ILIŞKILER

Modern zaman ilişkileri.

Yazar

Uzun süredir etrafımdaki ilişkileri gözlemliyorum. Sadece iki insan arasında olan ilişkiden bahsetmiyorum. Hayvanları da gözlemliyorum. Özellikle en yakınımda olan - çocuklarım olarak gördüğüm iki kedim, her gün insanlığın bir ayıbını daha görmemde bana yardımcı oluyor.

Öncelikle onlardan başlamak istiyorum. Kedilerimden biri cins bir kedi. Annesi de babası da belli, ilk dikkat çeken özelliği güzelliği. Diğer kedimi ise sokakta buldum. Ne annesini ne babasını biliyorum. On binlerce sarmandan birisi. İkisi karakter olarak tamamen farklılar. Ama ilk günden beri beraber yaşamayı öyle güzel öğrendiler ki. Aynı evin içinde birbirlerine ayırdıkları özel yerleri var. Beraber vakit geçirdikleri gibi ayrı ayrı da vakit geçiriyorlar. Gün içinde kavga da etseler akşam yanıma gelip beraber sarılarak uyuyorlar. Biri diğerinin mamasını yediğinde diğeri gidip ona saldırmıyor; biri diğerinin yerinde uyuduğunda diğeri onu uyandırmıyor. Aralarındaki ırk ve karakter farklılığı sadece karnelerinde yazan bir detay. İkisi zamanla fark etmeden bir bütün oldular. Bu bütünlüğün içinde sadece saf sevgi var. Ve o saf sevgiyi evin her yerinde hissedebiliyorum.

Sonra diğer en yakınımda olan ilişkiye bakıyorum. Anne ve babam. Geçen Haziran ayında 38. Evlilik yıldönümlerini kutladık. Baktığımda çok mu uyumlular? Hayır, hatta tamamen farklılar. Ne yetiştikleri aileler benziyor, ne yaşam şekilleri ne de karakter özellikleri. Hatta burçlara göre beraber olmamaları gereken çiftler arasındalar. Ama çocukluğumdan beri gördüğüm sadece aralarındaki sevgi. Kavga da etseler, birbirlerini üzseler de sonunda yine bir bütünün iki parçası olarak çözüme ulaşıyorlar. Çünkü aile olmanın en büyük servet olduğuna inanıyorlar. Birlikte olmasak neler olurdudan çok, beraber neler yaparıza odaklanıyorlar. 38. yılda dahi birbirlerinin gözlerinin içlerine sevgiyle bakabiliyorlarsa daha fazlasını da sorgulamamak lazım sanıyorum. Sorgulamamak dediğimde işte o an beynimde ampuller yanıyor. Günümüz ilişkileri neden uzun sürmüyor? Neden bu kadar çok ayrılma, boşanma var? Tam da orada soruların cevapları sanki beliriyor.

Günümüz ilişkileri uzun sürmüyor çünkü baktığımda devamlı bir sorgulama görüyorum. Devamlı kendini ve karşındakini sorguladığın, hayatı akışına bırakmadığın bir süreç. Herkes yapamadıklarının engeli olarak karşısındakini görüyor. Birlik ve bütün olmaktansa ben ve benim hayatım önde geliyor. Devamlı olarak akıllarda ‘’Ya daha iyisi varsa?’’ fikri beliriyor. Kapitalizmin iliklere işleyen tüketim alışkanlığı ilişkileri de tüketmeye başlıyor. Çünkü herkes daha iyisini arıyor; daha iyisi, daha güzeli, daha zengini derken dahaların içinde boğulup gidiyor. Geriye ne kalıyor? Kimseye güvenmeyen, birbirini kullanmak üzerine dönen kısa ilişkiler; kirli bedenler ve mutsuz ruhlar.

