Sevgi Totalitarizmi

Sevgi Totalitarizmi

Galesiz'ce
Koleksiyon Galesiz'ce
Sevgi Totalitarizmi

Radyasyonda çok birbirlerinin kalplerini kırmaktan ölüyor insanlar. ' Sensiz yaşayamam' sözü bir başkasına kendini sunmak anlamına gelse bile..

Aşkı ifade eden sözlerimiz yalnız birbirimize hükmetmenin bir belirtisi olmakla kalmaz, kendi bireysel aşkımızı her şeyin üstüne yerleştirdiğimizi gösterir. Aşkımızın işimize başkaları ile olan ilikimize, yaşam biçimimize değer yargılarımıza hükmetmesine izin veririz. Yaşam aşk uğruna  inanç ve davranışlarını tümüyle değiştiren kişilerle doludur.

Bu mutlak Teslimiyet yüzündendir ki aşk sürekli olamıyor. Aşka sahip çıkmakla aşkı bitirmiş oluyoruz. Aşkı yaşarken geliştirilen ifadeler ve jestler giderek yoğunluğunu ve içtenliğini yitirir ve sonunda ilişki biter. 

 Aşkın bu denli çabuk tüketilmesi, hatta herhangi bir şekilde tüketilmesi için hiç bir sebep yok aslında. Burada sorgulanması gereken kafamızdaki aşk kavramıdır, aşkın buyurduğu özel dil ve adetler yüzünden birbirimize karşı takındığımız tavırdır. Aşka öyle bir üniforma giydirmiş, onu  öyle totaliter bir biçimde tanımlamışız ki aşık olma süreci anlık bir şey olup çıkmış.

Beraber olduğumuz insanlar için sorunlar yaratıyor, duygu ve düşüncelerimizi onlara açıkca ifade etmiyoruz. Birbirimizle sarmaş dolaş olma uğruna ne diller dökülür, ne yalanlar söylenir. Bu aşksız seks olmayacağı anlamına gelmez. Bazen aşksız sevişmelerde de birbirine yakınlık hissedebilir insan. Her ilişkiyi, aşk diline, aşk paradigmasına sokmak gerekmez. bunu yaptığımız an, paylaştığımız o mahremiyetin güzelliği, kendiliğindenliği, insaniliği, 'aşk'ın olmadığı bir kalıba zorla sokulmasıyla bozulmuş olur.

Oyle bir noktadayız ki artık, kurumlar, meslekler, dilimiz, hatta ekonomimiz sevgi yoksunluğu üzerine kuruluyor. Sevgiye bir sorun gözüyle bakılıyor. AŞKIN VARLIĞINDAN ÇOK YOKLUĞUNUN BİLİNCİNDEYİZ.

Güzellik enstitülerinden psikoterapistlere, giyim-kuşam ve koku fabrikalarından reklam şirketlerine kadar bir kısım sanayici aşkın yokluğu sayesinde para kazanıyor. Yalnızlıktan, reddedilmekten uykusu kaçan kişiler için uyku hapları var örneğin..

Neden mütekabiliyet arıyoruz? çünkü aşkta kendi bireysel ifademizi bulmaktan aciziz. Mütekabil olunca, karşımızdakinin dilini kullanırız, daha doğrusu ortak bir dil yaratırız, standartlar ısmarlanmış davranış kalıpları yaratırız. Kullandığımız dil aşkın paylaşılan bir süreç olmaktan çok objeler arasındaki bir alışveriş ilişkisi olduğunu gösteriyor. 

Çağımızda sözüm ona dürüst ilişki iki tarafın da tüketici olduğu, birbirini tükettiği, birbirinden tükettiği bir ilişkidir. Aile evi, bu durumda insanların birbirlerine arzularını, taleplerini bildirdikleri bir 'genelev'e dönüşür. Genelev eve taşınmış, adına da aşk denmiştir. Aradaki tek fark, ilişkinin 'eşitlik' üzerine kurulmuş olmasıdır.

