HIKAYE

DUDAĞI KALDIR VE ÜFLE. ŞAMPİYONSUN

Yazar

DUDAĞI KALDIR VE ÜFLE. ŞAMPİYONSUN

DUDAĞI KALDIR VE ÜFLE. ŞAMPİYONSUN

Sizin çocukluğunuz o döneme denk gelir mi bilmem.

Bir dönem sopaların ucuna taşları bağlayan ve kendince bir ağırlık elde eden mahalle çocuklarının eğlencesiydi halter.

Güreş zaten milli spordu, karate desen bünyelere nüfus etmeye başlamıştı.

Ama halter, halteri nereye koyacağımızı bilemedik.

Öyle ki ben kadar bir adam, yeri göğü inletiyordu.

TRT'nin olimpiyatları sunan spikeri gırtlağını yırtıyordu;

"Yine Naim, yine Süleymanoğlu, yine Cep Herkülü"

Bizim merak işte o heyecanın eseri.

Olimpiyat kültürü güreşle sınırlı ülkemde, bir adam ardı ardına koca tekerlekleri kaldırıyordu. Ortalık yıkılıyor, tokalaşmalar, çiçekler, siyasiler adamın üzerine yağıyordu.

Başarıya şapka çıkarılır elbet.

Ama bu adamda çocukların oyunlarına katacağı başka bir şey vardı.

Öyle bir özellik ki...

Kaslar mı? Bacaklar mı? Güç mü? Yakışıklılık mı?

Hepsini koy bir kenara.

Naim Süleymanoğlu dediğinde benim aklıma karakteristik tek bir hareket gelir.

Alt dudak önde üste kıvrılmış, bir nefes, iki nefes, üçüncü nefeste öne düşen perçemler havalanır veeeee...

O koca ağırlık o perçemlerle birlikte havaya kalkar.

Sonrası.

Sonrasını biliyoruz işte.

Halterde 1988, 1992 ve 1996 yıllarında üst üste olimpiyatlarda altın madalya kazanan tek sporcu.

1992’de Dünyanın En İyi Sporcusu ünvanı.

46 kez dünya rekoru kıran, gelmiş geçmiş en iyi halterci.

Time Dergisi'nin 1988 kapağı.

Çin'de yapılan olimpiyatlarda sakatlanmasına rağmen 3 altın madalya alan azim örneği.

Bir miktar siyaset gidişimi.

Sonra...

Sonrası malum.

50 yaş.

51 yok.

Herkesin aklında bir hikaye.

Bulgaristan'dan geldi.

İlk halteri 9 yaşında kaldırdı.

O Türkiye'yi, Türkiye O'nu sevdi.

Sayısız madalya aldı, sayısız alkış.

Anlat dur.

Ben çocuk gözüyle, bendeki Naim Süleymanoğlu'nu bir cümleyle anlatayım size; DUDAĞI KALDIR VE ÜFLE, ŞAMPİYONSUN.