POLITIKA

“KADINLAR GÜNÜ!” QUA VADİS ? PAZAR, PAZAR 08.03.2015

Yazar

PAZAR, PAZAR

08.03.2015

“KADINLAR GÜNÜ!” QUA VADİS ?

Bugün 8 Mart, hafta öncesinden reklam panoları, sosyal medya ilanları, televizyon reklamları “cazip vaatler” ile doldu, taştı! Kapitalizm “Kadınlar Günü!” adını verdiği ve “ne memen bir şey” olduğunu henüz bilmediğimiz bir “tüketim haftasını” daha iştiyakla icra etmekten memnun.

***

Şık sofraların ve evlerin ihtiyaçlarına hitap etmenin yanı sıra Tarih-Kültür-Cam Koleksiyonları ile kültür mirasımızı oluşturan değerlerimizi de yaşatan Paşabahçe Mağazaları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü özel bir kampanyayla kutluyor. Dekorasyon ve mutfak eşyaları alanında müşterilerine çok sayıda ve modern seçenekler sunan Paşabahçe Mağazaları, 6-8 Mart tarihleri arasında seçili pembe renkli ürünlerde yüzde 10 indirim uyguluyor. Carrefour boş durur mu? 6-9 Mart tarihleri arasında, tüm kadın deodorant, yüz, el ve cilt bakım ürünlerinde %50’ye varan indirimler yapmış. Collezione markasının “Kadınlar Günü!” etkinliği/hizmeti ise aynen şu şekilde: “Eğlenceli ve dinamik tasarımlarıyla her sezon koleksiyonlarını canlı tutan Collezione, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne özel Tüm Kadın Ürünlerinde 75 TL ve üzeri alışverişlerinizde kasada %25 indirim uygulayacaktır. Sadece 8 Mart Pazar günü, kadın ürünlerinde geçerli olacak bu fırsatı kaçırmayın...”

Bugün 8 Mart, sokaklara çıkın ve alışveriş fırsatını kaçırmayın! Sadece kadınlar mı? Elbette hayır! Beyler! Haydi biraz “modernleşin!” herkes bulduğu ilk mağzaya dalsın, fırsatları kaçırmasın. Sevgilinizin, karınızın, annenizin… “Kadınlar Günü!”nü kutlamayacak mısınız?

Lakin öyle hemen dışarı fırlamayın! Önce bir Turuncu dergisi alın. Nitekim “Kültür, sanat, sinema, alışveriş gibi zengin içeriği ile kadına dair tüm renkleri içinde barındıran Turuncu Dergisinin Mart sayısında ayrıca sanat, sinema ve televizyon dünyasının ünlü erkeklerinin de kadınlar gününe özel mesajları yer alıyor.” Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Turuncu okurları için kaleme aldığı “Yeni Türkiye’nin Kadınları” başlıklı makaleyi okumadan dışarı çıkmak var mı? Sayın Cumhur Başbakanı’mız makalesinde şu hususlara yer vermiş: “Kızlarımızın, başörtüsü nedeniyle üniversite kapılarından geri çevrildiği dönemleri geride bırakıp, ülkemizin 81 ilindeki üniversitelerde ve orta öğretim kurumlarında diledikleri eğitimi görebildikleri günlere ulaştık… Milletin oylarıyla Meclis’te temsil görevi üstlenen kadın milletvekillerimizin başörtülü olarak yasama faaliyetlerine katılabilmelerine temin ederek, kadınlarımızın seçme ve seçilme haklarını tam manasıyla kullanabilmelerini sağladık… izler, cennetin anaların ayakları altında olduğuna inanan, kendisine yapılmasını istemediğini bir başkasına da yapmamayı tavsiye eden bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bu anlayışa sahip çıktığımız, bu değerleri fiiliyata geçirdiğimiz sürece, kadınlarımız hayatın her alanında hakları olan o müstesna yeri alacaklardır.”

***

8 Mart 1857’de ABD’de, tekstil sektöründe çalışan, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve eşit işe eşit ücret isteyen on binlerce kadınlar greve giderler. “Takdir-i ilahî” işte bir yangındır çıkar. Emniyet güçleri, kadınlar dışarıdaki soğuktan üşüyüp hastalanmasınlar diye fabrikanın kapısını kapatıp kilitlemişlermiş. Fabrikanın içerisindekilerden “kız mıdır kadın mıdır belirsiz” bir münafık tüm binayı ve arkadaşlarını ateşe vermiş. 129 çapulcu fabrikada yanarak ölmüş. Ölür efendim! Siz kadere, Kur’an’a inanmıyor musunuz yoksa? Ne diyor Ankebût Suresi?: “Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn” (Her nefs, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.)

