POLITIKA

2015 SEÇİMLERİ – II Milliyetçi Hareket Partisi PAZAR, PAZAR 03.05.2015

Yazar

PAZAR, PAZAR

03.05.2015

2015 SEÇİMLERİ – II

Milliyetçi Hareket Partisi

Bu hafta MHP’nin seçim stratejisi ve muhtemel sonuçları üzerinde durarak devam edelim. Basına yansıdığı kadarıyla parti, 2015 Milletvekili Genel Seçimleri döneminde çalıştırmalarını 16 ilde –Ankara, İstanbul ve İzmir dışında her bir il birer seçim çevresi olarak kabul edildiğinden bu şekilde ifade etmek de yanlış olmayacaktır- yoğunlaştırma kararı almıştır. Bu iller, Aksaray, Bayburt, Bolu, Burdur, Bursa, Gümüşhane, İstanbul, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Mersin, Nevşehir, Niğde ve Ordu illeri, seçim çevreleridir.

Ayrıntılar üzerinde konuşmaya başlamadan önce, genel ile ilgili iki önemli hususa dikkat çekmekte fayda var: Birincisi, kamuoyuyla paylaşsalar da paylaşmasalar da tüm partiler, her seçim öncesinde bu tür seçim stratejileri belirlerler. Her parti, kendi kurmay heyetinde güçlü ve zayıf yönlerini, imkânları ve imkânsızlıklarını masaya yatırır; seçimlerde izleyeceği strateji, odaklanacağı hedef kitlesi ve Türkiye seçmen sosyolojisi arasında –tabii ki becerebildiği ölçüde- bir mütekabiliyet kurmaya çalışarak kıt kaynak ve enerjisini sonuç alabilmesi daha mümkün çevrelerde yoğunlaştırmaya gayret eder. Üzerinde durulması gereken ikinci nokta ise şudur: Parti bir yandan enerji ve kaynaklarını verimli ve etkili kullanmak için daha detaylı bir strateji hazırlama ve bazı illere diğerlerinden daha fazla ağırlık vermeye çalışırken, diğer yandan da tüm seçim çevrelerinde tüm listeleri doldurmaya, istisnasız her yerden aday göstermeye; tüm Türkiye genelinde varlığını duyurmaya çalışır. Hele hele “Türkiye’nin partisi olmak” “herkesi temsil ediyor olmak” türünden söylemlerin siyaseten prim yaptığı ülkemizde, her yerde, tüm listeleri tıka basa doldurmak, bir yerde, her parti –hele hele TBMM’de temsil edilen her parti için- bir prestij sorunu olarak görülür. Haklıdırlar da!. Örneğin çalışmalarını yukarıda zikredilen 16 ilde yoğunlaştıracağını beyan eden MHP, seçimlerde sadece bu illerde aday gösterip diğer yerlerde aday göstermeseydi, bu, ciddi bir prestij sorununu beraberinde getirecekti. Hatta böylesi bir durum, şu anda “yüklenmek” istedikleri 16 ilin seçmenin üzerinde bile olumsuz bir etkiye yol açacaktı.

MHP açısından mevcut durumun garabeti şudur: Partinin bir seçim stratejisi olarak bazı illere ağırlık vermesi de normaldir; TBMM’de temsil edilen bir parti olarak çok da fazla iddialı olmadığı seçim çevrelerinde bile varlık göstermeye çalışması, tüm seçim çevrelerinde –en azından görüntüde bile olsa- seçimlere katılıyor olması da normaldir. Normal olmayan, bunu aleni hale getirmeleridir. MHP’nin bu tavrının, yani alenen 16 ile daha fazla ağırlık vereceklerini açıklamalarının “dürüstlük” ya da “dobralık” kavramları çerçevesinde değerlendirilemeyeceği aşikardır. Geçen hafta belirtmeye gayret ettim, sadece Türkiye’de değil, neredeyse tüm dünyada seçimler artık birer “algı” yönlendirmesine indirgenmiş durumdadır. MHP’nin 16 ile odaklanması değil, bunu alenen yapmaları, bu stratejiyi açığa vurmaları, en başta da odaklanmaya çalıştıkları seçim çevrelerindeki seçmenlerin algıları üzerinde olumlu bir etki yaratmayacaktır. MHP’nin bu taktiği, çok rahatlıkla, partinin sadece 16 ilde seçime girdiği şeklinde bir algıya tahvil edilebilir.

