ILIŞKILER

İlişkilerin gizli düşmanı "Retroaktif Kıskançlık"

fifident
Yazar
fifident

Günümüzde retroaktif kıskançlık yani geriye dönük kıskançlık olarak adlandırılan bu durum birçok ilişkinin sonunu getiriyor.

İlişkilerin gizli düşmanı "Retroaktif Kıskançlık"

Retroaktif kıskançlık; eşiniz ya da sevgilinizin geçmişteki duygusal veya cinsellik deneyimlerine karşı gösterdiğiniz takıntılı merak durumu aslında. Neredeyse herkes farklı bir boyutunu yaşamıştır. Biriyle yeni tanıştığınızda bir taraf ilişki partnerinin eski sevgilisine dair detayları merak edebilir. Ardından da bu durumu kabullenip bugüne odaklanır ve sağlıklı bir şekilde ilişkisine devam eder. Benim ise anlatacağım durum bundan biraz daha öte... Bazı kişilerin bu durumu bir çeşit saplantı haline getirip sürekli olarak zihninde bu durumu canlandırması ve hatta karşısındaki kişiye dair çeşitli senaryolar ve varsayımlar oluşturma durumu. Geriye dönük kıskançlık yaşayan biri partnerini başka biriyle birlikte hayal eder, senaryolar oluşturarak zihninde sürekli bu olaylar ile yaşar. En olmadık yerde, olmadık biçimlerde, pozisyonlarda partnerini düşünmekten kendini alamaz. Bu düşüncelerden uzaklaşmaya çalıştıkça daha çok düşünür. Sonunda bu düşünce ve görüntüler saplantılı bir hale dönüşür.

Hatta geçmişteki adam/kadın ile kendini kıyaslama eğilimi bile gösterir. Bu durum da öfke, kaygı, şüphe gibi duyguları ortaya çıkarır. Sonuç olarak da mutlu giden bir birlikteliğin sonunu getirir.

Dört yıl önce hayatımın aşkı olarak nitelendirdiğim bir birlikteliğim vardı. İlk günlerde her şey masal kıvamında olsa da durum ciddileştikçe adama bir haller oldu. En keyifli anlarımızda bana geçmişte yaşadığım ilişkilere dair sorular sormaya çalışıyor, bu kişilerle olan beraberliğimin boyutu hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışıyordu. Ben de her defasında bu soruları kısa ama samimi yanıtlar ile geçiştirmeye çalışıyordum. Bu geçiştirmeler kutlama yaptığımız akşamlardan birinde ben azıcık alkolü fazla kaçırmışken son buldu.  Alkolün herkeste farklı bir etkisi var. Ben günlük yaşamda hem ketum hem de aşırı kontrollü biriyim. Tipik oğlak kadını işte... Ama iki kadehten sonra çenem bir açılıyor ki sormayın. O nedenle (zaten çok nadirdir) sadece güvendiğim, tanıdığım kişiler ile ancak alkol alırım.  Onunla da ilişkimizin güven kısmında olduğumu düşünerek böyle bir hata yapmıştım. O gece bir gazeteci edasıyla merak ettiği ne varsa sormuş. Ben de bir güzel yanıtlamışım. Sonra ne mi oldu? O gece anlattıklarımı kafasında kurdu kurdu, yetmedi çeşitli senaryolar üretti ve sonunda bununla yaşamayacağını söyleyerek ayrılmak istediğini söyledi. Ayrılığın sebebi ise geçmişte yaşadığım ilişkilerim... Bugün ne denli mutlu olduğumuzun ya da birbirimize ne kadar uyduğumuzun da önemi yok!

Ben ise çocukluğun geçtiği evin yıkımı izlemenin verdiği bir acıya benzer bir his ile oturdum ve kendimi suçladım.

Ardından kendime geldiğimde bu ciddi bir psikolojik rahatsızlıkmış onu öğrendim. Yaşayan kişinin mutlaka uzman yardımı alması ve terapi görmesi gerekiyormuş. O nedenle belki iyi de olmuş.

Eğer günün birinde gerçekten mutlu olacağınıza inandığınız biri ile karşılaşırsanız, geçmişi bırakın gününüze ve yarınınıza odaklanın. Kim bilir belki onu size getiren sebep geçmişte yaşadığı tecrübeler ve aldığı dersler olabilir. O sebeple anı kaçırmayın bence.

Hem  ne demiş Frederick William Robertson ağabeyimiz;

"Geçmiş geçmiştir; ama gelecek bizimdir"

Herkesin yüreğindeki aşkı bulması dileğiyle... Fifi