilmeyenler için söyleyeyim yaklaşık 45 dakika falan sürer belediye otobüsüyle). Adam dedi bu saatten sonra olmaz yarın akşam iftardan sonra şurada buluşalım. Saat verdik sözleştik, emmide tabi cep telefonu falan yok.

Ertesi gün oldu, biz heyecanla buluşma yerine gittik. Lisede ilk kez sevgili yapmış ergen gibi bekliyoruz. Buluşma vakti geldiğinde tarife uygun bir emmi yakınımızda belirdi. Yanımıza yaklaştı "selamünaleyküm gençler" diyerekten birimizin koluna giriverdi. "Aleykümselam" derken baktık emmi yavaşça yürüyor, gelin birer çay içelim bakalım dedi.

Biz tabi saygılı çocuklarız büyüğümüzün sözünü dinledik. Yakınlarda bir kahve varmış kısa bir yürüyüş sonunda mekana girdik masaya oturduk. Çaylar geldi "nabıyonuz bakem, memleket nere" falan derken ilk çayları bitirdik. Kahveciye ismiyle seslendi "birer çay daha getir bakem". Biz tabi başladık birbirimize bakmaya, hadi diyoruz artık ev konusuna bağlayalım mevzuyu derken emminin bir arkadaşı da yanımıza çöküverdi. Onun da sohbete katılmasıyla ikinci çayları da içtik." İştahınız var mı gençler" dedi. Öğrenci adamız tabi beleş çay bulmuşuz içmez miyiz :-)

Üçüncü çayları içerken dedik artık muhabbet boka sardı. Dayı dedim ev işini napcaz ne zaman görürüz, bi bakalım en son ne olur falan...O arada emminin arkadaşı atladı "senin ev kiralık mı?" dayı demez mi "bende kiralık ev yok ki!" adam şakacı geyik olsun diye takılıyor sandık tabi en başta. "aslında bi ev var bende ama onun da kiracısı var,zaten o ev bucada değil" deyiverdi. "dayı olur mu akşam konuştuk senle, o kadar pazarlık ettik,bak buluştuk işte şaka yapma bize" dedi içimizden biri.

Emmi başladı anlatmaya "gençler kusura bakmayın bende kalp var, hafif bir çarpıntı olunca sizi gördüm o yüzden yanınıza geldim. Bende ev falan yok. Yardım ettiniz beni buraya kadar getirdiniz Allah sizden razı olsun" falan derken biz henüz çayları bitirmeden, hadi dedik dayı sana iyi akşamlar. Kahveden bir çıkışımız var sanki hesap bize kalmış da ödememek için kaçıyoz gibi...koştur koştur tekrar buluşma yerine gittik. asıl ev sahibi adam gelmiş tabi bu arada beklemiş biraz kızmış doğal olarak. yaşlı başlı adam sonuçta. o sinirle tabi bi de pazarlık yapalım deyince adam iyice kızdı zaten bizde de ev tutacak kafa mı kaldı?hoş bir üniversite hatırası, tebessümle anarım aklıma geldikçe...