HIKAYE

Yetenek, hezeyan ve küllerinden doğuş

darKnightRpt
Yazar
darKnightRpt

Bölüm 1
Çocukluk ergenlik zamanlarım David Beckham, zidane, baggio, verone tarzı oyuncuları azımdan salyalar akarak seyredip, izlediğin maç bittiğinde de onların haraketlerini taklit etmeyle (taklit edebiliyordum)futbol konusunda yetenekli olduğumu anladım, Beckham gibi frikik kullanıcam diye az çalışmadım hani :D sol bacağı hafif kırıp yaylanarak ama güçlü vurmak ve isabetli aynı zamanda kavisli şut çıkarmak nedir bilirmisiniz :D güzelde oynuyorum hani taklitin ötesine geçmişim karma bi stille oynuyorum. Okul falan umrumda da değil artık tek derdim bunu meslek olarak yapmak, okulu bırakmayı bile düşündüm yani. Yerel kulübün seçmelerine katıldık aynı mahalleden iki arkadaşımla beraber. Yıllardır tanıyoruz birbirimizi ve oyun şeklimizi, arçille şota gibiyiz ama üçlü (böyle diyince garip oldu :D ) kim nasıl pas atar nereye koşar falan birbirimizi gayet iyi tanıyoruz. Forvet – o.saha – sol açık (ben) olarak üçümüz sahaya çıktıysak eğer şeytan üçgenini kurmuşuz demektir vay o savunmanın haline :D lakabımızda şeytana çıkmış. Takıma seçildik, alt yapıda bildiğin eğitim alıyoruz akademi tarzında ve ciddiyetinde, takımda da kendimize yer edindik resmen karizmamız var, forma numarası için kavgalar ediyoruz, maçlara çıkabilmek için totoyu parçalıyoruz falan. Hoca da bizim geçmişimizi beraberliğimizi farketti herhalde ya üçümüzüde kesiyo takımdan ya da üçümüzü sürüyo sahaya ve verimi alıyo. Adam bir noktadan sonra havalara girmeye başladı tabi Alex Ferguson ile Mourinho arasıda triplerde uçuyo :D Böyle zamanlarda insanın aklına kötü bişey gelme ihtimali hiç gelmiyor, çocukluktan gençliğe yeni yeni geçiyosun, hayat toz pembe ve eğlenceli olmuş ve böyle devam edecek sanıyosun. Çıkk olmuyo arkadaşlar sımsıkı sarılıp emek harcadığınız ter hatta kan akıttığınız uğraş verdiğiniz dahada önemlisi değer verdiğiniz bişeyin elinizden uçup gitmesi kadar kötü bişey yok. Ortasahada oynayan arkadaşım aşırı kilolanıp Ronaldonun futbolu bıraktığı hale gelipte kemerini bağlayamaz duruma gelince bildiğin röveşata yiyip s.edildi takımdan, adamda kurbanda kesilen tosununki kadar göbek olmuştu en sonunda, t shirtlerden fırlatacak gibi sanki. Forvet arkadaşımızın biraz daha destekçi olan ailesi sayesinde devam edebildi (ben futbol oynadığımı hiçbir zaman pedere söyleyemedim) en son Hollanda da tanınmış bi kulübün alt yapısına girmişti, yetenekliydi ama çalışmayı sevmezdi. En son 2015 de görmüştüm şimdilerde fabrikada güvenlik görevlisiymiş, evlenmiş çocuğu var bıyık bırakmış tam aile babası olmuş göt göbek salmış falan. Bu üçlüden en hırslısı her zaman ben olmuştum çalışkandım, hastalıklı seviyede hayalperesttim, takıntılıydım ve kaybetmeye tahammülüm olmazdı. Ekipten ilk fireyi ben vermiştim sol bacağıma aldığım darbeyle (şerefsizin birinin attığı tekme diyelim) sol diz kapağımda kıkırdak parçalanmış ve bacağım diz kapağından çıkmıştı aynı zamanda bilekteki ufak bi kemikte çatlamıştı (Allahtan bacağı kırmadım) haliyle de bırakmak zorunda kaldım ve o defter kapandı ama evdekilere “bana vuydular papa bacağım sakat öhüü” diyemezdim azıma bırakırdı resmen. Dışarda hafif toparlayarak yürüyorum mahalleye girdiğimde acıdan ağlama kıvamına gelip düzgün yürümeye çalışıyorum. 4 ay böyle çile çektim resmen, kimse bacağın halini görmesin diye yaz günü eşorfmanla yatıyodum :D
​İlk başlarda lanetler okuyosun isyanlar ediyosun, sonra kendini kandırmaya başlıyosun “iyileşicem” diyosun ama kendinide yırtsan eskisi olamıyosun yıl 2017 oldu bazen arkadaş arasında halısaha maçlarına çıkarım nasıl bi travmaya sebep olmuşsa sol ayağıma top alamam korkudan. Sonradan kabullendim durumu ama psikolojisinden kurtulmam baya bi zaman aldı, sevgilisinden ayrılmış ergen tripleri gibi değil bildiğin yas tutuyorum güzel olabilecek geleceğime aynı zamanda hayallerime. Dedimya hayalperesttim ve uçuktu hayallerim ama hep içimde bi yerde umutsuz olma sen çalış gerisi gelicek diyosun, GOT’daki arya gibi o kırmızı formayı giyicem diye mırıldanarak dalardım uykuya kısacası yalan oldu…
​Demem o ki; her ne olursa olsun ben hiçbir şeye bağlanmamak gerektiğini o zaman anladım, ne kadar çabalarsan çabala kaderi aşamıyosun. Hayat benim için bitti mi tabiki hayır, hayat hala güzeldi ve yaşamaya değerdi.