HIKAYE

Oyunculuk hayalleri - season 1 episode 2

Yazar
Oyunculuk hayalleri - season 1 episode 2

Beni asıl heyecanlandıran yer, part1’de bahsettiğim gibi sahne arkasıydı. Mülakatı yapan tipleri gördükten sonra zaten pek bi heyecan kalmadı bende. Elinde kumandayla kanepeye uzanmış duayen rahatlığında yorumlar yapmaya başlamıştım bile…Evet, Edis’te kalmıştım en son…

Sonra Edis söz aldı;
Estaççım oyunculukta ne kadar ileri gidebilirsin?
Hmm, size ne kadar lazım?
Bu kadar! dedi, bam diye koydu masaya (yumruğunu)
Dedim el yumruğu yemeyen kendininkini değirmen taşı sanırmış, vurdum bende yumruğu!

Güzel olurmuş öyle gelişseymiş… Ama aslında; yani ailem falan izler sonuçta beni. Bir gün üst düzey bir oyuncu olursam alışır onlarda ama pat diye de ayıplı sahnelerle başlamayı tercih etmem kariyerime ilk etapta...

Peki Estaççım, ilerde oynayabileceğini bilmek güzel. İyi ki geldin. Dışarıda bekle, sonucu bildireceğiz.

Sonradan öğrendim ki herifin işi gerçekten yetişkin filmleriymiş. Almanya, Fransa falan takılıyormuş. Bu firmaya mülakat jürisi gibi gelmiş sadece. Sektörde isim olsun diye danışman gibi çağırmışlar. Ayrıca adamın sadece tarzı Edis’e benziyor. Popçu Edis ile karıştırılmasın lütfen, kendisi adamın dibidir zira, severek dinliyoruz.

Sonuç olarak Türkçe konuşabiliyor muyum ve kendime güveniyor muyum onu test ettiler sanırım sadece. Belki Edis’in gevşekliği karşısında küfretmeden sonuna kadar dayanabilecek mi diye de gizli bir teste tabi tutulmuş olabilirim bilmiyorum. 5 dk sonra önüme sözleşmeyi koydular. Yıllık 750 TL ödeyeceğim, karşılığında da beni dizilere falan önerecekler. Kabul eden dizi/ film/ klip/ reklam vs. olursa %70’e %30 kırışacağız paraları. 

Ücreti taksitle de ödeyebilirsin deyince dayanamadım, çaktım imzayı hemen. Sonuçta bir reklamda bile boy göstersem tamamdır. Bende bir ışık var mı yoksa gecelerin, kokoreççilerin adamı olacak kadar karanlık mıyım görür, tatmin olurum. İçimde ukde kalmaz.

Oyunculuk hayalleri - season 1 episode 2

Fikir aldığım arkadaşlarla buluştum akşamına. Kazandım gençleer, tebrikleri alayım diye bi giriş yaptım yanlarına; kutlamalar, tebrikler, şaşkınlıklar... Sonra para verdiğimi söyleyince ağzıma sıçtılar :D:DD. Ama öyle böyle değil yani, o iki saat boyunca dünyanın en salak insanı olduğuma ben bile ikna oldum hani öyle bi yüklenme! 

Ulan herkes mi dolandırıcı olacak memlekette be, adamların da masrafları var sonuçta. Bizden yıllık cüzi bir bedel almaları çok da sürpriz değil bence. Hem bizi düdüklemiyorlarsa tanınmış birkaç oyuncu da bu ajanstan çıkmış daha önce. Neden olmasın yani. Beni meşhur edecek plastik cerraha liposakşın yaptırmaktan çekinmem ben! (O işlere onlar mı bakıyordu bu arada:)

Ama yok, konuşturmuyorlar ki beni. Onlara göre ben düz salağım, boşuna para dağıtıyorum sağa sola. Bu kafayla zaten çok sürmez Erol Köse filan tenhada denk getirir beni. Fake taksi tarzı kısa filmlerde yan rol olarak meşhur olurum ancak. Adımı Estaç K yaptılar bile. Ulan iyi ki bir şey danıştık size! Bir kez adam sandık ya eşeği, alnımıza değdi hemen tarağı :D

İki Hafta Sonra…

Bilmediğim bir numara aradı beni, ben yine fabrikada ustalarla güreşirken. Estaç bey şöyle bir dizi var, sizi de onayladı yönetmen, bu hafta sonu 8’de şurada olabilir misiniz? Aklıma hemen arkadaşlarımı nasıl itin kulübesine sokacağım geldi, sonra da heyecan yaptım deli gibi. Ne dediğini bile dinlemedim doğru düzgün kadının, tamam dedim gelirim, tabii, seve seve! İyi ben adresi, buluşma yerini falan mail atarım dedi kapadı.

Allaahhh!!! Mesai falan dinlemedim, benle dalga geçenlerin hepsini sırayla arayıp fırçalamaya başladım. Bendeki ışığı gördüler işte! Siz ne anlarsınız kodumun cahilleri. Bi ünlü olayım, sizinle bir daha görüşenin amk. Sizi lanet olası ölümlüler! Brad Pitt sahalara dönüyor ula, yirmağaa gideyrumm… Benimle çekildiğiniz fotoğrafları dikkatli saklayın, ilerde değerlenecek oralar :D:DDD:D

Bu arada ben Bursa’dayım ama dizi İstanbul’da. Pek de iyi bilmiyorum İstanbul’u. Geceden çıktım yola, buluşma yerine vardım erkenden. Pastane gibi bir yerdi buluşma noktası. Ben de erken geldiğimden poğaça falan yedim, 28 tane çay içtim buluşma saatine kadar. Pastane doldu 8’e doğru ama uğrak bir kahvaltı mekanıdır herhalde dedim. 

Sonra bir servis geldi; X ajans için bekleyenler atlasıın diye bağırdı şoför! Yahu ben yönetmenle görüşüp rol üzerine tartışacağız, gerekirse rol için kilo alıp vereceğim, sakal bırakacağım falan diye düşünüyordum ama bu pek o hikayeye benzemiyor. Daha çok figüran kahvesinden adam toplar gibi sanki:( Yok oğlum diyorum, öyle olsa ajansa ne gerek var sonuçta...

15 kişi falan doluştuk servise, çıktık dağ tepe bir yere. Kafamda deli sorular var ama! Hayır ben o kadar yolu sabahın köründe oyuncu olacağım diye geldim. Arkada çay getiren figüranı oynatıp 3 kuruş para verip gönderirseler mevzu çıkaracağım. Gerçi telefonda tek soru bile sormadan kabul ettim mal gibi, şimdi kime, niye itiraz edeceğim? Sanırım çocuklar haklıydı. Dağa kaldırıyorlar beni…

Mevsim de daha kış, deli gibi soğuk yani montlayız hepimiz. Bu arada serviste bir kız var ama, ben onun gözlerini gören cepheye kamp kurarım. Günlerce yemez, içmez, o manzarayla beslenirim. Ömrümün sonuna kadar müzik dinlemem eğer o sadece gününün nasıl geçtiğini anlatırsa bana. Dünyam değişti bir anda. Kıza cool pozlar kesmekten ortamda ne olup bittiğinin bile farkında değilim. Tek odağım o. Yoldaydık zaten 2 saattir ama umursayan kim. Geldik bir dağın başına, bekliyoruz öyle boş boş.

Bir de öyle çişim ki var anlatamam. Zamanlamama tüküreyim. Kıvranıyorum araçta. Soğuk diye kimse de inmiyor servisten...Bir taraftan kızla kesişiyoruz...

To be continued…