Ekonomi kötü diyerek, asıl kötülüğü etmiyor muyuz..

Ekonomi kötü diyerek, asıl kötülüğü etmiyor muyuz..

Ekonomi kötü diyerek, asıl kötülüğü etmiyor muyuz..

Türk Ekonomisine dair seslendirilen iki ana görüş var.

Birincisi; kötü, hep kötü, daima kötü ve daha da kötüye gidiyor/gidecek yaklaşımı.

İkincisi ise; ekonomi iyi, kur krizi filan çok önemli değil, dış güçler saldırıyor ve ekonomide manipülasyon var yaklaşımı,

Bu iki görüş de realiteden uzak düşünceler.

Birisinin temel paradigması kötümser hissilik, diğerinin ise iyimser hissilik.

Birinci görüştekiler için devlet ve/veya iktidar ne yaparsa yapsın kötü yapıyor, ne önlem alırsa alsın ekonomi düzelmez ve kriz içindeki ülke 31 Mart sonrası daha büyük bir krizle karşı karşıya kalacak.

Gazete köşelerinde, TV’lerde her gün kriz çığırtkanlığı yapar haldeler.

Bunların iyi niyetinden bile kuşkuluyum.

Adeta, ekonomi büyük bir kriz yaşasın; “bak gördünüz mü, biz demiştik” demek için sipere yatmışlar gibi.

Güya bunlar Türkiye ve Türk ekonomisi için kaygılanıyorlar, ıstırap çekiyor ve üzülüyorlar.

Hiç sanmıyorum.

Çünkü ekonominin bir kolu da algıdır, psikolojidir.

Her söz, söylem ve değerlendirmesiyle ekonomik demoralizasyona sebebiyet vermenin neresinde iyi niyet, üzüntü ve endişe olabilir. Bunu gerçekten anlamış değilim.

Bu insanlarda siyasi muhaliflik bazen öyle bir noktaya geliyor ki; iyiyi bile iyi demekten imtina eder noktaya savruluyorlar.

“İyimser Hissiler”in de aslında bunlardan çok bir farkı yok.

Onlar da, siyasi tarafgirlikleriyle özeleştiriden uzak, ekonomik gerçeklerden bihaber, şartsız bir teslimiyet içinde iyilik adıyla kötülük yapmaktalar.

Ve sorsan; hepsi hükümeti, Cumhurbaşkanımızı canı yürekten severler.

Ama böyle sevmek olmaz ki.

İnsan sevdiğine, acı bile olsa gerçekleri söyler, doğruları önerir, yanlışı dile getirir, yapıcı eleştiri yapar.

Ki, taraf olduğu kesimin hataları azalsın, doğruları çoğalsın.

Bunlar aslında, kaş yaparken göz çıkartanlar gibidir.

Bunların temel felsefesi “herşey güzel, herşey yolunda, ekonomi tıkır tıkır işliyor” şeklindedir.

Bu iki görüştekilerin yanında, sesleri duyulmasa da bir üçüncüler vardır ki; asıl dikkate alınması gereken kesim ve görüş bunlardır.

Bunların eleştirileri husumetten, muhaliflikten ve kötücül bencillikten değildir.

Bunların arasında iktidara yakın siyası düşüncedekiler de vardır, iktidara hiç oy vermemişler de.

Bunların temel felsefesi; “bu memleket bizim, devlet hepimizin. Kötüleşme hepimizi ve özellikle hepimizin devleti olan Türkiye’ye zarar verir. Bu nedenle de geminin su almaması lazım.” şeklindedir.

Ben de bu yaklaşımdayım ve bu kesimin düşüncelerine katılıyor ve ciddi ölçüde önemsiyorum.

Çünkü bu kesim ve düşünce melali bilen, devlet ve vatanı için yürekten acı hissedebilen, kişiselliğini devletin menfaatlerinin önüne geçirmeyen yaklaşımdadır.

İlk kesimdekilere kalsa idi, son beş yılda, her yıl yeni bir kriz yaşanırdı.

Sürekli kriz, sıkıntı sorun dile getirildi.

Ama buradan söylüyorum ki; Türkiye 2001 gibi bir kriz yaşamayacaktır ve bazılarının ekonomik fantezik örgütü IMF bu ülkeye gelemeyecektir.

Kur Krizine ve dolayısıyla hayat pahalılığı, enflasyon, borç ödemeleri vb. gibi sıkıntılara rağmen ekonomi belli bir seviyenin altına düşmemiştir/düşmeyecektir.

