HIKAYE

Bir insan ne kadar aptal aşık olabilir ki...

Yazar

Şiddetli aşk acısı içerir...

Daha önce yazmıştım, ilişki yaşamakta ya da Yen’i bir ilişkiye başlamaktaki beceriksizliğimi...

Arkasından çok ağladığım, unutamadığım, barışamadığım sevgilimle ayrıldıktan 9 ay sonra tekrar görüşmeye başladık. Yurtdışına taşınmışlardı. O da 1 semestre ekonomi okuyup sonrasında Türkiye’ye dönmüşlerdi. Ama başka şehre yerleşmişler ve benim ne ailemin yaşadığı yer ne de okulumun olduğu yer yakın değil. Artık beni çantada keklik gördüğünden mi yoksa o da mı özlüyordu bilemem ama aradı, durumunu anlattı. Görüşmek istediğini söyledi. Ben şok 😱 Aynı zamanda çok mutlu oldum ve ne yapacağımı bilemeyecek kadar heyecanlıyım. Çünkü yaz tatili başlayacak ve ben memlekete döndükten 1 hafta sonra o da gelecek ve orada kalacak.

Bu vatandaş benim ilk aşkım, canım, ciğerim, herşeyim... Adama resmen ölüyorum. Bana yaptığı ufacık bir olumsuz eleştiride öleyim istiyorum. Bu durumu şöyle bir örnekle anlatayım;

Giyinip süslendim, zaten yaş 18 fıstık gibiyim. En pahalı en güzel kıyafetlerimi giydim. Resmen sokakta bir bakan bir daha bakıyor. Yanına gittim. Ben nasıl iltifat edecek diye heveslenirken bizimki karşı masadaki kızlara bakıyor... Sinir oldum. Ne bakıyorsun kızlara dediğimde mavi giymiş en sevdiğim renk mavidir. Sen de siyahlara bürünmüşsün sana niye bakayım gibi bir cevap aldım. Resmen dumur oldum. Tabi o zamanlar henüz pişmediğimden adamın ne kadar ayıp ettiğini düşünmek yerine haklı buldum. Sustum ve üzüldüm kaldım. Yani bu durum üstüne o da kendinden utanmadı ben de gerçeği göremedim. Ama bir daha siyah giymedim.

Bu adam için heyecanlanıyorum, evet. Bu adama aşıktım ve aşkımdan ölüyordum. Tabi ne demişler; deveyi diken...

Konumuza dönersek o bana geri dönüyordu ve ben çok mutluydum. Yurtta kızlara hevesle anlatıyordum. Sonra okula gitmek için giyinmeye başladım. Normalde 57 kg olan ben okulun ilk senesinde hayattan soğuyup kendime bakmamıştım ve mutsuz geçen her günümü yemek yiyerek geçirdiğim için 65 kg’ye çıkmıştım. Koridordaki boy aynasında üstümü düzeltirken aynadaki gerçekle karşılaştım. Adam beni son gördüğünde ne kadar zayıf ve güzeldim... Ben bu panikle bir hastalandım, yaz günü hava 40 derece , ben üşüttüm... 3 gün boyunca yemek yemek ya da tuvalet yapmak için bile yerimden kalkamadım. Teyzem gelmiş beni hastaneye götürmüş. Sabah akşam iğne yaptırmış. Hiç hatırlamıyorum. Tabi bizim final haftası da geliyor. 3 günün sonunda ben bir uyandım. Ama nasıl bir susamak... iki bardak su içip tuvalete gittim. O kadar. 4. Gün bişeyler yiyebildim. Ama donuyorum resmen. O sıcakta hırkayla geziyorum. Kendimden bir haber haldeyim. Final haftası olduğundan beni yurda geri bıraktılar, 5. Günde. Odama gittiğimde kızlar acayip şaşkın halde sağıma soluma bakıyorlar. Hatta “Çok bilinmeyenli aşk” hikayemdeki Evren;

-Clover senin yanların nereye gitmiş dedi.

Ben bu 5 günde 56 kg’ye düşmüştüm. Gerçekten bütün kıyafetlerim üstümde sallanıyordu.

Böyle olmasını istememiştim. Önümde 3 hafta vardı. Diyet- spor derken hallederim demiştim ama 1 haftada ortada fazla kilo kalmamıştı. O hasta halimle girdiğim sınavların çoğundan kaldım. Ama aklım sadece O’ndaydı. Beni sevip sevmediğinden hiç emin olamadığım ama benim köpek gibi sevdiğim adamdaydı. İlk görüşmemiz nasıl olacaktı? Bana nasıl davranacaktı? Ben nasıl hissedecektim? O sırada bile heyecandan kalbim pırpırken O’nu görünce ne hale gelecektim? Sınavlar bitti. Memlekete döndüm. Onun gelmesine bir hafta var ama geçmek bilmeyen bir hafta...

Tüm zamanlar gibi bu da geçti tabi... Beyefendiler teşrif ettiler. Ben kendimce ağır durmaya çalışıyorum ama heyecan ve mutluluktan beceremiyorum. Tam bir aptal gibiyim. Ne var ne yok tüm duygularımı ve yaşadıklarımı anlatıyorum ve ondan da aynısını bekliyorum. Ama o sadece kısa bir özet geçip konuyu kapatıyor. Şu anda anlıyorum ki ben onun ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadardım ama içinde bulunduğu zorluklardan kaçıp sığınabildiği tek yer benim sınırsız aşkımdı. Belki anası babası benim kadar sevmiyordu onu, benim kadar düşünmüyordu( sonradan bunun gerçek olduğunu da öğrendim, son derece umursamaz ebeveynleri vardı)

Yaz boyunca yarım ilgiyle beni oyaladı ve sevgimi , ilgimi sömürdü. Yeni dönem başlayıp ben okula gidince o tekrar dershane ve üniversite hazırlık sürecine başladı. Ben gittikten bir kaç hafta sonra telefonlarıma cevap vermemeye başladı ve yeniden bitirdik...

Bundan sonrasında hayat benim için iyice yaşanmaz bir hale geldi. Hatta bir kaç kez intiharı bile düşündüm. Bir keresinde teyzemden çıkınca asansörle 12. Kata çıktım. Neden açık kalmış bilmiyorum ama binanın çatısına çıkan kapı açıktı ve ben gidip o binanın çatısından ayaklarımı sallandırır vaziyette 1 saat oturdum. Sonrasında yemedi tabi ki... Depresif hayatıma devam ettim...