Birden fazla 'aşk deneyimi' giderek yaygınlaşıyor.

Bu deneyimlerin sıklığı ilişkilerimizde daha titiz, daha eleştirici davranmamıza yol açıyor. Önemli olan, insanın kendisi. 'duygusal yatırımlarımızı' titizlikle değerlendirmemiz her zaman duruma hakim olmamız öğütleniyor. 'Önemli olan sizsiniz' vb.. Verilmek istenen tüm mesaj bu. Aşk kendimizi korumanın buyruğunda şüphesiz

İki ilişki ya da iki aşk birbirinin ayn olamaz. oysa çoğu kişi yeni bir aşk ilişkisinde, eskisinde bulduklarını aramaya kalkar ama yeni sevgililerinde aynı heyecanı aynı zevki bulamaz. Onların düştüğü bu aptalca hayal kırıklığı üzerinde fazla durmaya gerek yok. aynı deneyimleri ısmarlayıp tekrarlamaya çalışmak; zamanı, insanlar, aklı ve duyguları standartlaştırma çabası, gerçekten son derece ilkel bir totalitarizm örneğidir. 

Duygular ve düşünceler bir aradadır, birbirleriyle iç içedir. Düşünce duyguları olduğu gibi, duygu düşünceleri de vardır.

Toparlamam gerekirse; sevgi sözcüğünün ne denli geniş kapsamlı  kullanıldığını düşünmek insanı şaşırtıyor. ancak, her bağlamda farklı bir anlama geldiği de bir gerçek. Bu farklılığı sezmekle birlikte, onu tanımlayacak başka sözcükler bulamıyoruz. Bunca değişik durumu betimlemek için elimizde sadece bu tek sözcüğün bulunması, aşk anlayışımızın yüzeysel olduğunun bilimsel bir kanıtı esasında. Bu durum aşk konusundaki düşünce ve duygularımızın gelişmemiş olduğunu, henüz rafineleşmediğimizi gösteriyor.

Bunu ilk beğenen sen ol!

Yorumlar

avatar

Başkaları bunları da beğendi

En Yeni Hikayeler
1.
Nagehan Alçı'nın Eleştirileri Bakan Soylu'yu Canlı Yayına Bağlattı: 'Yaptığınız Haksız İsnattır'
2.
Baba-Oğul Gönülleri Fethetmeyi Başardılar... Kadınların Yeni Gözdesi Mehmet Selim İmamoğlu!
3.
Ekrem İmamoğlu Kazandı: İstanbul Büyükşehir Başkanının Ekrem İmamoğlu Seçilmesine Ünlü İsimlerden Gelen Sevinç Mesajları
4.
Sandığa Böyle Gitmeyen De... Hatice Oy Vermeye Giderken Seçtiği Kombinle Sosyal Medyanın Diline Düştü !
5.
23 Haziran İstanbul Seçimlerinde Oyunu Kullanan Ünlü İsimler
6.
'İstiklal Marşı'na Siyasi İçerik Nedeniyle Getirilen Engelleme Tepki Çekti
7.
Manuş Baba'nın 'Minnoş Baba'ya Dönüştüğü Askerlik Günlerinden Çekilen Fotoğrafları Sosyal Medyaya Bomba Gibi Düştü
8.
Ekrem İmamoğlu İle İsmail Küçükkaya'nın 2018 Yılına Ait Fotoğrafını Yeni Gibi Paylaşan Melih Gökçek'e Sosyal Medyanın Tepkisi Sert Oldu
9.
Birinin Güvenilmez Olduğunu Nasıl Anlarsınız? Bu İşaretlere Dikkat Edin! 
10.
'Her Şey Çok Güzel Olacak Ekrem Abi' Diyen Berkay Gezgin'den Seçim Şarkısı ve Gelen Tepkiler
500x500
500x500