SINEMA & TV

That's what she said

Yazar

Buraya dizi yazmaya karar verdiğimde aklımda olan ilk dizilerden biriydi Office. Bu zamana kalmış olması beni ciddi şekilde üzse de, son dönemdeki yemek yerken izleyecek kısa dizi boşluğumu yeniden kendisiyle doldurmaya başlamamı fırsat biliyor ve Office’e dair hislerimi yazıya döküyorum.

That's what she said

The Office, başlamayı en uzun süre ertelediğim dizilerden biri. Lisede ilk 1 TB harddiskimi aldığım zaman indirip takribi 7-8 sene bekletmiştim. Çünkü başlarda ilk sezonunu izleyip bu ne aqqq demiş ve bir daha geri dönmemiştim. Sonra sonra aklıma geldi, her yerde Dwight Schrute’un kepslerini görmeye başladım ve birinci sezona hiç dokunmadan direkt ikinci sezondan izlemeye başladım.

Bu da sanıyorum geçen senenin yazına denk geliyor ve Office’i izlediğim süreçte başka hiçbir şey izlemedim. Dokuz sezonu sırf yemek yerken izlerim diye başlayıp üst üste beş altı bölüm izlemeden hiç kapatmayarak bir-iki aylık bir süreçte bitirdim. Office benim ailem oldu, bir dizide bulabileceğim en samimi ortamı buldum. Bittiğinde köpek gibi ağladım. Ciddi şekilde tüm aile fertlerim aynı anda hayatımdan silinmiş gibi hissettim ve bu boşluğumu en az 4-5 saat süren ekstralarını izleyerek, hakkında yazılanları okuyup benim gibi düşünen insanları bularak geçirdim.

Şimdi yeniden izliyorum, iki günde 20 bölüm oldu biraz hızlı gittim ama olsun, Office'i çok seviyorum, bittiğinde yine ağlayacağımı biliyorum. Bu kadar.

#TheOffice