DIĞER

Çocukken mahalle maçı yapanlar toplanın, anlatacaklarımız var...

Turan
Yazar
Turan

90'lara gidiyoruz, hatta kimileri için çok daha eskilere. Çocukların bir zamanlar sokaklarda top koşturduğu yıllara... Mahalle maçı yaptığımız, dokuz aylık oynadığımız o sokaklarda bazı detaylar hatırlanmayı bekliyor, onları bir bir anımsayalım.

Çocukken mahalle maçı yapanlar toplanın, anlatacaklarımız var...

Maça başlarken her zaman en iyi oynayan kişi(bence sadece birkaç artistik hareket yapan, o kadar da iyi oynamayan, özgüveni fazla yüksek elemandı), takıma adam seçerdi. Hiç kaleye geçmezdi bu şahıs ve genelde forvette oynardı, defansa yardıma da gelmezdi. Sürekli çalım atmaya çalışıp pas vermezdi aynı zamanda. Şimdilerde önemli yerlere gelemediğine bahse varım.

Kale direği yerine iki taş konurdu ve iki kalenin taşlar arasındaki mesafesi eşit olsun diye aynı kişinin adımları kullanılırdı. Direk yerine taş olduğu için sık sık gol mü değil mi diye tartışmalar yapılırdı. Üstte de direk olmadığı için göz kararıyla belirlerdik mecburen. Ah o zamanlar futbol oynayacağımız sahalar yoktu ki Avrupa'da olduğu gibi.

Çocukken mahalle maçı yapanlar toplanın, anlatacaklarımız var...

Top kiminse topa bir şey olacak diye içi giderdi(ben bu korku yüzünden topumu dışarıya çıkaramadım, neden aldığımı da hiç anlayamadım zaten). Komşu teyzenin bahçesine kaçtığında da kim attıysa o gidip alırdı. Patlarsa da patlatan kişi parasını verirdi mecburen.

Çocukken mahalle maçı yapanlar toplanın, anlatacaklarımız var...

Üç korner bir penaltıydı. Kaleler minyatür yapılmışsa penaltılar kaleye bakmadan topukla atılırdı. Minyatür kalelerde elle kurtarmak yoktu. Bel üstünden giden toplar gol sayılmazdı. Normal kaleyse dokuz adım ileriden kullanılırdı.

Abanma ya da burunla vurmak da yoktu, plase vuruşlarla oynanırdı. Taç olduğunda ise kendi önüne atıp başlanamazdı. Uyanık olanlar da rakip kişinin sırtına çarptırıp hızlıca başlardı.

Çocukken mahalle maçı yapanlar toplanın, anlatacaklarımız var...

Frikik kullanırken üç adım sayılırdı ama yine de yakın mesafe olduğu için "açılsana" denirdi mutlaka. Baraj kuran da "burası Ali Sami Yen mi" gibi yanıtlar verirdi. (Bu arada özledik be Ali Sami Yen'i)

Maçlar tabii ki gazozuna yapılırdı. Aralarda terli terli su içilirdi, annelerin tembihlerine aldırış etmeyip. Maç sonunda acıkınca da salçalı ekmekler dünyanın en lezzetli yiyeceği gibi gelirdi.

Akşam ezanı okununca da annelerimiz bir bir yemeğe çağırırdı ve o gün de öylece kapanırdı.

Çocukken mahalle maçı yapanlar toplanın, anlatacaklarımız var...

Bir gün son kez mahalle maçı yaptığımızda, son kez annemiz akşam ezanı okununca çağırdığında o günün son gün olduğunu bilmiyorduk. Ne zaman en son maçımız olduğunu bilmeyerek o günlere uzun zaman önce veda ettik. Hayat gerçekten ânı yaşayınca güzel. Şimdi halı saha maçı yapıyoruz ama inanın o daracık sokaklarda yaptığımız maçların keyfini almak mümkün değil. Ah 90'lar ah!

#90lar #çocukluk