HIKAYE

Deniz'e Mektuplar

Yazar
Deniz'e Mektuplar

Deniz,

Gel otur yanıma. Sana anlatamayacağım şeyler var ve anlayamadığım şeyler. Kafam karmakarışık. Oraya, uzaklara baktığımda görebildiğim tek şey ne kadar basit olduğum. Bakışlarım uzaklardan kendime doğru yaklaştıkça karışıyor her şey.

Şu çiçeği görüyor musun? Diğerlerinin yanında daha belirgin sanki. Onunla aynı amaca sahip olmamız garip değil mi? Hayatta kalmak ve geriye bir şeyler bırakmak. O bunu tohumlarıyla yapacak, biz de çocuklarımızla, genlerimizle, hücrelerimizle. Buraya kadar çok basit her şey. Varoluş gayemizin basitliğini unutup, bize verilenle yetinmeden bilmeye çalışıyoruz her şeyi. Neden diye soruyoruz en çok. Neden? Sadece tek başımıza değil, hep birlikte soruyoruz bu soruyu. Bir şeyler bulan diğerlerine anlatıyor. Daha çok bilmeye başlıyoruz, "Neden?"ler çoğalıyor. Bir neden sorusunun cevabı başka soruları doğuruyor. Ağaç gibi dallanıp budaklanıyor sorularımız cevaplarımız. Sonra fark ediyoruz aslında hiç bir şey bilmediğimizi... Kafamızın karışıklığı sadece sorulardan.

Düşünmek hastalık gibi, öldürmeyen ama süründüren...

Hayatta olmak bir lütuf mu yoksa işkence mi bilemiyorum ama iyi insanlar için katlanılması zor. Biliyorum yorgunsun çünkü güzel bir adamsın sen. Sen demiştin, "Hayatı yaşanılır kılan anlar var. Onlara tutunmak gerek..."

Neden yorgunsun Deniz? O anlar mı azaldı? Zamanın akıntısına mı kapıldın? Canın mı yanıyor? Neden?

Işıksın sen. Gücünü bilmiyor musun? Karanlık ne kadar büyük olursa olsun ışık her zaman kazanır. Bir oda düşün kocaman, zifiri karanlık, bilinmez ve korkutucu... Minicik bir mum nasıl yok eder hepsini. Oda küçülür, karanlık kaçar, görünür ve korkutmaz artık. Sonra yanına bir mum daha gelir. Daha güçlü olurlar. Yan yana oturmuş iki mum... Sen ve ben gibi... Yanmamız gerek. Yanmamayı seçersek karanlık yok eder bizi. Acıyor evet ama birlikte acıyoruz. Belki odanın penceresine bir kuş gelir, yağmur damlası düşer cama ve kayar ardında iz bırakarak. Bunu görmek için yanmaya değmez mi? Belki eriyen parçalarımız birbirine karışır. Bunu yaşamak için yanmaya değmez mi?

Işığın azaldı görüyorum... Benimkinden al biraz. Tıpkı ben sönmek üzereyken bana yaptığın gibi. Zorunluluklarını kenara bırak. Sadece bir an gel, burada yanıma otur. Birlikte seyredelim görebildiklerimizi sessizce. Göremediklerimiz için üzülmeden ve korkmadan. Yaşanılır anlarımız olsun. Sadece ruhumuzda, sadece ikimizin bildiği. Var olmak için ikimizden başka hiç bir şeye gerek duymayan anlar.

Gel otur yanıma. Elimi de tut hatta. Korkmak ve yılmak yok. Ne olduğumuzun, nereye gittiğimizin önemi yok. Yaralarımızın, acılarımızın, kırılmışlıklarımızın önemi yok. Kafamızdaki soruların önemi yok. Bu anda hiçbir şeyin önemi yok.

Gel otur yanıma...