EDEBIYAT

Yekta Kopan'ın en sevdiği ressam, türkü ve kitap...

Author

Yazarların kendi yazdıkları dışında, ilgilendikleri de her daim okurun ilgisini çekmiştir. Bunu, yazarların ve sanatçıların geride bıraktıkları mektuplardan, günlüklerden biliriz az çok. Bu durum tabii ki şu an hayatta olmayanlar için geçerlidir. Hazır şartlar uygunken, her şey elimizin altındayken ben de yaşayanlarla böyle bir şeye kalkışayım dedim.

Yekta Kopan'ı çoğunuz bilirsiniz, ya televizyon ekranlarından ya seslendirmelerden ya da kitaplarından. Yekta Kopan'ın Sakın Oraya Gitme, Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, İki Şiirin Arasında, Karbon Kopya, Yedi Derste Vicdan Muhasebecisi, Fildişi Karası, Kediler Güzel Uyanır, Bir de Baktım Yoksun adlı öykü, Aile Çay Bahçesi ve İçimde Kim Var adlı romanları yayınlanmıştır. Buyurun böyle soru ve cevaplardan devam edelim:

En sevdiğiniz ressam ve resmi(tablosu) hangisidir? O resmin sizin üzerinizde bıraktığı etkiyi biraz anlatır mısınız?

Bütün soruları bir parantez açarak cevaplayayım. Ne zaman “en sevdiğin” diye sorulsa içim yanar. İnsan dedin, sevdiklerini yarıştırıp, içlerinden birini kazanan ilan etmez ki. Sevdiklerimizden oluşan liste her an değişir. Gidenler olur, gelenler olur. Uzatmayayım, pek sevmem “en sevdiğin” sorularını. Cevaplayamam çünkü. Bu soruları da “en sevdiğin” değil, “şu anda kalına ilk gelen” diye okuyarak cevaplayacağım. Tam Edward Hopper yazacakken, aklıma Van Gogh düştü. Tim “Nighthawks” tablosunun sağından girip solundan çıkacakken, aklıma “Yatak Odası” düştü. Merak eden iki tabloya da baksın bir ara. Yalnızlığın en derin, en sakin ve en hüzün büyüten halini bulabilirler. Bu iki tablo arasında belirgin bir hat çizer zihnim hep. Hopper’ın tablosu daha hüzünlü gelir bana, çünkü orada yalnızlığın sürekliliği vardır. Van Gogh ise değişebilecek bir durumu işaret eder kanımca.

En sevdiğiniz türkü hangisidir? Türküyü dinlerken nasıl bir ruh haline bürünüyorsunuz?

Babam ne zaman keyiflense “Gesi Bağları”nı söylerdi. Hatta o “g” harfi biraz “k” gibi çıkardı ağzından. Yıllar sonra, bir gece tekrar tekrar dinledim türküyü. Babamın keyfi gibi gelen anların, aslında derin bir hüzün ve yalnızlık barındırdığını gördüm. Şimdi, sizin sorunuzu düşünürken de az önce andığımız iki tablodan bu türküye bir hat çizebiliyorum. “Ey Allah’tan korkmaz, sana bana ölüm var” der türküde. Bu kabullenişin hemen arkası bir isyanın habercisidir: “Ölüm varsa şu dünyada zulüm var”. Çok etkiler bu söz beni. Yalnız bir başkaldırı cümlesidir.

En sevdiğiniz kitap hangisidir? İlk okuduğunuz kitap sizde nasıl bir iz bırakmıştı ve zihninizde sizi nerelere götürmüştü?

En sevdiğim kitap, o an okumakta olduğum kitaptır. Kaçamak bir cevap değil bu. Hatta isterseniz, ilk iki cevapla aralarına gemici düğümü atayım: En sevdiğim kitap, o an yalnızlığımı paylaştığım kitaptır. İlk iki soruya, dolaylı da olsa, cevap vermeyi başardım ama kitaplar söz konusu olunca diyecek sözüm yok. Yarıştıramam. İlk okuduğum kitaba gelince, okumak eyleminin büyüsüne kapılışımı gayet net hatırlıyorum. Bir daha da terk etmedi o sevda beni. 

Yekta Kopan'ın en sevdiği ressam, türkü ve kitap...