KÜLTÜR

Yapmaz Öyle Şey

Yazar

Yine birilerinin peşine düştüm derken, Mükremin abiyle karşılaştım bu akşam üzeri, konur da. Çok fena gördüm bu sefer onu, sanki yeter artık diye yorgunluktan bitap gözlerle etrafa gülücükler saçıyordu. Ya da ben öyle görmüştüm, bilemiyorum.

Kardeşim, dedi. Nasılsın yoksun ne zamandır, gel iki muhabbet edelim seninle. Mükremin abi hep böyledir zaten bana karşı, birisine sinirlendiği zaman kızdığı zaman üzüldüğü zaman alırdı beni karşısına, ağlama duvarı gibi o ağlardı, ben de dinlerdim. Bir keresinde, eğer kafanı kopartmak istersen ilk önce traş ol, yakışıklı olursan kopart gitsin o kafayı dedi. Niye abi, dedim. O zaman kendini tanımışsındır dedi. Hala tam bir anlam veremiyorum. Canım sıkıldıkça traş olma isteği, hatta ihtiyacı burda başladı bende. Neyse, mevzu başka.

Yapmaz Öyle Şey

Oturduk tanıdık bir mekana, hoş geldin beş gittin, tokalaşma merasimi, Mükremin abi bir 50'lik söyledi kendine, ben senden otlansam olur mu abi dedim, 10 lira vardı cebimde o zaman. Baktılar mekandaki herkes tanıdık, kapattılar hafiften kapıları, Mükremin abi lafı kesilirse hepimizi doğrardı oracıkta, bir tek bana derdi, sen şöyle çekil kenara diye, bende karşısında pek duramazdım zaten.

Bak kardeşim diye başladı Mükremin abi lafa, birer duble demledi, ben senin baban yaşında, abin kadar samimi bir insanım. Bak ben 46 yaşıma geldim, aramızda yirmi yaş ya var ya yok. Bana samimi olacaksın dedi, içerledim biraz, ben boş konuşmam abi dedim. Mükremin abi kalender adamdı, bir konuştu mu, konuşamayacak hale gelene kadar konuşurdu. Sonra aylarca susar, yine patlamayı beklerdi.Mükremin abi çok dengeli adamdı eskiden, 50lik içince çakır, 100lük içince sarhoş olurdu, iki duble rakıdan kafası gidecek adam değildi.

Ben, bu yaşıma kadar bir bok olamadım şu dünyada, 50 yaşıma geldim lan ben. Hiçbirşey ifade etmiyorum hiçkimse için. İnsanlar suratıma soru işaretiymişim gibi bakıyor, soru işareti miyim lan ben? Kimsenin istediği gibi birisi olamadım ben, kimseyi de mutlu edemedim. Kimse sevmedi de beni bugüne kadar. Suat, Suaaat, bir iki leblebi ver laan. Yok muyum lan ben burda, sende yoksun, kimse yok aslında. Hepimiz var oluyoruz da ne oluyor lan, hepimizin bir sonu oluyor. İnsanlar gidiyor kardeş, kimse kalmıyor yanında yarınlar için, kimse kalmıyor yanında ölmek için, insanlar ölüyken çekilmez olur kardeşim, çekilmezi çekmek istemez insanlar. Ben çoktan ölmüşüm, insan ölüyü sevmez kardeş, insan canlıyı sever, parayı, eğlenceyi, gülmeyi sever olum insanlar, ağlamaktan hoşlanmazlar, ağlamaklı olma durumuna düşmekten utanır, ayak uydururlar insanlar. Ben uyduramadım kardeş, ne yapayım, benden de bu kadar.

Suat masayı donattı, çeşit çeşit mezeler, limon, bir iki şişe su daha geldi masaya, bir şişe daha rakı, ne kadardı hatırlamıyorum. Suat acele edip Mükremin abinin konuştuğu, ağzından çıkan her sesi duymak istiyordu. İlk defa iki damla yaş gördüm Mükremin abinin bu halde ilk defa gördüğüm yüzünde, daha önce pek bakamazdım yüzüne, kendinden utanırdı dertlerim. Pek birşeye inanmazdı Mükremin abi, ağzından ilk defa Allah kelimesini duydum, Allah belamı versin laan, diye bağırdı. Hıçkırıklar, haykırışlara karıştı, ağızdan çıkan kelimeler, anlatmadı akılda kalanları, sessizliklere gömüldük saatler sonrasında, gözler kızarmış, dişler sararmış, tavan lazım olur diye saklıyor dumanları, sokak kedileri uykuya daldı en derininden, sabah ezanına yakındı vakit arka sokaktaki türkü barın sesi kesildiğinde, Sakaryaya molotof atanların yol kestiği saatler yeni başlıyordu, dışardan ufak sesler geliyor, içerde büyük çığlıklar bakıyor gözlerimin içine.

İşte, Mükremin abiyi son gördüğümde, bu haldeydi tam olarak. Sabah kalktık, Suat bara uzanmış, ben de Mükremin abiyle kafa kafaya vermiş öyle bayılmışım olduğum yerde, birkaç tane de barın müdavimleri var, tanımıyorum, kimi yere yatmış kimi masayı layık görmüş kendine.

Mükremin abi cebindeki son 50 lirasını vermişti bana o gün, param olmadığını anlayınca. Abi dedim olmaz, gerek yok eve gidecek kadar para var bende. Sus lan, dedi lafımın yarısında, tutuşturdu elime 50 lirayı. Sen ne yapacaksın abi, dedim, bana lazım olmuyor, işine bak sen, dedi. Eyvallah abi.

Bu olanlardan sonra, 6 ay- 1 yıl kadar görmedim Mükremin abimi. Tam ne zaman ölmüş onu da bilmiyorum, cenazesi nerede onu da bilmiyorum. Bilmiyorum. Dediklerine göre Güllü abi son güllerini mezarına bırakmış, bir de bizim mahalleliden topladığı parayla 35’lik rakı alıp mezara gömmüş elleriyle, Midyeci Milletvekili de çelenk göndermiş, ben inanmadım. Doğrudur Güllü abi yapar öyle şeyler ama anlamadığım, Güllü abi öleli 4 sene olmuş, bir hayatın sona erdiğine en yakından tanıklık ettiğim oydu halbuki. Midyeci Milletvekili de zaten sadece midyecilere milletvekili, çok takmıyorum o yüzden. Güllü abi ölmüş olabilir, yaşıyor da olabilir ama Mükremin abim ölmemiştir heralde, bir yanlışlık olmuştur. Mükremin abi yapmazdı öyle şey, pes etmezdi, bana da ayakta kalmayı öğreten insan, nasıl çeker gider bu hayatın kapısından?