Ama dönemin çapulcuları boş durur mu? Fıtratında ölmek olan kadınların cenazesine “ellerinde bira şişeleriyle” on binlerce kişi katılır. Sadece bununla kalsalar neyse! Şer odağı 2. Enternasyonal’in 28 Ağustos 1910’da Danimarka’da toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin diye bir “bölücü, anarşik” 1857’de ölenlerin her yıl anılmasını önerir. Şer odağı o örgüt de bunu kabul eder.

Yıllar, Yıllar… Kadınlar, kapitalizmin kendilerini mahkûm ettiği çalışma koşullarını ve arkadaşlarının 1857’de katledilmelerini anarlar Mart ayında.

Çapulcu çapulculuğu, bölücü bölücüğü bırakır mı? Vatan hainliği fıtratlarına işlemiş bu “gomonistler”in; İllâ bir maraza çıkartacaklar! Yaptıkları, ettikleri yetmezmiş gibi, 1921’de Moskova’da toplanan Komünist Enternasyonal’de de her yılın “8 Mart”ının “DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ” olarak kutlanmasına karar verilir.

Allah’tan ABD ve müttefiklerinin İkinci Dünya Savaşı sonrası küresel kapitalizmi siyasî, idarî, malî, iktisadî… her açıdan küresel ölçekte kontrol etmek için vazifelendirdiği dost ve müttefik kurumlar devreye girer. Dünya Emekçi Kadınlar Günü, geçen süre içerisinde tüm dünyada yaygınlaşmış ve bir direniş günü, bir hak arama günü olarak her yerde kutlanmaya başlamıştır; kadınların ne öldürülen arkadaşlarını ne de mücadelelerini unutturmaya niyetleri vardır.

Birleşmiş Milletler isimli bu kuruluş, işte tam da bu noktada devreye girer. Avrupa’da ve Amerika’da daha önce yasaklanmaya çalışılan “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, 16 Aralık 1977’de “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya; kapitalizme endekslenmeye; onun hizmetine sunulmaya başlar.

Bir direniş ve hak arama günü “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, artık bir tüketim günüdür; “Kadınlar Günü” haline getirilerek kültür endüstrisinin, popüler kültürün ellerine teslim edilmiştir.

***

Aziz Petrus Roma’daki zulümden kaçarken yolda İsa ile karşılaşır “Quo Vadis, Dominis?” (Nereye gidiyorsunuz, Efendimiz?) diye sorar. Aslında zaten çarmıha gerilmiş, ölmüş olan İsa, Petrus’a, ikinci defa çarmıha gerilmek için Roma’ya geri döndüğünü söyler. İlk Papa Aziz Petrus –Kardeşi Aziz Andreas’ın da İstanbul Ortodoks Kilisesi’nin kurucusu olduğuna inanılır- daha sonra yakalanıp çarmıha gerileceğinde, İsa kadar önemli olmadığını, onun gibi ölüme bile layık olmadığını vurgulamak için baş aşağı çarmıha gerilmek ister. Ters Haç (Latin Haçı) da Petrus’dan gelir.

***

Bugün “Dünya Kadınlar Günü!” haydi alışverişe! AVM’ye doğru ilerlerken, Aziz Patrus’un İsa’yı gördüğü gibi siz de Clara Zetkin’e rastlarsanız, Petrus’un yaptığını yapmayın. Görmezden gelin Clara Zetkin’i; başınızı çevirin. Yoksa yaptığınıza pişman olursunuz; ayağınızdan asarlar sizi.

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, kapitalizme, sömürüye, insanlık dışı çalışma koşullarına direnen herkesin ve kadınların, “katledilen yoldaşlarını anma”, “direnişi unutturmama” ve “dik durma” günüdür. “Dünya Kadınlar Günü” tüketme, tükenme günü.

Birbirleriyle alakaları yoktur. Sadece aynı güne denk gelmişlerdir.

Mete K. KAYNAR