Starbucks’ta beğenmediği içeceği değiştirmek kadar basit görüyorlar memnun olmadıkları ilişkiyi bitirmeyi. Fedakarlık yok, karşındakini olduğu gibi kabullenmek yok. Çünkü seçenek çok. Sadece Instagram'a baktığımızda dahi binlerce dudak aralayan kadın, kas şişiren erkek görüyoruz. Bazen belgesellerdeki çiftleşmek için kur yapan kuşlara benzetiyorum bu tarz insanları. Kanatlarını açıp, dans ederek tüm varlığını, güzelliğini gösteren kuşlar gibi, insanlar da artık tüm mal varlığını ortaya seriyorlar. Parasıyla, sahip olduklarıyla var olan insanların dünyasında saf sevgiden bahsetmek ahmakça kalıyor.

Olmazsa ayrılırız diye kıyılan onca nikaha gidiyoruz. Arka planda olanlardan habersiz çiftlere mutluluklar diliyoruz. Gerçekten neden evleniyorsunuz siz? diye sormak geliyor bazen içimden. Düğününde başkalarına kur yapan insanlar görüyorum. Delirdiniz mi? diye içimden çığlıklar atıyorum. Ya evlilik çok kalıplaştı ve bir toplum baskısı olarak görüldüğü için bu şekilde oluyor. Ya da günümüz dünyasında evlilikler sadece altın toplayıp yurtdışına gitmek için bahane ediliyor.

Bazen bir şarkı dinliyorum ve hayatımın şarkısı diyorum. İki gün sonra başka bir şarkıya denk geliyorum yok bu hayatımın şarkısı olmalı diye fikir değiştiriyorum. Bir gömlek alıyorum, eve gelip başka bir rengini mi alsaydım diye kararsız kalıyorum. Eğer kararsızlığım uzun sürerse mağazaya tekrar gidip değiştiriyorum. Ama bu davranışı bir canlıya nasıl yaparım? Mesela kedimi sokakta bulduğumdan birkaç gün sonra ben başka renk bir kedi istiyorum diye onu sokağa bırakabilir miydim? Duyguları önemsemeden, vicdanı umursamadan yaşayabilir miydim? Ama işte etrafta o kadar çok insan var ki bunu sevdikleri (en azından bir zamanlar sevdikleri) canlılara yapan. İnsan, hayvan fark etmez. Nefes alan herhangi bir canlıya bu şekilde davranmayı bize kim öğretti? Ne zaman alışkanlıklar, hisler bu kadar değişti?

Bu yazıyı yazma amacım, sadece aynı histe olan insanlara ulaşabilmek ve tam tersi düşünen insanlara da belki (%2 ihtimal) ‘’Gerçekten ya ben ne yapıyorum?’’ diye birkaç dakikalık düşündürebilmek.

Lütfen dünyevi zevkler ve materyal tutkular için sevdiğiniz insanları üzmeyin. Daha iyisi, daha güzeli derken gerçek güzellikleri görmezden gelmeyin. Her zaman genç ve varlıklı olmayacağını anlayabilse insanlar, yediklerini içtiklerini fotoğraf olarak paylaşmaktansa etrafındaki muhtaçlarla paylaşabilse, güzelliğin geçici iyi kalbin kalıcı olduğunu fark edebilse. Mümkün mü? Bence mümkün. Anne ve babamın nesli son nesil değil aşkların sonsuza dek sürdüğü. Olmamalı. Bizim neslimizden de el ele tutuşarak ölüme giden çiftler çıkabilir. Kasalarda para biriktirmektense kalplerde sevgi biriktirebileceğimiz güzel günlere ve fedakarlıkla, iyi günde kötü günde ellerin bırakılmayacağı evliliklere...

İnsanlar sadece birbirlerini sevdiklerini unutmasalar yeter, geri kalan her şey zaten gereksiz bir detay. Yeni dünya düzeninin ele geçiremediği tüm güçlü sevgilerin insanlığa yol göstermesi dileğiyle <3

Modern zaman ilişkileri.