DIĞER

Rüzgarda Benim, Yaprak Da!

Yazar

Dedikodu nasıl yayılır biliyor musunuz?

Konulara objektif yaklaşamadığınızda sapla samanı ayırt edemezsiniz. Sonra başlar ego oyunları ve olaylar kişiler hakkında tahmin yürütmeler, 3. şahıs yorumları, çok bildiğinizi zannettiğiniz kendinizden emin olduğunuz gerçek dışı yaşananlar... Bunlar hep duygularınızın sizi inandırdığı hikayeler olur.

Dedikodu artık sizin için bir realiteye dönüşmüştür. Onun varlığını sorgulamazsınız bile. Ve en tehlikeli nokta da burada gizli. Emin olduğunuz teorileriniz gerçek değilse karşınızdakine büyük bir iftira atmış olursunuz. Siz içine sürüklendiğiniz yanlışın farkında bile değilken bu esnada kendinizi doldurmaya, insanları doldurmaya devam edersiniz. En acısı da ne biliyor musunuz? Başkalarının hayatlarını kovalamaktan önünüze bakamazsınız. Başkalarının kararlarını, doğru-yanlışlıklarını irdelemekten kendi doğru-yanlışlarınızı göremezsiniz.

Hayatta en kolay şey birilerini birşeylerden suçlamaktır. Doğru-yanlışlığını bilmeden, sebep-sonuçlarını kestiremeden yapılan kendinden emin yorumlar sizi küçük düşürür.

Can acısıyla yaptığınız her eylem sizin karakterinizi belirler. Olaylar karşısında duruşunuz ise sizin kalitenizi. Benim de mücadelelerim oldu. Savaştım, mücadele ettim, çirkin olmadım ama. Çünkü bu benim mücadelemdi. Herkes verdiği kararların getirdiği hayatları yaşar. Ben de benimkini yaşıyordum.

Mücadeleler sizi zaman içerisinde daha önceki yazımda bahsettiğim o çemberinizin dışına iter. Çemberi kırmaya cesaretiniz vardır artık ama gel gör ki geçmişte verdiğiniz mücadeleler sonucu kırabileceğiniz bu çemberinizde yine verdiğiniz mücadelelere pişman olursunuz. Artık çemberin dışında olmadığınızı bildiğiniz için şu zamana kadar yaptığınız tüm çaba boşmuş gibi görünür gözünüze. Ama değil öyle; yumurta-tavuk ilişkisi gibi bir paradoks bu. O savaş verilmeden de çıkılmıyor o çemberin dışına.

Siz yine de o çemberi kırmaktan korkmayın. Çemberi kırdığınız zaman yoğun eleştiriler gelecek, yoğun iftiralara ve çirkinliklere maruz kalacaksınız, olsun herkes kendi hayatını yaşar. Varsın konuşulsun, eğer gerçekten doğruları yapmışsanız, başkalarının konuştuklarıyla hissettiklerinizi, kendi mücadeleniz sırasında hissettiklerinizle bir teraziye koyduğunuzda; verdiğiniz mücadeledeki duyguların daha yoğun bastığını göreceksiniz.

Arkadaşlar!

Bu hayatı yaşayan, deneyimleyen sizsiniz.

Bu hayatta üzüntüyü de hisseden sizsiniz, mutluluğu da.

Geçmişinizde hissettiğiniz ve gelecekte hissedeceğiniz tüm duygular sizin yaşamınız. Bu hisleri sizden daha iyi kimse bilemez, bilemeyecek.

Ne oluyor biliyor musunuz her ne olursa olsun günün sonunda kendinize kalıyorsunuz. Kimse sizin neler yaşadığınızı ve hissettiğinizi bilmiyor. O yüzden daha vaktiniz varken, hala geç kalmamışken verdiğiniz mücadeleler sonuçsuz kalmışsa, kırın o lanet çemberinizi, yoklayın vicdanınızı, doğruları yaptığınıza emin olun, tekrar tekrar check edin kendinizi.

Tamam mısınız hala?

O zaman buyrun çıkabilirsiniz çemberinizin dışına.

Namaste...

Yazının Orjinali: www.kubrakacmaz.com

Rüzgarda Benim, Yaprak Da!