TARIH

Tarihin en hileli ve en garip maratonu: 1904 Olimpiyatları

Yazar

Olimpiyatlar yüz yıldan fazla bir süredir düzenleniyor. İlk modern Olimpiyat 1896’da Atina’da düzenlenmişti.

Tarihin en hileli ve en garip maratonu: 1904 Olimpiyatları

Üçüncü modern Olimpiyat ise 1904 yılında ABD’nin Missouri eyaletinin St. Louis şehrinde düzenlendi.

Olimpiyatla’ı düşündüğümüzde aklımıza gelen görüntü oldukça modern ve çağdaş. Uzun atlamacıların dereceleri milimetrelerle ölçülüyor, kısa mesafe koşuda saniyenin binde biri dereceyi değiştirebiliyor.

Fakat bundan 100 yıl kadar önce elbette spor alanında teknoloji bunun yakınında bile değildi. Şimdi bir Olimpiyat’ta ne olup bittiğini anında akıllı telefonlarımızla, televizyonlarımızla takip edebiliyoruz. Eski organizasyonların sonuçları ise telgrafla iletiliyordu. Öyle düşünün.

1904 St. Louis Olimpiyatları kapsamında düzenlenen maraton ise spor tarihinin en hileli ve en ilginç müsabakalarından biri olarak tarihe geçti.

Maraton çok sıcak bir havada gerçekleşti. Parkur ise tozlu bir toprak yoldu. Bu yolu açması için atlar ve arabalar sporcuların önünde gidiyordu. Bu durum da tabii ki çok kalın bir toz bulutu oluşturmuştu ve sporcular kilometrelerce bu tozun içinde koşmak zorunda kaldı.

Tarihin en hileli ve en garip maratonu: 1904 Olimpiyatları

Finiş çizgisini gören ilk sporcu Frederick Lorz oldu. Üstelik Lorz çok büyük bir fark atmıştı.

Ancak Lorz’un maratonun 15’inci kilometresinde kıyafetleri toplayan bir arabaya atladığı ve bu arabanın 30’uncu kilometrede bozulduğu ve geri kalan yolu koştuğu sonradan ortaya çıkacaktı. Dediğim gibi o zamanlar kim nerede nasıl koşuyor takip edemiyorsunuz.

Hakemler ve yöneticiler Lorz’un yarışı kazandığına hükmetti. Lorz da bir süre gerçeği açıklamadı. Gerçek madalya seremonisinden sonra ortaya çıktı. Lorz bir yıl boyunca men cezası aldı ve 1905’te Boston Maratonu’nu kazandı.

Thomas Hicks, ABD adına yarışan bir İngiliz’di ve maratonu hilesiz olarak kazanan ilk kişi oldu. Hilesiz dediğim biraz doping vardı ama o zaman yasak değildi. Hicks’e yol boyunca strychnine sülfat verildi. Bu madde bir çeşit fare zehiri, küçük dozlarda alınınca sinir sistemini stimule ediyor. Bu maddeyi brandy ile karıştırarak vermişler. Maratonun son bölümünde ayakta durmakta güçlük çeken Hicks’i antrenörleri koluna girerek desteklemiş. Yine de bütün bunlar Hicks’in kazanan sporcu olarak duyurulmasını engellememiş.

Hicks bitiş çizgisini geçer geçmez doktorlar müdahale etmiş aksi takdirde hayatını kaybedecekmiş.

Maratonda koşan bir diğer ilginç karakter ise Kübalı bir postacı olan Felix Carvajal.

Maratona son dakikada katılan Carvajal şort gibi görünmesi için pantalonunun paçalarını kesmiş.

Carvajal maraton esnasında yol üzerinde bir meyve bahçesi görmüş. Bu meyve bahçesindeki elmaları atıştırmaya başlamış. Ancak elmalar çürükmüş. Çürük elmaları yedikten sonra kendisini kötü hisseden Carvajal “Şurada azıcık kestireyim” deyip biraz kestirmiş. Şekerlemeden sonra kendisini daha iyi hisseden Carvajal koşuya devam etmiş ve maratonu dördüncü sırada bitirmiş.

Bu maraton aynı zamanda Olimpiyatlar’da mücadele eden ilk iki siyahi Afrikalı sporcuya da sahne olmuş. Güney Afrika’nın Tswana kabilesinden Len Tau ve Yamasani ismindeki iki sporcu maratona katılmış. Len Tau dokuzuncu, Yamasani ise on ikinci olmuş. Aslında Len Tau çok daha iyisini yapabilirmiş ancak yolda karşısına çıkan köpekler kendisini bir mil boyunca kovalamış ve Len Tau parkurun dışına kaçmak zorunda kalmış bu yüzden de bayağı bir zaman kaybetmiş.