TARIH

Uluslararası şirketler !!

ebruhanyeter
Yazar
ebruhanyeter
Uluslararası şirketler !!

Sürekli eleştirdiğimiz, suçladığımız, dünyadaki savaşların, açlığın sebebi olarak gördüğümüz uluslararası şirketler nedir, ne değildir?

Dünyayı şirketlerin yönettiğini artık hepimiz biliyoruz.

Siyasetten, üretime, eğitime, sağlıktan, kültüre kadar özellikle geri kalmış ülkelerin sömürücüsü durumunda olan bu şirketler ne yaparlar?

Bu şirketler kendi kurallarına göre buldukları ülkelerde nasıl davranırlar, nasıl büyürler?

Bu şirketler azgelişmiş ülkelerden ne isterler?

Ulusları yok etmeye dayalı bu sistemde şirketler hangi girişimlerde bulunurlar?

Türkiye’de uluslararası yabancı şirketlerin ortak olduğu önemli yerli şirketler hangileridir?

Doğru kaynaklardan okumamız gereken bu gerçekleri iyi görmek ve kavramak gerekiyor.

Metin Aydoğan, “Bitmeyen Oyun” adlı kitabında bunlara şöyle cevap veriyor;

“İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uygulanan ve adına Yeni Dünya Düzeni denilen emperyalist işleyişin temel unsuru, uluslararası şirketlerdir. Günümüzde bu şirketlerin gücü o denli artmıştır ki, bunlar artık, yalnızca ekonominin kurallarını değil, dünya siyasetini de belirlemektedir.

Bu şirketler büyümeyi devamlı kılmak için tekelleşerek dışarıya açılmak, yani uluslararası duruma gelmek zorundadırlar.

Avrupa kökenli şirketler 19.yüzyıl sonunda, ABD kökenli şirketler ise 20.yüzyıl başında açılarak uluslararası şirket durumuna gelmeye başladılar.

Bu şirketler, bugün kendilerine ait çok sayıda şubeler ve alt birimler açmaktadırlar. Dünyadaki demir cevheri, boksir, bakır, tütün, orman ürünleri, pamuk, kahve ve çay ticaretinin yüzde 80’i bu şirketler tarafından denetleniyor.

Dış borca dayalı yerel kaynaklar ‘teşvik kredileri’ adı altında bu tür yatırımlara ayrılarak; kalkınma için gerekli olan sermeye birikimi, yerli ortak bulan şirketlerin kullanımına verilmiş olur.

Azgelişmiş ülkelerde dışarıdan alınan kredilerle ülke içinde dağıtılan teşvikler arasında, birbirini tamamlayan dolaysız ilişkiler vardır. Verilen kredilerin tümü koşullara bağlıdır.

Bu tür kredilere başvuran azgelişmiş bir ülke ‘ulusal tükeniş’ olan bu yola girmiş demektir. Birbiriyle ilintili olan borç anlaşmaları ard arda imzalanır ve ülke kısa sürede dış borç almadan ayakta duramaz duruma gelir.

Türkiye gibi ülkelerde ‘teşvik’ sorunu demek düzen sorunu demektir.

Uluslararası şirketler herhangi bir ülkede yatırım yaparken, ya yeni şirket kurar ya da var olan şirketi satın alır. Her şekilde kendine yerli bir ortak bulur. Ortaklıkta, hisse oranları ne olursa olsun, belirleyicilik her zaman yabancı şirketin elindedir.

Türkiye’de, uluslararası yabancı şirketlerin ortak olduğu yerli şirketlerin bazıları şunlardır;

KOÇ GRUBU, SABACI TOPLULUĞU, ECZACIBAŞI...

Dünyanın tüm pazarlarında var olmak isteyen uluslararası şirketler, ülkeler ve bölgeler düzeyinde örgütlenmişlerdir. Nerede ne kadar üretim yapılacağı, üretimin nerelerde pazarlanacağı merkezin denetimindedir. Bu şirketler vergi vermezler ve mali açıdan denetlenmezler.

Uluslararası şirketler çalışma koşullarını kendileri belirler, yarıyasal ya da yasal olmayan her türlü kazancın, meşru sayılmasını isterler.”

Evet, Uluslararası şirketler dünyayı böyle yönetmeye ve sömürmeye devam ediyorlar. Ne yazık ki biz ülke olarak sahip olduğumuz sayısız Cumhuriyet kazanımlarımızı özelleştirme adı altında kaybettik. Yeraltı kaynaklarımızdan, tarıma, toprağa, tohuma kadar her şeyimizi bu şirketlere teslim ettik.

Bunların farkında olmalıyız.

AB’yi, AB projelerini, hibeleri, fonları doğru araştırıp, kaynağını, sebebini sorgulamamız gerekmektedir.

“Para gelsin de nereden gelirse gelsin” mantığı ile bakarsak yapılan sözleşmelerle verilen tavizler sonucunda bir gün vatan toprağını tamamen kaybetmiş olacağız.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün dediği gibi;

“Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.”

KAYNAK: Metin Aydoğan // BİTMEYEN OYUN kitabı