HIKAYE

Takvim Tozu-3

Автор

Ferman içinde sakladığı son sırrı söylemeye karar vermişti, Melinin bu kadar açık olmasından sonra ona güveneceğini biliyordu, bu yalnızlıkta güvenmekten başka çaresi'de kalmamıştı.

-Melin sana son bir şey söylemek istiyorum

-Nasıl? Birbirimize sırrımız kalmamıştı.

-Yargılarsın diye korktum.

-Artık yargılayacak gücüm kalmadı.

-Ben sevdiğim kadının hastalığını öğrenmeden önceki gece...

-Neden duraksadın?  Tahmin edeyim hemen aldattın değil mi?

-Evet 

Melin boş gülücüğünü Fermanın utanan suratına tokat misali göndermişti ve kafasını Topkapı Sarayına doğru döndürerek düşüncelere dalmıştı. Korkularını pembe renk yatıştırıyor gibiydi. Üsküdar'a doğru bakarken Melin. çantasından sigarasını çıkardı Fermana  bakarak ''İçer misin? Sayın ölen sevgilisini aldatan'' dedi. Alaycı gülüşü Fermanın daha da utanmasını sağlamıştı.

-Hayır, bu konuda böyle konuşma. En büyük utancım onu aldatmak ve bu utançla yaşamak çok zor.

-Ferman sen haysiyet sınırlarını zorlamışsın, farkındamısın bilmiyorum. Benimle alay edici konuşmaların, yargıların hepsi kendini gizleme çabanmış.

-Bu sırrı bilen sensin ve kendimi temizlemem gerek o buluta ilk ben gireceğim.

-Ne diyorsun sen, ayrılamayız zaten.

-Mesafeyi ayarlarsak olur, bulutun içine girme ama çokta uzakta kalma.

Bu sözünden sonra, Ferman pembe bulutun içine koşmaya başladı tüm gücüyle. Melinde arkasında istemsiz şekilde takip etti.

-Ferman dur!! Yaptığın saçma kısılıp kalacağım senin yüzünden

-İçine girme sakın! Tam önünde dur, en azından dünyada benim sırrımı bilen ilk ve son insan olacaksın,bunu yapmaya değer.

Ferman bir anda bulutların arasında kayıp olmuştu,Melin ise yoğunlaşan bulutların önünde kala kalmıştı.

Ferman artık önünü göremiyordu, durdu ve arkasına baktı, Melin artık gözükmüyordu ve sözünü dinlemişe benziyordu, arkasından gelmemişti.

Ayaklarına istemsizce baktığında artık asfaltın olmadığını görmüştü, kendini çimenlerle kaplı bir patikada bulmuştu. Patikadan korkarak yürümeye devam etti. Yolun sonunu kestirebiliyordu yolun sonunda ki kadın siluetini görmeye başlamıştı, yaklaştıkça bu kadının beline kadar sarı saçlarını, saçlarında ki tacı ve mavi elbisesiyle,dünya üzerinde görmediği görmediği bir güzelliğe şahit oluyordu. Güzelliği insanı kendine bağlıyordu, içinde ki tüm korkuları almıştı, gidip  hemen tanışmak için adımlarını hızlandırdı.

Yaklaştıkça mavi gözlerinin içinde daha da fazla kayboluyordu Ferman, içinde ona karşı anlamsız bir güven gelişmişti.

Kadın Fermana doğru bakmaya başlamıştı, gözleri kısılarak gülen bu kadın fermanın içinde ki duyguları karma karışık bir hale sokmuştu.

Fermana bakan kadın;

-Merhaba zamanda ölen, anda sıkışan bende gelmeni bekliyordum.

Ferman bu sözlere anlam verememişti merakla;

-Sen bizi nereden biliyorsun sen mi getirdin buraya.

Ferman sözlerini bitirdikten hemen sonra arkasında Melinin kendi adını haykırarak geldiğini duymuştu.

Koşarak gelen Melin karşısında gördüğü kadına şaşırmıştı, Fermanın koluna girerek;

-Kim bu kadın.

-Merhaba zamanda ölen, anda sıkışan seninde gelmeni bekliyordum. Ben İo, Zeusun zaafı, babamın laneti ve aşkın gazabıyım. 

İkisi'de bu sözler karşısında anlam veremiyordu, Melin çekinerek İo'ya;

-Biz neden buradayız, biliyormusun?

