EĞLENCE

Kötü Adamların Cesetleri Asla Yerde Kalmaz…

Ozan Kayahan
Yazar
Ozan Kayahan

İsimsizler dizisinin 25 eylülde yayınlanan bölümünü anlatacağım sizlere..

Seyretmemiş olabilirsiniz veya seyretmeye çalışmışsınızdır ama dayanamamışsınızdır bilemiyorum, fakat ben kendimi feda ederek izledim… Bu yazıyı da kalan 3-5 sağlam nöronumla sıcağı sıcağına yazmaya başladım….

Geçen hafta iyi adamlar'dan Murat bir çöp tenekesinin arkasına sıkışmıştı en son, karşısında otomatik silahlı kötüler sürekli ateş ediyordu ve kötü adamların şefi “öldürün” emri vermişti..

Kaldığı yerden başladı sayılır bu bölüm. Gene çatışma sahnesi, sonrasında olay yerine gelen ve etrafta sadece boş kovanlar bulan bizim ekip. 

Sırasıyla...

Delik deşik çöp konteynırına bakıp çatışma olmuş burada sonucu çıkarıldı,

 Murat’ın da orada olmadığı net gerçeği sonucu Murat’ı götürmüşler dendi… 

Sonra aniden biz Murat’ı kaçarken izlemeye başladık. Arkasında kar maskeli bir grup eli silahlı ateş eden adam ve bomboş İstanbul sokakları… Saçma mı geldi? Dur dostum daha yeni başlıyoruz…

Şak gene konteynırın başındayız. Esas oğlan Kaymakam’la süper gizli grubun lideri “Kurmay” ( ki burada lider olayını unutmayın çünkü adam bana tv’nin sesini aç dese açmam bu saatten sonra, az sabır anlatacağım) tartışıyorlar.

Murat’ın peşinden gidip gitmemek konumuz… İfşa olduk dağılalım diyor kurmay biz geride adam bırakmayız diye ısrar ediyor Kaymakam ve tabii ki Kaymakam’ın dediği oluyor. Kurmay ilk darbeyi burada alıyor, net söz geçirememe durumu.

Sonra Kurmay kendi ekibine diyor ki Murat yakalanırsa vurun herkes işkencede konuşur mahvoluruz, hop bu sefer Dayı karakteri çıkıyor öne, bizim ekip 100 gün işkence görse gene konuşmaz diyor. Bu da gol oluyor Kurmay 2-0 yenik…

Bu arada Polis falan, yok öyle şeyler rica ederim, 3-5 şarjör merminin, 5-10 maskeli adamın lafı mı olur yahu….

Murat nasıl bulunacak peki? Kaymakam’dan öğreniyoruz, meğer Dayı süper bir iz sürücü değil miymiş?

Hemen Dayı’nın eline fener tutuşturulmuş sahnelere geçiliyor.

Bildiğin Arnavut kaldırımı yollarda, yani alenen taş döşeli sokaklarda, Dayı yere fener tutuyor, bu taraftan diyor mesela. Takip edilen bir kan izi falan da yok ortada, boş sokağa fener tutuyorsun, izler çıkıyor ortaya… Yeter mi yetmez… Takip eden sahnede bir grup mermi kovanına bakıyor Dayı, 8 kişilermiş diyor. Pis teröristlerde standart yok çünkü her biri farklı silah kullanıyor…

Uzatmayayım Murat kağıt toplayıcıların çuvalı içerisine gizlenip kaçmışken bizimkiler pis teröristlerle karşı karşıya geliyorlar. Bir ara sokakta silahlı çatışma, 8 ölen kötü adam burnu kanamayan bizim grup ve sonrasında dizimizin esas oğlanıyla baş kötü karakteri arasında geçen laf sokmalı, vatan sevgili, şehit hikayeli bir diyalog… Arkalarında cesetleri bırakıp yürüyerek uzaklaşan kahramanlarımız…

Ve evet, hala polisin p’si yok ortada…

Süper cesur ve vatansever çıkan kağıt toplayıcıların yardımıyla Murat üzerini değiştirip saklanarak kaçmaya devam ediyor, artık sabah olmuş, yeni ve bir sürü pis terörist, en azından bu sefer kar maskesiz, sokaklarda Murat ararken bizim ekipte onları engellemeye çalışıyor.

Murat’ın neden hiçbir yerden hiçbir ekip üyesine tek bir telefon etmiyor olmasına takmayın kafayı… Çünkü gece 8 adamın öldürüldüğü semtte gene etrafta tek bir polis yokken sabah itibariyle de 5 kötü adam öldürüyor kahramanlarımız.

Atlayarak devam edelim…

Kötü adamlar 20 kişi kadar bir grup, Murat’ı yakalamışlar sokak ortasında arabaya bindirmek üzerelerken tam, yetişiyor kahramanlarımız, yine burunları kanamadan 15 kadarını öldürüveriyorlar, görüyoruz adamlar yere düşüyorlar vurulup.

Peki sonraki sahne ne?

Kahramanlarımız bir araya gelmişler gazi muharipleri derneğinde çay içiyorlar, olay yerine uzaklığı yaklaşık 100 metre.. Cesetler, çatışma? Anlattık ya, kötü adamlar eriyerek yok oluyor, Polis öldüklerine göre bunlar terörist olmalı diye düşündüğü için olsa gerek, olay yerini olaydan saymıyor, gelmiyor…

Lan en kötü yabancı aksiyon filminde / dizisinde ortada bir tanecik ceset varsa birisi çıkıp temizleyin buraları falan diyor ama yok annem, senarist + yönetmen ikilisinin mesajı net, kötü adamın cesedi yerde kalmıyor, eriyor, uçuyor buharlaşıyor….

