HIKAYE

İsrafil'in Üflediği Sûr'u Duymayan Salih

Yazar

Ocak ayının son günleri, iliklerimize kadar hissettiğimiz kar aldı başını ve iyice çöktü tepemize. Siz hiç üç hafta yağan kar gördünüz mü?
Kar geleceğini haber almıştık bir kaç gün önceden. Hazırlıklarımızı yaptık. Yiyecek, içecek, giyim, kuşam.. Ama kimse 3 hafta yağacağını ve yolun bu boyutlarda kapanacağını hesap edememişti haliyle.
3 haftayı bitirdik karla,kışla,kıyametle. Sıcaklık diyeceğim ama 0 dan sonra soğukluk diye bahsedersek sanırım daha yerinde olur. Bu yıl ki soğukluk rekorumuz -42 dereceydi.Terör çoktan ilk planlarımız arasından çıkmıştı ve tek derdimiz hayatı idameye dönüşmeye başlamıştı. Bu konuda bize ikmal sağlayan üst birimlerin yapacağı bir hal hareket yoktu. Bize yağan kar onları da mağdur ediyordu
Artık suyumuz ve gıdamız bitmek üzere, yakacak ise hiç kalmamıştı. Kar suyu eritip içmekten mideler bozulmuştu. Ne bulursak yakmaya başladık. Etrafta yakacak olarak görebileceğimiz herşeyin üzeri de karla kaplıydı.
Bir sonraki gün akşam nöbeti için kalktım, mevziler arasında dolaşmaya başladım. Salih'in mevzisine yaklaşırken uzaktan dizlerinin üzerine çöktüğünü ve titreyerek gözetleme yaptığını gördüm. Salih on numara beş yıldız adamdır Maradona gibi, kurşun gibidir, senede 10 kelime konuşur. Elimizden birşey gelmediği için ki zaten bizde aynı durumdayız hal hatır sordum biraz sohbet ettik. Sonra rüzgardan biraz olsun korunabilmek için sırtımı mevzinin yanındaki sutreye dayadım. Ama bir tuhaflık vardı. Sıcağa o kadar açız ki şöyle şerbeti yeni dökülmüş fıstıklı baklava mı yoksa sıcak yatak mı deseler tabi ki baklasdfghkj yatak derdik. O hissettiğim tuhaflık birden içimi ısıtmaya başladı. Üşümenin psikolojiyle ilgisi olduğunu da o an orada farkettim. Önce karanlıkta göremedim oradaki nesnenin ne olduğunu. El fenerini çıkarıp baktım ve yeniden üşümek nedir hatırladım biraz da sinirle titremeye başlayıp Sordum Salih'e:

-Lan Salih oğlum bu odunlar nee?

-Komutanım ben onları zor günler için saklıyorum..

İsrafil'in Üflediği Sûr'u Duymayan Salih

(Fotoğraf; Canımız, ciğerimiz Barut'a ait. Bu arada burnu üşümediğinde ve tok olduğunda kar onu etkilemiyor.)