Ve inanıyorum ki; Sayın Berat Albayrak’ın açıkladığı OVP’deki (Orta vadeli program) realiteler ve gerçekçi tespitler çerçevesinde sorunların halli için uzun vadeli yapısal, kurumsal ve istikrarlı önlemlerle yeniden yukarı ivme kazanabiliriz ve kazanacağımızı ümit ediyorum.

Bu arada Sayın Albayrak’ın geldiği günden beri; her türlü olumsuz yargı ve oluşturulmak istenen negatif kamuoyuna rağmen demoralize olmadan azim ve hırsla çalışmalarını sürdürdüğünü görmekten dolayı memnunum.

Hükümetin ilk açıklandığı zamanlarda söylemiştim; biraz sabır ve önyargısızlık gerekli diye.

Sayın Albayrak’ın damat olmasından dolayı, yargısız infaz yapmak en başta ekonomimize zarar verir.

Bakış açısını bu noktadan uzaklaştırmak zorundayız.

Kişinin iş, işlem ve icraatlarına bakmalıyız.

Ve bugün Maliye Bakanı’nın kendine dair olumsuz algıları ortadan kaldırmaya başladığını, politik ve popülist mülahazaların etkisinde kalmadan her geçen gün kazandığı deneyimle ilerlediğini görmek oldukça umut vericidir.

Geldiğimiz noktada, yine ana sorumluluk hükümetin sırtındadır.

Ekonomide akıl ve akılcılık mutlaktır.

Ulusal politikalarda güven, istikrar, samimiyet ve sahicilik olmazsa olmazdır.

Vatandaş hükümetin iyi niyetine ve iyiye doğru çabasına ikna olmalıdır.

Hükümet bunu başarmak zorundadır.

Keza, uluslararası ilişkilerde aynı tutarlılık, akıl ve kazan-kazan refleksinin en reel ve istikrarlı şekilde uygulanması ve muhatapların buna ikna edilmesi olmazsa olmazdır.

Bu noktada, yabancıların ülkemiz ekonomisine dair ikna olabilmeleri, kaynak aktarmaları, yatırım yapmaları için; içeride aldığımız kararlar, gösterdiğimiz istikrar ve ekonomik yapısal önlemler birincil önem arzetmektedir.

Yabancılar söylemden ziyade eyleme bakarlar.

Popülizm iç siyasette kısa vadede belki başarılı olabilir. Ama yabancılar, ekonomik demogojiye, …mış gibiliğe ve sadece yüksek sesle söylem vaaz edilmesine asla itibar etmez.

Yapılması gereken…

Yazının devamını okumak için bağlantıya tıklayın: https://www.ogunhaber.com/yazarlar/cengiz-aygun/ekonomi-kotu-diyerek-asil-kotulugu-etmiyor-muyuz-10697m.html

Bunu ilk beğenen sen ol!

Yorumlar

avatar

Başkaları bunları da beğendi

En Yeni Hikayeler
1.
Demet Akalın Kendisinden Demet Şener'i Affetmesini İsteyen Takipçisine Cevap Verdi: Arkadaşlığımız Yok 
2.
Sosyal Medyada Gördüğümüz Fotoğraflara Neden Güvenmememiz Gerektiğini Gözler Önüne Seren 15 Fotoğraf
3.
Aleyna Tilki Üniversite Sınavı Öncesi Bikinili Pozlarıyla Yürek Hoplattı
4.
Buket Aydın'ın Konuğu Olan Mehmet Aslantuğ'un Verdiği Harika Cevaplar Sosyal Medyanın Gündeminde
5.
Peluş Oyuncağı Almaya Çalışırken Makinenin İçine Hapsolan Sevimli Çocuk 
6.
Kira Artış Hesaplama
7.
Keanu Reeves'ın Hayranlarıyla Fotoğraflarındaki Ayrıntı Sosyal Medyanın Dilinde
8.
Anestezinin Etkisindeyken Dünyadan Koptuğumuzu Gösteren 11 Eğlenceli Anestezi Hikayesi 
9.
Emre Belözoğlu'na Fırça Uzatan Kişiye Türkiye Forması Giyip Özür Dilettiler
10.
Justin Bieber'dan Babası Yaşındaki Tom Cruise'a Kafes Dövüşü Teklifi: 'Çıkmazsan Korkaksın'
500x500
500x500