SAĞLIK

Ağrı kesiciler ağrıların nerede olduğunu nasıl buluyor?

Toksin
Yazar
Toksin

Ağrı kesiciler bir yerimizin ağrıdığı durumlarda bizim kurtarıcımız olurlar. Baş ağrışı, diş ağrısı, bel ağrısı, ya da tanımlayamadığımız herhangi bir ağrı. Saydığım vücudumuzun tüm bölümleri birbirlerinden farklı bölgedeler. Ancak bu ağrı kesici ilaçlar için bir anlam ifade etmiyor. Peki ama, ağrı kesiciler, bizim ağrılarımız nerde olursa olsun o bölgeyi nasıl bulup da ağrıyı kesiyor?

Ağrı kesiciler ağrıların nerede olduğunu nasıl buluyor?

Öncelikle ağrıdan biraz bahsetmek istiyorum. Ağrıyı hiçbirimiz sevmeyiz. Ancak ağrı, sağlığımızın korunması için en önemli kilit taşlarından bir tanesidir. Ağrı duyusu sayesinde vücudumuz bize bir yerlerde işlerin yolunda gitmediğini haber verir. Omzunuz ağrıyorsa muhtemelen omuz çevresindeki yapıların normal işleyişinde bir aksaklık var demektir. Bu bir kas spazmı olabilir, eklem problemi olabilir, ya da başka bir şey. O dakikadan sonra omza yönelik muayeneler yapılır. Omzu ağrıyan birisinin ayağı muayene edilmez. İşte bu ipucuna sahip olmamızın sebebi vücudumuzdaki ağrı reseptörleridir. Vücudumuzun her yerinde ağrı reseptörleri bulunur ve bize sorun olan bölgeler hakkında uyarılar verir. Bu reseptörler nosiseptör olarak adlandırılır.

Nosiseptörler hücreler tehdit anındayken çalışmaya başlar ve üst merkezlere derhal haber verir. Bu haberleşme nosiseptörlerin prostaglandin adlı hormonu serbestleştirmesiyle gerçekleşir. Haber vermediği takdirde tehdit gitgide büyüyerek daha büyük sorunlara yol açabilir. Prostaglandinler vücutta doğal olarak üretilen yağ asitleridir ve hormonlara benzer bir yapı ve işleyişleri vardır. Vücudun neresindeki nosiseptör uyarı verirse, orada bir tehlike anında prostaglandin serbestleştirir ve biz o bölgede ağrı hissederiz.

Şimdi gelelim ağrı kesicilere. Aslında hiçbir ağrı kesici vücutta ağrıyan yeri tespit edemez. Asprin, nonsteroid antiinflamatuvarlar, kortikosteroidler gibi ağrı kesici ilaçlar vücuda alındığında çok kısa sürede kana karışır. Bu ilaçların ortak özelliği şudur: Hepsi prostaglandin serbestleşmesini azaltır veya durdurur. Kan ile birlikte tüm vücudu dolaşan ağrı kesici ilaçlar, vücudun neresinde prostaglandin arttıysa oraya etki eder. Yani neresi ağrıyorsa oradaki ağrıyı dindirir. Hiçbir ilaçta sadece diş ağrısını geçirir, sadece baş ağrısını giderir şeklinde ibareler bulamazsınız. Eğer öyle olsaydı ağrı kesici ilaçlar çok daha düşük dozda çok daha etkili olurdu ancak bu ilaçlar tüm vücudu dolaştığı için yüksek dozda verilmeleri gerekmektedir. Bu da ilaçların yan etkisini artırmaktadır.

Ağrı kesici ilaçlar tüm vücudu dolaşıp ağrıya sebep olan prostaglandin kimyasalının olduğu bölüme giderek oraya etki ediyor dedik. Bu sayede biz sorunumuz geçmiş gibi hissederiz. Fakat sadece ağrı geçmiştir, o bölgedeki sorun hala devam eder. Ağrı kesici ilaçlar sürekli kullanıldığında artık prostaglandin salınımını azaltmakla kalmazlar, üretimini de azaltırlar. Prostaglandin üretiminin azalması demek, tehdit anında vücudun bize bir sorun olduğunu haber verememesi demektir. Bu bağlamda en çok rastlanan durum mide iç yapısındaki prostaglandin üretiminin azalmasına bağlı olarak peptik ülser ortaya çıkmasıdır. Düşünün. Bir yeriniz ağrıdığında o bölgeyi sakınırsınız, korursunuz. Eğer ağrı duyunuz kaybolursa ne kadar ağrırsa ağrısın haberiniz olmaz, önlem alamazsınız ve ufacık bir problem sizin karşınıza koskoca bir tehdit olarak geri döner. O yüzden ağrı kesiciyi dayanamayacak kadar ağrınız olmadığı sürece kullanmamanız önerilir.