Birkaç sahne sonrası…

Üst akıl paralı bir terörist tutmuş, adam bildiğin bombacı, büyük eylem planlıyor. Ekibimizin tek kadını adamı kovalıyor, boğuşuyor, komik motorsikletli takip sahnesi falan derken elinden kaçırıp, Murat’ı kurtarmış olan ekip arkadaşlarıyla buluşuyor.

Aman unutmadan. Kadın kahramanımız nasıl buluyor bombacıyı konusu mühim. Çünkü içinde baş kötünün olduğu aracı takip ederken araçtan birisinin indiğini görüp Kurmay’ı arıyor, kimi takibe devam edeyim diye… Kurmay baş kötüyü takip et diyor, 2-3 kere tekrarlıyor, ama kadın kahramanımız kuryeyi takibe alıyor.

Kurmay’ın ne bok yemeye bu ekibin lideri olduğunu iyice merak ediyoruz, verdiği tek bir emri bir Allah'ın kulu kaale almıyor. Ekip 3 Kurmay 0, anlık skor…

Nerde kalmıştık, hah, bombacı var diyor kadın, elimden kaçırdım, ama böyle bir adres var, çantasından alabildim falan. Ne bekliyor insan?

Eylem tehditi ortada, bomba deyolla, mekan İstanbul, 100lerce belki binlerce hayat tehlikede.

Bir heyecan bir aksiyon bir acele?

Yok canım, yok bitanem…

Sahne kadın kahramanımızın neden ve ne kadar vatansever olduğunu Kaymakam’a anlatarak puan üzerine puan kazandığı diyaloglar ve arka planda romantik müzikle devam ediyor…

Bomba? Saçmalama, Handan’ın bütün zenginliğini nasıl geride bırakıp vatan için ölümü göze aldığını öğreniyoruz. Başka bir deyişle senaristimiz an itibariyle bombaya “patlama dur 2 dakika “ demiş durumda…

Buraya kadar geldin mi? Okumaya devam edecek misin?

Sabret az kaldı.

Sen epi topu 10 dakikadır yazdıklarımı okuyorsun ben gece 2 saat seyrettim bu diziyi, inan şanslısın…

Son sahnelere geliyoruz

Şu Bombacıdan araklanmış adrese ulaşıyor bizim tim, kocaman bir binaymış adres meğer, böyle kongre salonu falan gibi…

Etrafta kimse yok, Kaymakam Kurmay’ı arıyor burası boş diye… Kurmay iyice arayın gibi bişiler diyince hepsi silahları çekip yavaş adımlarla ilerlemeye başlıyorlar…

Lan Kaymakamcım etraf boşsa niye silah çekiyorsun, boş değilse Kurmay’ı neden arıyorsun… Elin federali 2+1 eve girince herkeş odalara dağılıp avazı çıktığı kadar “temiz” diye bağırıyor, sen neyin kafasındasın?

Takılmamak lazım diyeceğim ama mekanın aranması bambaşka… Bir koridora geliyorlar, sağlı sollu kapılar var. Başlıyorlar kapıları denemeye, bazıları kilitli, kilitli olanları açmıyorlar. Kilitli olm kapı, demek ki içerde kimse yok diye devam ediyor arama tarama çalışmaları.

Bir tane açık kapı bulunca hepsi birden doluşuyorlar çük kadar odanın içine. Bir bayram havası ekipte, açık kapı bulduk içere ne var acaba heyecanı. 6 kişi sessizce! giriyorlar içeri ve perdenin altından ayakkabı görüyorlar o yüzden yine sessizce ve aniden perdeyi açınca, ay ben şok, kiralık ve bombacı teröristin cesedi… Hemmen anlıyorlar bunun tuzak olduğunu… Elli kere kimse yok burada dedikleri, boş sandıkları binada, elbette gene kar maskeli ve otomatik silahlı teröristler peydah oluyor…

Seyretmediyseniz diye detaya giriyorum, uzunca bir koridor, 2 ucunda terörikler, ortada kapısı açık tek oda ve Kaymakam koridora çıkar çıkmaz başlayan ateş…

Ne anlıyoruz buradan? Teröristlerin kullandığı silahların menzili koridorun ortasına kadar gelemiyor çünkü Kaymakam vurulmadan geri içeri kaçabiliyor. Bu tezime dair bir diğer kanıt ise pis teröristler koridorun iki ucundan sarjör şarjör mermi sıkıyorlar ama birbirlerini vurmuyorlar falan…

Bu arada çok vatansever ve esas ekibin taşeronu diyebileceğimiz mafya babasının mekanına da gündüz vakti simsiyah kıyafetli ve kar maskeli bir ekiple(  20-30 kişi kadarlar), baskın yapıyor pis teröristler ve tek kapısı olan binanın kapısını açmaktansa karşısına geçip camlarına ateş ederek yerde yatanları öldürmeye çalışıyorlardı ki, burasının heyecanlı olduğunu düşünen yapımcı diziyi sonlandırıyor

Kötü Adamların Cesetleri Asla Yerde Kalmaz…

Cümleten geçmiş olsun