SPOR

Efendi Beşiktaş Yakışıklı Şenol Güneş

Yazar

Efendi. Tdk şöyle açıklıyor:

İsim. (Rumca)

Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse.

Sıfat.

Görgülü, nazik, kibar.

Yakışıklı. Tdk durmuyor bunu da açıklıyor:

Sıfat.

Güzel , gösterişli (erkek).

Gördüğünüz gibi bizde her şey şeffaf. Efendi Beşiktaş, Yakışıklı Şenol Güneş. Tartışmaya kapalı konular bunlar. Söylendi ve bitti.

Efendi Beşiktaş Yakışıklı Şenol Güneş

Beşiktaş.

Beşiktaş Türkiye'nin en eski spor kulübü. 3 büyüklerin sac ayağı. Türk sporunun olmazsa olmazı. Ben şimdi ne kadar tarif etsem az kalacak. Bir Beşiktaşlı'ya anlat neden seviyorsun bu takımı deseniz cidden yetersizliğim ortaya çıkacak o yüzden camiayı geçiyorum ve lidere odaklanıyorum.

Şenol Güneş.

Kendisi 1952 yılında Trabzon'da doğuyor. Kaleci. Daha sonra Trabzonspor'un kaptanlığını da yapıyor. Babamın dediğine göre askerlik arkadaşıymış fakat sonra onu düzelttik isim benzerliğiymiş sadece.

Bir zamanlar bir söz vardı Fatih Terim adam eder diye. Şimdi ise yeni moda Şenol Güneş onu parlatır. Evet Şenol Hoca bir teknik direktörden çok daha fazlası. Bir filozof, futbol tutkunu, akıl hocası, öğretmen, öğrenen, ders çıkaran, telafı eden, yeni zamanların evlilik programları tabiriyle ne istediğini bilen bir adam.

Benim yaşım onun futbolculuğunu izlemeye yetmedi ve hatta ilk teknik direktörlüğünü yaptığı 1988-1989 yılında dünyada bile değildim. Neyse ama hayatımızın en güzel anıları arasında yer alan Dünya Kupası 3.lüğü onun sayesinde gerçekleşmişti. Biz de okul kantininde çılgınlar gibi sevinip masaların üstünden atlamıştık. Hatta havaya atıldığı bir sahne var çok güzel. 

Efendi Beşiktaş Yakışıklı Şenol Güneş

O zamanlar neden olduğunu anlamadığım bir şekilde kendisi tahttan indirildi. Heralde bir bahane bulamayıp karizmasına laf ettiler. Kıyafetine falan. Çirkin şeyler bunlar. Gerçekten bu ayıptır. Şenol Hoca'ya da ayıp edildi. Bence bu duruma üzülse de pek umrunda olmadı devam etti. Tekrar Trabzonspor'un başına geçti ve ondan sonra radikal bir karar alarak Seul'e gitti. Evet Seul. Rengi başka tadı başka abi. Onun için önemli olan yer değildi, insandı. Her zaman bunu söyledi. İnsana verilen emeğin karşılığını almanın tatmininden söz etti. Paradan puldan falan gitmedi. Öğrenmeye-öğretmeye gitti.

Tekrar geri döndüğünde ki 4. kez Trabzonspor'un teknik direktörü olmuştu kendisi bir golcü, bir maestro ve göze hoş gelen futbol ile birlikte takımını ikinci yapıp sezonu kapattı.

Sıra Bursaspor'a geldi ve bizler ülke olarak bu adamın bir teknik direktörden fazlası olduğu idrak etmeye başladık. İdrak ediyorduk çünkü edemezsek aklımızdan şüphe edilirdi. Millet Bursaspor'un şampiyonluğundan sonra düştüğü travmadan bir türlü kurtulamamasını izlerken bir senelik sözleşme ile Şenol Güneş ellerinden tuttu camianın. Hücum futbolu nedir, Teksas Tribüleri ne ister bunların cevabıydı. Takımı her 90 dakikanın sonunda alkışlandı. İddaaseverler her maçına üst oynayarak ayrıca sevindiler. Herkes Şenol Güneş'e saygı duyuyordu ki bunu çoktan haketmişti ama biz yeni idrak ediyorduk.