-Sizler asırlar boyu süren yalnızlığım için hediyesiniz. Zeusun bana sunduğu hediyeler, yalnızlığımı bölecek olanlarsınız ama biriniz benimle birlikte bu ölümsüzlükte eşlik edecek.

Ferman ve Melin korku dolu gözlerle o önemli soruyu sordular.

-Hangimiz yanında kalacağız.

-Bunu siz belirleyeceksiniz, eğer yalnızlığıma eşlik etmeye değerseniz yanımda ölümsüzlüğü tadacaksınız. İkinize hayatınızın dönüm noktalarını ve yaşarken, değiştirmek istediğiniz zamana göndereceğim eğer buraya dönmek isterseniz adımı söylemeniz yeterli.

İkisi bu sözleri duyduktan sonra göz kapaklarına hakim olamamaya başladılar, ayakları yerden kesilmişti ikisininde.

Ferman

Ferman gözlerini açtığı gibi kendisini eski evinde bulmuştur, eski yatağında hemen aklına sevdiği kadın gelir arkasını döndüğü an saçlarından yayılan tanıdık kokusu merhaba der.

Ferman tüm gücüyle sarılır yılların verdiği hasret ile;

-Aşkım, kadınım,kelimelere anlam katanım günaydın.

-Aşkım sabah sabah ne oldu? Kahvaltıyı sen hazırlayacaksın anlamam, dün akşamdan sözleştik bu tatlı kelimelerle bel altı oynama.

Fermanın göz yaşları, göz çukurlarından süzülerek, sevdiği kadının omzuna düşer sevdiği kadın arkasına dönerek Fermanın gözlerine bakarak.

-Ne oldu aşkım? Kahvaltı için mi ağlıyorsun yoksa, kıyamam ben hazırlarım sana.

-Hayır, senin kokunu bir kez daha içime çekmek beni mutlu eden, gözüme sen kaçtın ondan ağlamam, sarılarak uyuyalım mı?

-Miskin şapşalım benim, bak bu sözleri ne olur yaz bir yere. İnsanlar senin ruhunu görmeli ama o ruh sadece beni sevmeli.

Ferman sevdiği kadına sarıldı gözlerini kapadı, kokusuna teslim etti bedenini uyuya kaldılar.

Fermanı uykusundan çalan telefonu uyandırmıştı,telefona uzandı,numarayı tanımıyordu açtı.

-Alo, Ferman ben Arzu hatırladın mı?

Ferman hatırlamıştı, hatırlamakla kalmamış azapta çekmeye başlamıştı, bu o kadındı.

Sevdiği kadını,aldattığı kadındı. Telefonu hemen kapattı ve neden burada olduğunu hatırladı, oysaki bu anın bitmesini hiç istemiyordu. Yapması gereken şeyi hemen yerine getirmeliydi, Yoksa sevdiği kadını kaybedebilirdi.

Sevdiği kadına döndü;

-Aşkım sana bir şey söylemem gerek.

-Kim aradı aşk, ne söyleyeceksin.

Ferman söylemek için doğru zamanın bu olduğuna inanmıştı. Ağzından kelimeler tam dökülmek üzereyken, aklına Melin gelmişti.

''Eğer şu anda sevdiğim kadına aldattığımı söylersem, sevdiğim kadın hayatı terk-i diyar edene kadar yanında olabilirim. Ya Melin başaramazsa ya oda benim gibi ikilemde kalırsa sonsuza kadar zamanda sıkışırsa. Ben bir daha sevgilimin ölümünü görmeye dayanamam, hem onu böyle bir gerçekle ölmesine müsaade edem ki.

Melin ile birlikte o zamansız yerde yaşayabilirim en azından ikimizin acıları aynı, hem o korkar ailesini tercih eder yine. Bu an sevabıyla günahıyla aynı kalmalı'' Ferman sevdiği kadına yakışır bir veda yapmalıydı.

-Aşkım seni çok seviyorum, seninle geçirdiğim her an benim için o kadar değerliydi ki. Sen benim vicdanımdın, sen benim en güzel tarafımdın,seninle elbet bir gün buluşacağız, o an gelene kadar bekleyeceğim. Zaman geçmese bile, birinin bana ihtiyacı var, yaralarımız aynı,özlemlerimiz aynı, yarı yolda bırakamam onu seni bir kere bıraktım onu bırakamam, sana yardım edemem,ama ona yardım edebilirim. Tekrar seni göreceğim güne kadar,kendine iyi bak. İo

Fermanın son kelimesinden sonra, göz kapakları yeniden ağırlaştı ve kapandı.

