SPORTS

Biberleyelim beyler

Enis Oksan
Yazar
Enis Oksan

Bir beyzbol topunun hikayesini anlatan çizgi film vardı ben çocukken. “Haydi işin içine biraz enerji motivasyon şevk katalım” manasında söylenen bir sözü “Biberleyelim” diye çevirmişti çevirmenlerimiz. Biz yaz tatillerinde mahalle arasında Japon kale oynarken söyler olmuştuk bu sözü. Cavs ve Warriors’ın oynadığı oyunu görünce sanki onlar da “Biberleyelim” minvalinde takılıyorlarmış gibi geliyor.

Play-offların her serisi ayrı hikayeler barındırdığı için baştan sona izlenesi çok maç var. İzlemeye doyamıyorum. Ama günün sonunda konferansların favorisi takımlar çoğumuzun bildiği gibi Cavs ve Warriors.

Cavs’den standart süpürge tarifesi

Son şampiyon Cavs için Doğu konferansı gerçekten çocuk oyuncağı gibi. İlk turda Pacers’dan sonra Pazar günü Raptors’ı da süpürüp balık tutmaya gönderdiler. Diğer Doğu takımlarına saygısızlık etmek istemem ama bu sene de Cavs’in NBA Final serisine çıkmasını engelleyebilecek, onları 2 haftada 4 kere yenebilecek bir takım yok. LeBron James 7. kez üstüste Doğu Konferansı final serisi oynayacak. Kağıt üzerinde müthiş bir başarı. Artık o kadar otomatiğe bağlamışlar ki bu kendine güven olayını, maçlara yavaş başlayıp 15 sayı geriye düşüyorlar sonra da “biberleyelim” moduna girip çok rahat öne geçebiliyorlar. Maçlar içinde kısa seriler elbette mümkün ama Raptors deplasmanlarında aynı Pacers deplasman maçlarındaki gibi Lebron ve Kyrie’nin vücut dilleri fazlasıyla özgüven doluydu. Cavs özellikle de Kyrie Irving hakkında daha çok yazacağımız günler uzak değil.

Biberleyelim beyler

Durant bıraktığımız gibi

Benzeri bir durum Warriors’da da mevcut. Ama Warriors’da ufak bir fark var. İlk 2 seriyi Durant’ın sakatlık sonrası antreman serileri olarak görebiliriz. Malumunuz, takım artık sadece Curry, Green, Thompson üzerinden oynamıyor. Durant’ın eski ritmini bulması Final serisinde Cavs’e karşı ellerinin güçlenmesi açısından çok önemli. Durant de Jazz serisinde kalitesini kalibresini ortaya koyup maçların istenmeyen bir mağlubiyetle bitmesini önleyen en önemli unsur halinde. Blazers da Jazz da Warriors’a çok ekstra zorluk çıkarmadılar. Warriors lakayıtlık potansiyeli daha fazla bir takım olduğu için bazen maçlarda konsantrasyon kaybı yaşıyorlar. Batı final serisinde daha odaklanmış ve konsantre oynayacaklarını düşünüyorum. Bu akşam Jazz’i süpürürlerse önlerinde yeterince zamanları olacak.

Biberleyelim beyler

Warriors’da en enteresan durum takımın hocası Steve Kerr’un sezonu büyük ölçüde kapatmış olması. Geçen sene geçirdiği bel ameliyatından sonra bir türlü acılarından kurtulamayan Steve Kerr’e acil şifalar diliyoruz. Çok zor bir durum. Onun yerine vekaleten hocalık yapan Mike Brown da gayet iyi iş yapıyor şu ana kadar. Mike Brown’u Cavs’in hocasıyken tanımıştık. LeBron’la inişli çıkışlı bir ilişkileri vardı daha LeBron Miami’nin yolunu bile tutmamışken. LeBron Mike Brown’a burun kıvırırdı çoğunlukla. Bu sene Warriors’ın geçen seneye göre savunması da bir tık yukarıda zira geri dönüş savunmasını çok iyi yapmaya başladılar. Mike Brown en önemli özelliği savunma ağırlıklı bir hoca olması. Günün sonunda oyuncular Steve Kerr’un yokluğunu pek dert ediyor gibi gözükmeseler de final serisinde hoca farkı kendini gösterebilir.

Biberleyelim beyler

Patrick Beverley’nin öğrettiği

Spurs’le oynanan 4. maçtan önce ısınırken dedesinin vefatını öğrenen Beverley, maçı gözyaşları içinde oynadı. Maç sonrası basın toplantısında dedesiyle çok özel bir ilişkisi olduğundan bahseden Beverley yine gözyaşlarına engel olamadı ve ekran başında gözlerimizin buğulanmasına sebep oldu. Enteresan bir playoff sezonu yaşıyoruz. İsaiah Thomas’ın kız kardeşi derken Beverley’nin dedesinin vefatı bu sezonki playofflardaki duygusalllik katsayısını artırdı. Ama işte şartlar nasıl olursa olsun hayat devam ediyor ve kozmik denge gereği payımıza ne düşüyorsa onu tecrübe etmek durumunda kalıyoruz. Adam o acıyla çıktı ve görevini yaptı, her basketinde yukarılara bir yerlere baktı.

