DIĞER

Neden bu kadar fazla endişeliyiz?

Eray Kaşıkçı
Yazar
Eray Kaşıkçı

Endişe, her insanın hayatında az çok bulunan bir kavram. Bazılarımız ayda yılda bir endişe hissine kapılırken, bazılarımızın bir konuda endişe etmediği tek bir günü bile geçmeyebiliyor. Burada sorulması gereken sorular şunlar: 

Endişe gerçekten kötü bir şey mi?
Endişenin ne kadarı tolere edilebilir seviyede?

Neden bu kadar fazla endişeliyiz?

Öncelikle endişe kavramının hayatımıza modern çağlarla birlikte girmediğini, doğamızda bulunduğunu, yani binlerce yıldır sahip olduğumuz bir özellik olduğunu belirtmem gerek. Belki de endişe sayesinde insanlık olarak bugünlere geldik. Binlerce yıl önceki insanlar endişe kavramına sahip olmayıp, yarın yokmuş gibi yaşasalardı veya tehlike unsurlarına karşı daha kayıtsız kalsalardı, belki de çok başarısız bir tür olarak çoktan yer yüzünden silinmiş olacaktık. Çünkü endişe, olası tehlikelere karşı bizi koruyan ve hazırlayan bir kavram, en azından amacı bu yönde. Bu yönünü de primitif çağlarda çok efektif şekilde kullanabilmişiz, dolayısıyla endişenin tümüyle kötü bir şey olduğunu söylemek çok da doğru değil. 

Endişe etmekle ilgili sıkıntılar, modern çağlarda ortaya çıkmaya başladı. Nitekim artık endişelerimiz, eskiden olduğu gibi çoğunlukla fiziksel tehlikelere karşı değil. Beyinlerimiz de daha çok bu tip tehlikelere karşı uyum sağladığından, sosyal hayattaki sıkıntılara dair endişelerimizi kontrol etmeyi tam olarak öğrenebilmiş değiliz. Dolayısıyla bu tarz durumlar karşısında hala tam olarak nasıl davranacağını çözememiş beyinlerimiz, tıpkı fiziksel tehlikelerle karşı karşıyaymışızcasına tepkiler vermeye devam ediyor. Yani bilinçaltınızda, sürekli olarak, bir kayanın arkasından fırlayabilecek yırtıcı bir hayvana karşı pür dikkat kesilmiş haldeyiz. Bu da mental açıdan insanı oldukça yıpratan bir durum.

Neden bu kadar fazla endişeliyiz?

Günümüzde fiziksel tehlikeler azalmış olsa da, toplumsal sıkıntılar artık hiç olmadığı kadar fazla; bu yüzden artık endişe kavramı, faydalı olmaktan çıkmış durumda.

Endişe katsayımızı düşürebilmek için öncelikle neden endişeli olduğumuza dair basit tespitler yapmamız gerek. Bu nedenlerden biri, ortada bir bilinmezlik olduğunda, pek çoğumuzun bu durumu kötü bir şeyin varlığına yorması. Örneğin bir arkadaşımızdan birkaç saat haber alamadığımızda, hemen en kötü senaryoları aklımıza getirebiliyoruz. Basit bir şekilde şarjı bitmiş olabilecekken, ya da meşgul olabilecekken, hemen başına kötü bir iş gelmiş olma olasılığını zihnimizde en üst sıraya koyuyoruz. İlkel zamanlarda bu, belki de bir avcı tarafından pusuya düşürülmüş veya bir çukurda mahsur kalmış bir yakınımızı kurtarmamızı sağlayabilecekken, modern zamanlarda böyle bir durum çoğunlukla gerçekçi bir senaryo olmuyor. Dolayısıyla yazdığımız kötü senaryoların çoğu, aslına bakılırsa gereksiz.

Neden bu kadar fazla endişeliyiz?

Yukarıdaki durum için "Bir olmaz, iki olmaz; fakat üçüncüde başına gerçekten kötü bir şey gelebilir. Endişe sayesinde buna hazırlıklı oluyoruz işte." dediyseniz, şimdi bahsedeceğim insan grubuna siz de giriyorsunuz. Bu gruptaki kişiler, endişeyi kötü durumlara hazırlıklı olabilmek için bir araç olarak görüyor. Fakat endişe, sandığımız kadar yüksek bir başarı oranı vermiyor. Gerçekte her 3 olaydan birinde, endişeleriniz haklı çıkmaz. Size öyle geliyor olabilir fakat endişelerimizin yersiz çıktığı neredeyse hiçbir olayı kısa bir süre sonra artık hatırlamadığımız gerçeğini göz ardı etmemek gerek. Sadece ve sadece endişelerimizde haklı olduğumuz zamanları hatırlayıp "Endişe iyi bir şey, bak bu olayda endişelenmesem kim bilir neler olacaktı?" diyoruz. Endişe duyduğunuz her olayı bir yere not alıp hangilerinde endişelerinizde haklı olduğunuza bakarsanız, başarı oranının gerçekten düşük olduğunu göreceksiniz.

Bir diğer etken ise endişe edenlerimizin çoğunun, mükemmelliyetçi bir yapıda olması. Bu nedenle bir konuda endişelenerek, o konuyla ilgili tüm olumsuz ihtimalleri göz önünde bulunduracağımızı ve bir sıkıntı çıkmadan hepsini halledebileceğimizi düşünüyoruz. Ancak endişe duymadan ve stres yapmadan da tüm bunların üstesinden gelebilmek son derece mümkün.

Neden bu kadar fazla endişeliyiz?

Özetle endişe, ilkel zamanlarımızdan bize kalan ve eskiden faydalıyken şimdi daha çok zararı dokunan bir kavram. Sıfır endişeyle yaşamak gibi bir hedef belirlemenize gerek yok ama endişelerinizi minimal düzeyde tutmanız çok daha faydanıza olacaktır. Bu kesinlikle kolay bir şey değil; ancak başarılamayacak gibi de değil. Kafanızı meşgul edecek hobiler veya işler bulursanız, endişe sahibi olmaya enerjiniz bile kalmaz. Bunun dışında her olaya dair küçük ya da büyük tüm endişelerinizi bir yere not ederseniz, yersiz çıkan endişelerinizin miktarını gördüğünüzde de "Ben ne yapıyorum böyle?" diyebilirsiniz.

Hayat her daim endişelenmek için gerçekten çok kısa...