DIĞER

"Yazı Yazmaya Çekiniyorum/İstiyorum ama Yazamıyorum"

Eray Kaşıkçı
Yazar
Eray Kaşıkçı

Başlıktan da anlaşılıyordur, bu yazıdaki hedef kitlem yazı yazmak isteyip bir türlü o ilk adımı atamayanlar. Yazının sonunda bir kişiye bile o ilk adım konusunda cesaret verebilmiş olursam, kendimi başarılı sayacağım. Her zamanki gibi çayları kahveleri hazır edelim, kuru kuru yazı mı okunurmuş?

"Kişi kendinden bilir işi" diyerek önce kendi üzerimden ilerleteceğim konuyu. 2,5 seneyi aşkın bir süredir yazı yazma işini profesyonel olarak yürütüyorum, geçimimi böyle sağlıyorum. Bu 2 seneden öncesinde de akla gelebilecek her yerde sürekli yazılar yazdım. Kişisel günlükler, en fazla 25 kişinin okuduğu birkaç sayfalık okul dergileri, tamamen kurgu ürünü olan mini hikayeler, bloglar, sözlükler... Yani aslında yazı yazmaya başlamam bir 10 sene öncesine kadar gidiyor. Bu tutkumun kökeninde de okuma sevgim yatıyor, daha 9-10 yaşlarımda gazetelerden kupon toplayıp ansiklopediler alır, her sayfalarını didik didik incelerdim. Bulut türlerini ezberlemekten tutun, dinozorların yok oluş detaylarına kadar her şeyi aklımda kalana kadar merakla okurdum. Bunu söylüyorum çünkü okumayı sevmeyen bir insanın yazı yazabilmesi bana kalırsa çok nadirdir, yani okumayı sevmeyen bir insansanız, yazı yazma konusunda yardımcı olamayacağım tek grup siz olabilirsiniz. Okumayı sevmeyen insanın da şuan bu yazıyı da okumadığını varsayıyor ve devam ediyorum.

"Yazı Yazmaya Çekiniyorum/İstiyorum ama Yazamıyorum"

Eğer siz yazı yazmaya çekinen gruptaysanız, emin olun yalnız değilsiniz. Aklınızdan geçen düşünceler muhtemelen şöyle: 

"Ya insanlar saçma bulursa?"
"Neden benim yazdığım şeyleri okusunlar ki?"
"Benden daha iyi yazanlar var, ben farklı bir şey katamam."
"Ya yazılarım hatalı olursa/komik olmazsa/ilgi çekici olmazsa?"

Yapmanız gereken tek şey var, bütün bu soruların cevaplarını düşünmekle meşgul olacağınıza hemen klavyenizin başına geçmek. Her şeyin başı denemek. Denemek size hiçbir şey kaybettirmez, fakat karşılığında çok şey katabilir. Bir yazı yazın, varsa geri dönüşleri inceleyip gerekli düzenlemeleri yapın. Geri dönüş yoksa da yılmayın; ikinci, üçüncü, dördüncü bir yazı yazın. Sizin için ve hitap ettiğiniz okuyucu kitlesi için en ideal dengeyi kurabilmeniz bir iki yazıyla olacak iş kesinlikle değil, ümitsizliğe kapılmanıza gerek yok. Yazı yazmayı denedikçe kaleminiz (modern zamanlarda klavyeniz de diyebiliriz) de güçlenecek. Bir şeyler ürettikçe devamı sandığınızdan daha kolay gelecek. 

"Yazı Yazmaya Çekiniyorum/İstiyorum ama Yazamıyorum"

Sizden iyilerinin olduğunu düşünmek de hayli yanlış. İyi kavramı son derece göreceli. İnsanlar en iyiyi aramıyor, kendisine en çok hitap edeni arıyor. Emin olun dünyada sizin yazacaklarınızla da ilgilenecek, zamanını ayırıp okuyacak kadar fazla insan bulunuyor. Kafanızın içindekileri, bilgiler veya yaşanmışlıklar olsun, yazıya dökün. Şöyle düşünmenin de bir faydası olabilir: Belki de yazdığınız şey kötü bir gün geçiren bir kişiyi güldürecek. Belki yalnız hisseden birinin duygu düşüncelerini tarif edecek, ona kendini iyi hissettirecek ve yalnız olmadığını göstereceksiniz. Belki bilgiye aç bir insana ilgisini çeken konularda yeni şeyler öğretebileceksiniz. Demek istediğim şu ki, sadece bir yazıyla tek bir hayata dokunma fikri bile yazı yazmaya sizi teşvik etmeli. Anlatacaklarınıza veya bildiklerinize, samimiyetinize ya da aklınıza ihtiyacı olan birileri muhtemelen var; o kişi/kişilere ulaşmayı denemek istemez miydiniz?