Biberleyelim beyler

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi seri 2-2’ye geldi. Bundan sonrası Best of 3 şeklinde geçecek. Evindeki ilk 2 maçın bir tanesini kaybedip içşaha avantajını yitiren takımların bu avantajı geri almaları için en önemli maç 3. maç oluyor. Spurs de 2. maçtaki rüzgarı devam ettirip 3. maçta bu avantajı geri almasını uzunlarıyla bildi. İlk 2 maçta nispeten daha suskun kalan Aldridge 3. maçta inisiyatif alınca bu çok önemli deplasman galibiyetinin mimarı oldu. İlginçtir Aldridge kariyeri boyunca Houston’da oynadığı playofflarda coşmuştur. Portland’da oynarken aynı salonda Rockets potalarına 46 ve 43 sayı attığı playoff maçları görmüştük. Spurs gibi bir basketbol okuluysanız ve başınızda da Pop gibi bir hoca varsa silahlarınızın hepsini ilk maçtan ateşlemezsiniz. Rockets cephesindeyse uzunların oldukça etkisiz kaldığı bir maç izledik. Harden’in 43 sayısı takdire şayandı ama maç sabaha kadar sürüp Harden 143 sayı atsa da Spurs’un bu maçı vermeye niyeti yoktu sert pota altı savunması sayesinde.

Biberleyelim beyler

Spurs 3. maçtan istediğini alınca 4. maçın Rockets’in reaksiyon maçı olarak geçmesi gerekiyordu. Öyle de oldu. Hücumda çok iştahlı bir Rockets izledik. Spurs’un geri dönüşlerde savunma setini oturtmasına engel olarak baş döndürücü bir hızda top dolaştırdılar. Rockets böyle hızlı çalışınca üçlük makinesi haline dönüşüyor. Harden’in 10’dan fazla asist yaptığı maçları Rockets’in kaybetmesi zor. Bu da demek oluyor ki ya pick and roll hücumlarda ya da dış atışlarda Rockets yağdırmıştır. Dün uzun menzilli atışlardaki isabet oranıyla dövdüler Spurs potasını. İlk maçta 22 üçlükte isabet sağlamışlardı Spurs’u yenerken. Sonraki iki maçı kaybettiklerinde bu ahenki görememiştik ve üçlükler girmeyince maçları kaybetmişlerdi. Dünse 19 isabetli üçlükle maçı kolayca kazandılar. Bundan sonrası daha da zevkli olacak. Spurs’u elemek için dış atışların isabet oranına mahkum olmak yeterli olmaz. Ama göreceğiz.

Sihirli bir 3. Çeyrek

Seri başlarken 7 maça gitmesini öngürdüğüm ve istediğim bu seri de 2-2’ye geldi. İlk 4 maçta gördüğüm kadarıyla Wizards ateşleyecek daha çok silahı olan ve repertuarı daha derin bir takım. Boston’daki 2 maçtan bir tanesini alabilirlerdi. Her ne kadar 2. maçta Thomas’ın performansı başımızı döndürse de, gümüş tepside verdiler o maçı Boston’a. Washington’daki maçların ikisini de nispeten çok rahat aldı Wizards. 3. maça 22-0’lik seriyle başlamışlardı. Sonrasında geri dönüşlere izin vermediler. Bu da ilk 2 maçtaki derslerini öğrendiklerinin kanıtı gibiydi. 4. maçta Celtics ilk yarı iyi hücum ettiyse de, 3. çeyrekteki Sihirbazların 26-0’lik serisine cevap verecek takatı kalmadı yoncaların.

Biberleyelim beyler

Seri önceki yazımda da belirttiğim gibi çok sert geçiyor. Son yıllarda birbirinden böylesine nefret eden 2 takım görmedim. 3. maçta 8 teknik faul ve yumruklaşmalar, 3 oyuncunun oyundan atılması, Thomas’ın çıkan dişi, parkeye sıçrayan kan damlalarıyla tam bir aksiyon filmi izliyoruz. Celtics’in oyunu tamamen Thomas’a bağlı. Wizards bu işi 6. maçta bitirmek istiyorsa Boston’daki 5. maçın son çeyreğinde ele avuca sığmaz Thomas’ı 5 numara Gortat’la savunma gafletine bir son vermeli. Öyle hareketli adamları kritik anlarda uzunlarla savunursanız maymuna çevirirler. 2. maçı bu yüzden kaybetmişti Wizards.

Son 3 maçlar

Best of 3 maçlarında Spurs’un tecrübesiyle ve uzunlarıyla 7. maçta, Wizards’ın da daha derin oyun stratejisiyle 6. maçta serileri kapatacağını düşünüyorum. Bu seri iki inatci keçi Isaiah Thomas ve John Wall’un mücadelesine sahne oluyor. Bir nevi iki guardın da kariyerlerinin devamını tanımlayacak kendini kanıtlama serisi. Öte yandan LeBron, Irving ve haramileri ayrıca Warriors’un dinamik dörtlüsü ellerinde mısır patlağıyla bu iki aksiyon filmini gayet ilgiyle izleyeceklerdir. Onların derdi aslında "Bir küçük Haziran meselesi". Sıra ona da gelecek elbet. 

Biberleyelim beyler