MHP’nin seçimlerde odaklanma kararı aldığı bu 16 ilin tesadüfen seçilmediği de açık. Parti kurmaylarının 2011 seçim sonuçlarını masaya yatırarak ve seçim sistemi ile ilgili ayrıntıları göz önüne alarak bu tercihleri yaptıklarını rahatlıkla varsayabiliriz. Çünkü tercih edilen bu illerin bir kısmında 2011 seçimlerine nazaran küçük bir kıpırdanmanın bile MHP’ye milletvekilliği kazandıracağı ortadadır. Nitekim 2011 seçimleri ile ilgili rakamlar göstermektedir ki, MHP, Aksaray, Bolu, Burdur, Gümüşhane, Kars, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Nevşehir, Niğde ve Ordu'da az oy farkla hiç milletvekili çıkaramamıştır. Benzer şekilde MHP, Kayseri'de ikinci milletvekilliğini ve Bursa, İstanbul 1. bölge ve Mersin'de ise üçüncü milletvekilliklerini az oyla kaçırmıştır.

Yine daha önce de tartıştığımız gibi, Türkiye genelinde alınan oylarla kazanılan milletvekili sayısı arasında doğrudan doğruya bir ilişki yoktur. Nitekim bunu, AKP’nin 2007 ve 2011 seçimlerindeki oylarındaki hareketlilik ve aynı dönemlerinde kazandıkları milletvekili sayılarındaki hareketlilikten yola çıkarak özetlemeye çalışmıştım. MHP, izleme gayretinde olduğu seçim taktiğinde başarılı olsa da 2015 seçimlerinde Türkiye genelinde MHP oylarında kayda değer bir yükseliş görmeyeceğiz. Zaten partinin seçim stratejisi de bu yönde; MHP, oylarında büyük değişimler yaşanmasa da odaklanılan illerdeki küçük değişimler ile TBMM deseninde bir değişim yaratma hedefinde.

Şöyle bir varsayımdan hareket ederek muhtemel sonuçlar hakkında –analiz demek yanlış olur- spekülasyon yapmaya devam edelim: MHP 2015 seçimlerinde odaklandığı 16 ilde mutlak bir başarı elde edememiş olsun. Ancak yerel düzeydeki küçük kıpırdanmalar vesilesiyle bu illerde kaybettiği birer milletvekilliğini kazanmış olsun. Başka bir ifade ile bu 16 ilde MHP’nin birer milletvekilliği kazandığını, eğer zaten milletvekilliği kazanmış ise bu sayıyı bir artırdığını düşünelim. Hesap çok basit: “MHP en azından 16 milletvekili daha fazla kazanacaktır.” dediğinizi duyar gibiyim. Önemli olan bu değil; bu sonucun TBMM desenine nasıl yansıyacağı ve MHP’nin muhtemel rakiplerinin onun bu taktiğini önleyerek olası zararlarını en aza indirmek için kendi seçim stratejilerinde nasıl ufak ayarlar yapabilecekleridir.

Yukarıdaki senaryo gerçekleşir ve MHP 16 ilde birer ya da bir fazla milletvekilliği çıkarabilirse bundan en çok zarar görecek parti AKP’dir. MHP 2011 seçimlerinde Türkiye genelinde toplam 5.585.513 oy ile toplam oyların %13,1’ini elde etmiş; bu, partiye 53 sandalye olarak yansımıştı. Bu, 2011 seçimlerinde partinin, bir önceki seçimlere göre (2007) oylarını 1,28 puan düşürdüğü, milletvekili sayısında da bir azalmanın olduğu anlamına geliyordu.

MHP’nin odaklandığı 16 ilin 2011 seçim sonuçlarına ve bu illerde hangi partilerin milletvekili çıkardıklarına daha yakından bakalım. Unutmadan, parantez içerisindeki ilk rakam o ilin çıkarabileceği toplam milletvekili sayısı, diğerleri de 2011 seçimlerinde partilerin kazandıkları sandalye sayılarıdır. Yine belirtmek gerekiyor ki, 2011’de bu yana TBMM’deki sandalye dağılımda vuku bulan değişiklikler (istifa, vefat vb.) dikkate alınmadan, sadece seçimlerin sonuçlarını dikkate alarak rakamları veriyorum. Bu rakamları sizler de TUİK’ten yararlanarak edinebilirsiniz.