Tüm bunların dışında, kafanızdakileri neden içinizde tutasınız ki? Yazmak bir nevi dünyaya "Ben de buradayım ve beni tanımanızı istiyorum, aynı şekilde sizleri de keşfetmek istiyorum" mesajı vermek gibi. Hatta yazmayı yerine göre bazen bir havai fişek gösterisi, bazense de sahile yazılan bir S.O.S çağrısı gibi de görebiliriz. Şu kesin ki, dünyadan kendi zihninizdekileri esirgemek pek de mantıklı değil.

"Yazı Yazmaya Çekiniyorum/İstiyorum ama Yazamıyorum"

Anlatacaklarınızın değerli olduğu konusunda sizi ikna edebildiysem biçimsel kaygılara geri dönelim. Şunu kabul edersek hepimiz biraz daha rahatlarız: İlk yazınız muhtemelen mükemmel olmayacak... Kendinizi bu konuda çok da hırpalamayın, çıtayı en baştan Everest'e taşımayı düşünürseniz üzerinizdeki baskıyı inanılmaz artırırsınız. İlk başlarda biçimsel kaygılara çok takılmayın. Anlatım tekniğiniz yazdıkça gelişecektir. İlk yazınızla onuncu yazınız arasındaki farkı kendiniz de çok rahat göreceksiniz zaten. Güzel olan tarafı da şu ki, bu süreç devamlı olarak ileri yönde devam ediyor. Yani anlatım tarzınız zaman içinde kötüleşmiyor, gerileme yaşamıyorsunuz. Yazdıkça her seferinde daha iyi olmaya yönelik bir garanti adım daha atıyorsunuz. Cümleler kurdukça beyninizde yepyeni kapılar açılıyor. Hepimizin zihni kendimize özgü olduğu için de, farklı olayları ve bilgileri tüm insanlıktan daha farklı bir şekilde anlatabilme fırsatı çıkıyor önümüze. Ki bu da ulaşabileceğiniz en üst noktalardan biri: Düşünülmemişi düşünmek, düşünülmüşü daha farklı şekilde dile getirebilmek...

Kendi zihninizin ne kadar değerli olduğunun farkında değilseniz, modern çağı da anlayamamışsınız demektir. Çevrenize, sosyal medyaya bir bakın. Herkes ama herkes artık bir youtube kanalı sahibi olup birdenbire patlama yapabiliyor. Herkes şarkısını yazıp yayınlayarak milyonlarca kişiye ulaşabilir, farklı konseptlerde içerikler üretebilir. Bunun dışında herkes uygulama yazıp çok kısa bir sürede milyoner bile olabilir; nitekim App Store olsun, Google Play olsun, herkes ama herkes uygulama yayınlayabilir. Sosyal medyanın gücü, tüm insanlara ön plana çıkma ve kendini ifade etme şansı tanımasından geliyor. Basit bir Instagram hesabıyla bile kendinizi öne çıkarabiliyorsunuz. Artık hangi alanda olursanız olsun, sizi dünyaya açacak bir mecra bulabiliyorsunuz. Çünkü globalleşen dünya, bu özelliği de otomatik olarak yanında getiriyor. Bütün internet mecraları, kaliteli içerik üretenleri daha da popüler hale getirmek için uğraşıyor.

"Yazı Yazmaya Çekiniyorum/İstiyorum ama Yazamıyorum"

Yazı yazma konusu da bunlardan farklı değil, dilediğiniz an bir blog açıp tüm dünyaya açık şekilde yayın yapabilirsiniz. Elbette okuyucuya ulaşmak da zor iş, ancak bu amaçla açılıp okuyucuları ön plana çıkaran siteler de giderek artıyor. Storia'da olup bu yazıyı okuduğunuza göre de, bu mecralardan birini bulmuşsunuz bile demektir. Tıpkı sizin yaptığınız gibi, diğer insanların yazılarına zaman ayıran ve eğlenmeye/öğrenmeye çalışan pek çok insan mevcut burada. Sizin reklamınızı sizin için yapıp, yazılarınızla ilgilenebilecek kitlelere sizin yerinize ulaşan bir mecra anlayacağınız. Yani aklınızda yazma fikri varsa ve buraya kadar gelmişseniz, artık son bir küçük adımınız kalmış demektir. İlk fırsatı beklemeyin, hemen yazmaya başlayın. 

Belki de aranan yeni yetenek sizsinizdir, siz yazmadan bunu hiçbirimiz bilemeyeceğiz. :)