MELİN

Melin kendisini,sevdiği adamla son konuşma yaptığı yerde bulmuştu. Sevdiği adam karşındaydı ve Melin gözlerine bakarak;

-Aşkım ne diyeceksin bu kadar önemli.

Yine aynı acı dolmuştu Melinin kalbine, o an gelmişti ailesini tercih ettiği o an gelmişti, sevdiği adamın ağladığına şahit olacağı o an.

''Bunu yapamam, sevdiğim adamı tekrar bırakamam''

-Sensiz olmayacak aşkım biliyorsun dimi?

-Melin sevgilim, anlamadım evet sensizde olmaz haklısın.

Melin korktuğu şeylerin üstüne gitmeye karar vermişti. o anda aklına Ferman gelmişti.

''Ferman ne yaptı acaba oda sevdiğini mi seçti. Tabi ki benim bu sorduğum soru mu ki?  Hayatını adadığı kadını seçecek ama hangimiz İo'nun yanına döneceğiz ki? ya ben o kadınla bir anın içinde yaşarsam ne yaparım. Fermanda seçtiyse sevdiği kadını, olsun şansımı deneyeceğim yinede, korkularımla yaşamak artık beni yordu.''

-Aileme söyleyeceğim seni, eğer kabul etmezlerse kendi hayatımızı biz kurarız.

-Aşkım sen...ama...şu an...

-Seni seviyorum evlilik teklifini şimdi,gerçek manada kabul ediyorum.

-Sevgilim benim seni çok seviyorum,Melinim benim.

Melin sevdiği adamın koluna girerek babasının, iş yerine gittiler, babasını odasına hızlıca girdiler. Babası şaşkın bir bakışla;

-Melin kızım merhaba, bu çocuk kim?

-Baba bu adam benim hayatımın bundan sonrasını geçirmek istediğim adam, biliyorum mezhebimizden değil, biliyorum ailede herkes bize laf söyler ama baba sizinle ve sevdiğim adamla bir arada yaşamak istiyorum. Ne olur anla beni

-Kızım ne diyorsun, bu iş böyle olmaz

-Baba lütfen beni korkularımla yaşadığım bir hayata atma sende o korkulu hayatta yaşadın, biliyorum. Hadi baba izin ver.

Babasının gözleri dolmuş ve şaşkın bir halde Meline bakarak;

-Seni üzmektense,dünyayı karşıma alırım daha iyi benim bir tane kızım var, ama böyle olmaz delikanlı ailene söyle tanışalım.

O an melin dünyanın en mutlu insanı olmuştu, babasına doğru koştu ve sımsıkı sarıldılar ikisi'de ağlayan gözlerle, zamana nemli bir hatıra bıraktılar.

Sonun Başlangıcı

Ferman gözlerini tekrar açtığında karanlıklar içinde buldu kendini, İo'nun sesi kulaklarına geldi.

-Merhaba anıma eşlik edecek olan.

-İo,Melin'de geldi mi?

-Hayır, arkadaş gelmedi. Korkuları ile yüzleşti ve sevdiği adamı seçti.

-Nasıl yani tek mi kaldım burada? Bu anda sıkıştım mı?

-Evet anıma eşlik edecek olan, bana arkadaşlığını sunacaksın,bu ölümsüzlük aleminde.

-Ya gözlerim onlar açılacak mı?

-Hayır, Zeusun bana hediye vermesinde ki tek şartı buydu. Eğer zamanda sıkışan kız gelseydi,benden uzaklaşamayacaktı. Ne yazık ki senin'de gözlerin ben olacağım.

Ferman hak ettiklerini yaşadığına inanmaya başlamıştı, kendi diyetinin bu olduğuna inanıyordu. 

Gözlerinde en son resim olarak kalan,sevdiği kadının yüzü eşlik ediyordu. Sonsuz bir alemin, olmayan bir zaman dilimine sıkışarak, ölümsüzlüğünü tatmaya başlamıştı, yüzünde ki acı gülümsemeyle.

Takvim Tozu-3