GÜNDEM

1 penis 2 köşe yazarı

mudavim
Autor
mudavim

Gazeteci-yazar Fatih Altaylı, bugünkü köşesinde Ahmet Hakan’a fena giydirmiş. Vallahi yenilir yutulur gibi değil…

1 penis 2 köşe yazarı

Ahmet Hakan’ın Abdülmecid Efendi Köşkü'nde sergiye saldıranlara arka çıkar minvalede yazı yazması Fatih Altaylı’yı küplere bindirmiş.

Bugünkü köşeşinde Ahmet Hakan’a vermiş veriştirmiş. En vurucu tarafı ise "Vallahi hangi cinsel organın karşısında el pençe divan duracağına biz karışamayız ama koskoca bir heykele bakıp orada sadece penisi görmeye çabalıyorsan, sana tavsiyem sergilere değil, psikiyatrlara gitmen olacaktır" demesi…

Ahmet Hakan’ın sürekli ahkam kestiğini, kendisine laf edilince de “Uza, ikile” gibi ifadeler kullanmasına kıllanan Altaylı, Hakan’ın sınıf atlama derdinde olup hala avam takılmasına bayağı bir içerlemiş.

İŞTE ALTAYLI’NIN OLAY YAZISI

BU YAŞTAN SONRA UZAYAMAZSIN

Bir sergide sergilenen sanat eserlerine “küfretme” özgürlüğünü korumak istiyor. Kendisinin herkese ve her şeye “tıraş yapma hakkı var”, ama başkası “Bu tıraş iyi olmamış” deyince “Uzayın”. Benim boyum 1.90 yavrucuğum, uzamak sana yakışır ama bu yaştan sonra uzayamazsın, bu yaştan sonra sınıf atlayamayacağın gibi.

SENDEN DE OLMAZ VE ZATEN SEN DE BUNUN FARKINDASIN

“Ben istediğimi söylerim, size ne?” diyor. Sen sanata, sanatçıya hakaret edip hedef göstermemiş gibi yaparak hedef gösterirsen, senden bir tık aşağıda bir kültüre sahip olanlar da gider o sergiyi basar evladım, bu mu istediğin.

Şaptan şeker olmaz, şeker kutusuna koysan da olmaz, şeker kutusuna koyulan şap kendini şeker zannetse, hatta birilerine şeker olduğunu yuttursa da olmaz. Senden de olmaz ve zaten sen de bunun farkındasın. O yüzden de diyebileceğin tek şey, “Penislerin karşısında el pençe divan mı duracağız?” olur.

HANGİ CİNSEL ORGANIN KARŞISINDA...

Vallahi hangi cinsel organın karşısında el pençe divan duracağına biz karışamayız ama koskoca bir heykele bakıp orada sadece penisi görmeye çabalıyorsan, sana tavsiyem sergilere değil, psikiyatrlara gitmen olacaktır. Biz sana “Beğenmelisin” demedik. “Hakaret edemezsin” dedik. Nasıl ki birtakım gazeteci müsveddelerinin sana, fikirlerine hakaret etmesinden hoşlanmıyorsan, sen de bir sanatçıyı, bir sergiyi, bir eseri hakaretlerle aşağılayamazsın, hedef gösteremezsin. Dediğimiz bu. Zorla sergilere git, karşısında el pençe divan dur diyen yok.

ASLINA BAKARSAN, SANA DA BOŞUNA KIZIYORUZ

Ama hem sınıf atlama hevesinle her yere koşacaksın, kendini göstermeye çalışacaksın hem de dönüp hakaret edeceksin. Sonra da bunu eleştirince “İkile, uza” diyeceksin. Aslına bakarsan, sana da boşuna kızıyoruz.

Aslında kızdığımız tavrın değil. Bu tavırdan çok var. Kimi içine tükürür sanatın, kimi basar, kırar döker. Aynı kültürün ürünüsünüz hepiniz. Benim kızdığım, olmadığın bir şey gibi görünme çaban ve bunu iki kadeh şarap kadar ucuza ve kolaya mal etmeye çalışman. Bu nedenle bizim bir yere uzayacağımız falan yok. Ama sen istediğin zaman hâlâ aklının ve kafa dengi arkadaşlarının kaldığı mahallene geri uzayabilirsin. Hem İsa’ya hem Musa’ya aynı anda yaranamayacağını öğrenmiş olarak.