TARIH

Atatürk'ü Sisi'ye benzeten şaşkının cehaleti ve bir Koç fıkrası

Yazar
Atatürk'ü Sisi'ye benzeten şaşkının cehaleti ve bir Koç fıkrası

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çalışanı Silah Zeki Çakıroğlu, instagramdan bu fotoğrafı yayımlamış ve altına da ‘Ne geldiyse yaverlerden geldi’ yazmış. İşine son vermişler. 

Aklınca, Atatürk'le, Sisi'yi ve Fetö'cü yaverleri eşit tutuyor ve aşağılıyor, 'hain' olarak niteliyor.

Aslında ciddiye alınacak bir benzetme değil, tamamen 'Cehalet' ama yine de Çakıroğlu'nun neden haksız olduğunu tane tane anlatalım. Çünkü gerekçeleri anlatmayınca, iddia ortada kalabiliyor. Sonuçta genelde çok okuyan bir toplum değiliz. Bazıları da okuduğunu bile anlamıyor.

Mısır'la başlayalım. Mısır'da Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi; Müslüman Kardeşler'in lideri Mursi'yi devirdi ama yaveri değildi. Yapılan bir darbeydi, seçilmiş bir lider devrilmişti ama dünya bunu meşru saydı. Sisi'nin, Atatürk gibi savaş kazanmış bir kahraman geçmişi de yoktu.

Gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaverlerine. Onlar, ordu içine 40 yıl önceden sızmış, özel olarak yetiştirilmiş bir takım ajanlardı. Tıpkı uyuyan hücreler gibi yıllarca görev yaptılar, kendilerini hiç belli etmediler, sonunda bir gün "emir gelince" de silaha sarıldılar ve Türkiye'yi 15 Temmuz'a taşıdılar.

Padişah Vahdettin ve Mustafa Kemal olayında ise, durum tamamen farklı. İşgal edilmiş bir ülke, bütün yetkileri alınmış bir Sultan ve Sultan'a rağmen bir halk ayaklanması örgütleyerek, işgalcileri ülkeden kovan bir kahraman. Eğer Atatürk Kurtuluş Savaşı'nı vermese, Türkiye bugün Sevr Anlaşması ile belirlenen sınırlara sahip, küçücük bir ülke kalacaktı. Atatürk, böyle bir ortamda, meşru bir savaş vererek, ülkeyi kurdu, padişahlara da gitmek kaldı.

Şimdi bunların neresi birbirine benziyor ki?

Şöyle bir fıkra vardır:

“Çok şey bildiğini sanan, her şeyi yalan yanlış anlatan adamın biri kahvede ahkâm kesiyormuş, şöyle demiş:

‘Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah'a yalvarmış, 'Allah'ım bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeceğim', demiş. Duası kabul olmuş, bir kız çocuğu doğmuş, adını Ayşe koymuş... Ama Allah'a verdiği söz var, kızı almış götürmüş, tam kurban edecekken, Azrail yanında bir keçiyle gökten inmiş, 'Al, bu keçiyi kurban et, kızı bırak!' demiş...’

Anlatan adam bakmış ki kahvede kimseden bir tepki yok, küçümseyerek, ‘Siz anlamadınız galiba!’ demiş...

Biri dayanamamış, kalkmış:

‘Kardeşim, anlattığının hepsi baştan sona yanlış. Neresini düzelteyim! Dua eden Hazreti Davut değil, Hazreti İbrahim. Kurban edilecek çocuk kız değil, oğlan, adı da Hazreti İsmail... Gökten inen melek Azrail değil, Cebrail. Kurban edilen de keçi değil, koç!’ 

Demem o ki ortada tam bir cehalet var ve bu cahilliği gidermek de öyle kolay değil.