MHP’nin 2015 seçimlerinde odaklanacağı 16 seçim çevresi ve bu illerin 2011 seçim sonuçlarına göre TBMM’ye yansıyan siyasî profilleri şöyledir: Aksaray (3; AKP 3), Bayburt (1; AKP 1), Bolu (3; AKP 2, CHP 1), Burdur (3; AKP 2 CHP 1), Bursa (18; AKP 11, CHP 5, MHP 2), Gümüşhane (2; AKP 2), İstanbul (3 bölge toplam) (85; AKP 46, CHP 29, MHP 7, Bağımsız 3) Kars (3; AKP 2, Bağımsız 1), Kayseri (9; AKP 7, CHP 1, MHP 1), Kırıkkale (3; AKP 3), Kırşehir (2; AKP 2), Kilis (2; AKP 2), Mersin (11; AKP 4, CHP 4, MHP 2, Bağımsız 1), Nevşehir (3; AKP 3), Niğde (3; AKP 2, CHP 1) ve Ordu (6; AKP 5, CHP 1).

MHP bu seçimlerde izlediği seçim taktiğinde eğer başarılı olabilir, diğer seçim çevrelerindeki oylarını koruyarak, yukarıda anılan yerlerde 16 milletvekili daha fazla çıkarabilirse, bir önceki seçimlerde AKP’nin kazandığı 9 ve CHP’nin kazandığı 7 milletvekilliğini daha kendi hanesine kaydedecektir. Yine unutmadan belirteyim, MHP’nin bu seçimlerde ve her zaman takip edegeldiği siyasi çizginin 2011 seçimlerinde bağımsız adaylarla seçime giren kitle üzerinde hiç de etkili olamayacağı, 2011 seçimlerinde bağımsız adaylara oy verecek olanlardan bu seçimlerde MHP’ye kayacak olanların istatistikî ve siyasî olarak ihmal edilebilecek düzeyde olduğunu varsayabiliriz diye düşündüğüm için hesaplamada dikkate almadım.

MHP’nin 2015 seçimleri için izlediği taktiğin başarısının AKP ve CHP’yi neredeyse aynı oranda etkilediği açık. Bundan tek etkilenmeyecek, etkilense bile bunun seçim sonuçlarına yansımasının siyasî bir değerinin olmayacağı kadar düşük olan tek parti HDP’dir. MHP’nin ne başarısı ne de başarısızlığı HDP oylarında bir çalkalanmaya yol açmayacaktır.

Tek başına MHP’nin seçim taktiğinin bile AKP’nin sandalye sayısını 327’den 318’e, CHP’nin 135 sandalyesini ise 128’e indirebilme potansiyeli taşıdığı söylenebilir.

Hiç kuşkusuz seçimler, ne tek partinin performansıyla belirlenecektir ne de MHP’nin izlediği taktiğin seçmen üzerindeki karşılığının nasıl olacağını kesin rakamlarla tespit etme imkânı vardır. Yukarıdaki tüm değerlendirmeler bir senaryo ışığında yapılmıştır. Ancak tüm bu senaryoların bir nev’i “havanda su dövmek” olduğunu da söyleyemeyiz. Başbakan Davutoğlu ile MHP çevreleri arasındaki milliyetçilik tartışmaları ve onun siyasal magazine yansıyan “bozkurt-fındık kurdu” yüzü de MHP kampanyasının AKP çevrelerinde dikkate alınmakta olduğunu göstermeye yeterli olacaktır.

AKP açısından asıl büyük tehlike, kendi açısından barajı geçebilme “tehlikesi (!)” olan HDP oylarıdır. Bu güne kadar AKP’nin işine yarayan seçim sistemi, tıpkı 1950 seçimlerinde CHP’nin başına geldiği gibi, bu kez de AKP’yi vurma ihtimali taşımaktadır. MHP’in başarısı AKP’de deprem yaratmaz; sadece barajı geçebilecek bir HDP’nin yaratacağı bir depremin şiddetini artırır; yıkımı derinleştirir.

Önümüzdeki haftalara bırakalım.

Mete K. KAYNAR