HIKAYE

Bir kardeşlik öyküsü;serçe

Yazar

Gülbarin dört çoçuklu yıldırım ailesinin kız ve en küçük bireyiydi.Babasını daha 5 yaşındayken ani bir kalp krizi sonucu kaybetmişti.Yoksul ve ağır şartlar altında büyük bir mücadele sonunda üç abisi öğretmen olmuş kendiside üniversiteden mezun bir öğretmen adayı olmuştu.Çağın vebası okumak ve işsiz kalmak girdabından çıkamayacağını düşünerek ruhunun bir stres çarkı gibi çevrilmeye başladığını ve durmayacak kadar ivmeli döndüğünü biliyordu.Aile içersinde ki babanın yokluğunu abileri onu bir arkadaş gibi büyüterek,isteklerini makul ve kabul edilebilir bir düzeyde sunmasına bağlı olarak karşılıklı saygı ve sevgi çerçevesinde kapatmışlardı.Ortanca abi Orhan Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık okumuş mesleğinin 7.yılını dolduran idealist ve detaycı olmasının getirdiği mükemmeliyetçilikle çevresi tarafından çok sevilen bir öğretmendi.İki kardeşin birbirlerine olan bağlılıkları,bağımlıkları hem ailelerine hemde çevrelerine örnek bir ilişkiydi.Orhan dinin hayatın her anında insanın verdiği kararlar bütünü olduğunu namaz kılmak,zekat vermek,hacca gitmek vs. Ritüellerinden bağımsız bir yaşayış olduğunu söyler dururdu.Kız kardeşiyle her sohbette bir şekilde söz buraya gelir ve Abi"Din hayatın içinde güzel yaklaşan aydınlığı kötü yaklaşan karanlığı yaşar " derdi.Karşına onu mutlu eden olgular çıktığında neyi doğru yapıp mükafatlandırıldığını,onu üzen mutsuzluğa sevk eden olgulara karşı neyi yanlış yapıp cezalandırıldığını düşünür kendi felsefesine göre cevaplarını arar,doğruları devam ettirmek yanlışlarını düzelmek için düşünürdü ve Her zaman bir sonuca ulaşırdı.Bu iki kardeş arasındaki bağ nasıl olduysa bir pazar kahvaltısında bir bardak suyla başlayan bir kırgınlığa dönüşmüş ailenin neşesi kaçmıştı.Sürekli kahkahalarların uçuştuğu evin içerisine sessizlik çökmüş zaruri ihtiyaçlar sofralarda karşılandıktan sonra herkes bir yerlere dağılır olmuştu.İki kardeş birlerini çok sevmelerine rağmen ilk kez ilk adımı karşıdan bekliyorlardı.Gülbarin kendi dünyasında abim beni çok sever mutlaka gönlümü alacaktır diye düşünür suratını onu çekmek için daha çok asardı.Orhan garip bir inatla kız kardeşinin gelmesini ufak bir gülümsemeyle herşeyi düzelteceğini biliyordu ama bu istek bir türlü gerçekleşmiyordu.Bu duyguların sersemliğine rağmen balkonda uyuyan Orhan her sabah uyandığında su kaplarını doldurur serçelerin gelip suyu içmelerini izlemek için balkonun kenarına yerleştirdi.Serçeler Orhan'ın bu davranışının karşılığını verir gelip sularını içer ufak dans gösterileri yaparlardı onun İçin serçelerin içinden biri digerlerinden farklıydı.Grinin tüm tonlarının alaşımı olan serçelerden farklı tam kafasının üstünde yeşil bir tutam olan küçük serçeyi izlemeyi çok sever ona "Gölgem" derdi.Her sabah onları izlerken Gölgenin gelmesi birazcık olsun Gülbarinle olan kırgınlığını ona unutturdu.Bu kez uyandığında su kaplarını doldurup yerine bırakıp beklemeye başladığında bir umutsuz kapladı içini serçeler ilk kez gelmemişti.Büyük bir üzüntüyle yerinden fırlayıp balkonlarına bakan Çınar ağacını kontrol etti.Ağaç ortaydı ama serçeler gelmemişlerdi.Gölge gelmemiş susamamış onu ziyaret etmemişti.Günün hemen geçmesini güneşin batmasını tekrar doğup yeni bir sabaha uyanıp heyecanla suları koyup Gölgenin gelmesini beklemek istiyordu öylede oldu nasıl uyuduğunu hatırlamadan yeni bir güne uyanmanın heyecanıyla suları doldurup beklemeye başladı.Zaman hiç bu kadar ağır ilerlememişti Gölge ve diğerleri yine onu üzmüş gelmemişlerdi.Orhan neyi yanlış yaptım ki cezalandırılıyorum diye düşünürken "Gülbarin" tabi ya dedi.Kahvaltıda gülüm çayımı sen doldururmusun demesi eve bayram havası getirmiş hiç birşey olmamış gibi kahkahaları hoşgeldiniz diye içeriye buyur etmişlerdi.Günün sonunda Orhan sabah Gölgenin gelmesini arzu ederek büyük bir heyecanla uykuya daldı.Gözlerini açtığında mekanik bir bilişle suları doldurup serçeleri bekledi.Serçeler kanatlarının çırparak gelişlerini müjdeliyor Gölge önderliğinde balkona iniyorlar Orhan'la gözgöze geliyorlardı.Son derece mutlu olan Orhan hatasını düzeldiğini anlamış doğruyla gelen mükafatını izliyordu.Gülbarin iki gündür Teresa bıraktığı büyük su kaplarını bu sabah doldurmamış gülümseyerek balkonu izliyodu.

Bir kardeşlik öyküsü;serçe