İLK ŞAMPİYONLUK 

Beşiktaş'a geldiğinde ise ilk demecinde ben hiç şampiyon olamadım teknik direktör olarak dedi. Ligi birinci bitirmek ve Beşiktaş'ın çok özlediği şampiyonluğa beraber uzanmak istiyoruz, bunun için çalışıyoruz dedi. Müzmin sakattı Beşiktaş, 3. diyordu herkes onlara. Yapacak bir şey yok 3. olması onun milyonlarca taraftarı olduğu gerçeğini ve milyonların umudu olduğunu değiştirmiyordu. Beşiktaş lige iyi başladı. İyi devam etti. Herkes klasiktir tökezlemesini bekledi. Sonunda Şenol Hoca galip çıktı.

Yıl sonunda transfer konusunda takımın en iyi iki futbolcusu da gitmek istedi ki bence Şenol Hoca'ya yapılan ayıplara bir yenisi daha eklenmişti. Güneş yerine yenilerini aldı daha soru işareti olan futbolcuları. Hatta onlardan en önemli ikisi Caner ve Talisca sakatlandı. Aboubakar boş kaleye atamadı, sistem değişti, şablon değişti, isimler değişti, stadyum bile değişti bir tek Şenol Güneş'in felsefesi değişmedi. Göze hoş gelen futbol.

Bir gün televizyon programına bağlanan Ali Şen onu onurlandıracak kelimeler kullanarak bu başarısının tesadüf olmadığını, yıllar önce onu Fenerbahçe'nin başına geçirmek istediğini söyledi. Şenol Güneş'in o teklifi reddetmesinin sebebi ise Rıdvan Dilmen'in sportif direktör olarak onun üstünde olmasıydı. Ali Şen böyle diyordu. Onun için paradan, ünvandan çok daha önemli şeyler vardı. Hani adamdır, adamsın, adam oğlu adam, adamın dibi falan deniyor ya böyle samimiyetsiz içi boş. Bu adam güzel adam, naif adam, zeki ve ahlaklı bir adam.

Efendi Beşiktaş Yakışıklı Şenol Güneş

Dün Benfica ilk yarıdan 3-0'ı bulunca herkes biraz buruldu. Güzel kelime. Buruldu. Beşiktaş taraftarı bile ikinci yarıya aşk tezahüratlarıyla destek verdiler. Aşığım sana doyamıyorum dediler. Yani bu ki biz seninle yenilgiye de varız Beşiktaş demekti. 3 farkla mağlup durumdasınız, Şampiyonlar Ligi'ndesiniz, rakip yani hakkını yeme aslan gibi top oynuyor ama saha kenarında bir adam bunu değiştirmeye çalışıyor. Bunu başarıyor. Maç 3-3 berabere bitiyor. Galibiyetlerden, zaferlerden daha özel bir beraberliği milyonlarca taraftarına armağan ediyor. Efendi Beşiktaş'ın Yakışıklı Şenol Güneş'i yüzbinlerce çocuğu yarın okullarına mutlu gönderiyor.

Bazı değerler vardır onları iki renge sığdırmak gerçekten enayı işidir. Biz enayi değiliz. Olmamaya çalışıyoruz. Şenol Güneş'i nerede hangi şartta olursa olsun ben dinlerim. Dinlemenizi de tavsiye ederim. Fanatik futbol camiasında bazen gözden kaçırabiliyoruz böyle şeyleri. Elimizden uçtuktan sonra değerini bilmek enayi işidir. Biz enayi değiliz. Yaşa Hocam. Renklerden bağımsız bizi gururlandırdığın için çok yaşa.