KÜLTÜR

denizde batış...

Olcay Salt
Yazar
Olcay Salt

Evleneli 6 ay kadar olmuştu..Günsel ile ilk yazımızda küçük yelkenlimle Fener adasına doğru açılırken güneş yeni doğuyordu...Yelken motor 1 saate yakın yolculuk sonunda İDO  dalgası yemeyeceğimiz minik bir koya funda demir yapıp belime kadar derinlikteki suya atlayarak kahvaltılıkları sahile taşımaya başladık..Adadaki martıların çığlıklarından pek hoş karşılanmadığımız anlaşılıyor ve bizi sanki yumurta hırsızları zannediyorlardı...Nefis kahvaltı sabah serinliğinde son bulurken Günsel incir ağacının dallarından yararlanarak çadır yapmaya koyulmuş,bende 50 kulaçlık kıyı ağımıza uygun yer arıyordum... Daha önceki gezilerimden adaların kıyılarından öğle rızkımızın çıkacağından emindim. Döndüğümde güneş tüm sıcağını sırtıma yüklemiş bir an evvel çadır altına koşmamı istiyordu..GÜNSEL DE 100 METRE UZAKTAN ELİNDEKİ DENİZ KABUĞU POŞETLE çadıra doğru gelirken ben  yarım kalmış sabah uykumu tamamlamak üzere çadır altında konuşlanmıştım.Uykumdan Günselin Olcay,olcay sesi ve hafif dokunuşlarıyla uyandım... -Kalk  canım, İdo dalgası  tekneyi sahile yanaştırdı ben ayarlayamadım dedi.. Doğruydu İstanbul 09.oo gemisi Bandırmaya gelirken ne hikmetse hız kesmiyor ve adalar arası sığ sularda 1-2 metrelik dalgalar yaratıyordu.Tekne bayağı kıyılamış hatta kıç taraf balık ağının üstüne düşmüştü. Demiri biraz daha açığa atıp verdiğim kalamayı kısalttım,içerde yerlerinden oynamış ufak tefek eşyayı yerleştirerek sahile döndüm.....

BİRİNCİ KISIM SONU...

.