HIKAYE

Ocean's Eleven serisine ilham veren kahve makinesi operasyonum

Yazar

Hani efsanevi kumarhane soygunu, banka soygunu filmleri nasıl çekiliyor diye düşünüyorsunuz ya... İşte öyle filmlere birileri ilham veriyor. Misal ben. Askerdeyken öyle bir operasyon yaptım ki.... 

Öyle bir operasyon ki, AKILLARI GİTTİ AKILLARI.... İşte size yaklaşık 10 sene önce çekilen bu gerçek filmin nefes kesici öyküsü!

Ocean's Eleven serisine ilham veren kahve makinesi operasyonum

OPERASYON ÖNCESİ ORTAMA GENEL BİR BAKIŞ

Her asker gibi, zamanımın önemli bir kısmı gazinoda geçiyor. Britney Spears'tan Toxic şarkısını, ayaklarımı uzatarak dinlemek suretiyle vatani görevimi kantin köşelerinde tamamlıyorum. 

Gazinoya o dönemler bir cihaz koymuşlar. 50 kuruş, 25 kuruş gibi madeni paralar atarak kahve alıyorsunuz. Tertemiz iş. Ara sıra alıyoruz bundan da. Günler bu şekilde, birbirine benzer şekilde peşi sıra ilerliyor. Derken bir gün, aklıma bir fikir geldi. 

Zaten cebime dünyanın parası girmiyor, bari kahve makinesine bi operasyon yapayım da, sınırsız kahve içiyim dedim. 

PLAN HAZIRLANDI: NASIL OLACAK?

İlk önce uzun bir süre cihazı izledim. Çok yakında değil tabii, uzak bir köşede. Dikkat çekmemem lazımdı. Her ne kadar badim de olsa, kankim de olsa bu operasyon ben, kahve makinesi ve Allah arasında kalmalıydı. 

Üst devreler vızır vızır dolanırken, ben bir köşede o anı beklemeye başladım. Otomatın en yoğun saatleri, en az yoğun saatleri hangi aralık, not ettim. 

Ocean's Eleven serisine ilham veren kahve makinesi operasyonum

Haftada bir kere, otomatın sahibi şirket gelip otomatı açıp gidiyordu. Artık hazırdım. Planıma başladım. 

NASIL OLACAK?

Bana dünyanın bütün kahve çekirdeklerinin keyfini sunacak, beni dünyanın kahve kralı yapacak fikrim şu şekilde işleyecekti, madeni parayı bantlayıp ona bir ip takıyorum. Ardından bu ipi otomata atıyorum, kahve geliyor. 

Ben ipi geri çekiyorum! Elde var bir kapuçino! Olay bundan ibaretti. 

Ocean's Eleven serisine ilham veren kahve makinesi operasyonum

Kendimi hazırladım. Büyük gün geldi çattı. Kusursuz plan, yukarıdaki gibi işlemeliydi. 

HERE WE GO!

50 kuruşumu hazırladım. Bir ip buldum, bantı çektim. 

Akşam yemeğine yakın bir saatti, gazinoda pek kimse yoktu. Otomatın açısını gören hiç kimse... Usulca yaklaştım. Cebimden, ip ve para düzeneği deforme olmayacak şekilde, kibarca parayı çıkardım. 

Sessizlik oldu. Fayanslara yavaş yavaş basarak, kahve otomatının karşısına geldim. 

Artık o an, sadece ikimiz vardık. Ve bu iş olacaktı. 50 kuruşluk bir kahve için otomata dokundum.

Parayı atmam gerekiyordu. Elli kuruşumu, para deliğinden yavaşça bıraktım. 

O an inanılmaz bir şey oldu. 

Elimde sıkı sıkı tuttuğum ip, terlemiş parmaklarımın arasından, 50 kuruşun da ağırlığı ile kaydı. 

ALLAH KAHRETSİN! PARA İPLE İÇERİ GİRMİŞTİ!

O an elim ayağım titremeye başladı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bu uluslararası dolandırıcılık oyunum Emniyet, AS-İZ, İnterpol, Rıza baba ve ekibi ve diğer tüm kanun koruyucular tarafından fark edilecekti!

***

Belki iki kapuçino için bi dalga dümen yaptık ama biz sonuç olarak bu ülkeyi Beylikdüzünden Tuzlaya seviyoruz! Savunmamı hazırlıyordum.

Neyse ki, bu operasyonum fark edilmedi. Yani otomatı haftalık olarak açan şirket sahipleri ipli parayı tabii ki gördü, ancak dikkate almadı. Hayallerimin, heyecanlarımın, tutkularımın teri sinmiş o ince ip...

Aylar geçti, sivil hayata adımımı attım. SELMAN BEY ESPRESSONUZ HAZIR..... Geliyorum.