Meslek lisesi anıları 1.bölüm 'meslek lisesinde ilk gün'

Meslek lisesi anıları 1.bölüm 'meslek lisesinde ilk gün'

Karma
Koleksiyon Karma

Herkes lise döneminde birbirinden saçmalıklar yapmıştır herhalde. Üstelik birçoğumuz artık bunu gülerek hatırlar. Ama eğer meslek lisesinde eğitim gördüyseniz geriye kalan her şey normal gelir. Çünkü saçmalığın başladığı yer orasıdır.

Bölüm 1- “Meslek lisesinde ilk gün”

Bundan herhalde 10 yıl öncesi. Ortaokul bitmiş ve ben tatile İzmir’e gitmişim. OKS( evet o zamanlar OKS) cebelleşmesinden sonra liseye girmem gerekiyor. O kadar şuursuzum ki listeyi annemlere bırakmışım yapmaları için.

Yaz tatili bittikten sonra eve döndüğümde annem, “Müjdemi isterim!” diye karşılıyor beni. Güzel bir haber vereceğini düşünerek mutlu ve heyecanlı bir şekilde sırıtarak “noldu?” diyorum. “Kartal Meslek Lisesi’nde bu yıl açılan Anadolu kısmına kaydoldun”. Ve saçmalıklar silsilesi başlar.

Öncelikle “Kartal Meslek Lisesi” eski evimizin 50 metre ilerisinde bulunan ve çocukken hala nedenini hatırlayamadığım bir şekilde camlarına taş atıp kaçtığımız okuldur. İlk başta kafamda üç ampul yanar.

Birincisi; Neden küçükken taş attığım okulda okumalıydım?

İkincisi; Meslek lisesinin aklımda çağrışım yaptığı olumsuz önyargıdır.

Üçüncüsü; okulun adıdır. “Kartal Şehit Hüseyin Ağırman Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi”. Evet öncelikle okulun adı çok uzun biliyorum ama burada kast ettiğim “Şehit Hüseyin Ağırman”dır. Kendisi Kartal Meslek Lisesi’nde öğrencisi tarafından öldürülmüş bir öğretmendir. Kız arkadaşıyla ayrılan meslek liseli silahla sınıfı basar ve kız arkadaşını vurur. Bunu engellemeye çalışan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Hüseyin Ağırman’ı ise şakağından vurarak öldürür.

Buradan anlayacağınız okul oldukça tehlikelidir. Ancak neredeyse tüm arkadaşlarım oraya yazılır ve benim açımdan değişiklik yapma gibi bir seçenek yoktur. Başlarda bu fikre alışamasamda ortaokul dönemi kavgalarla geçmiş biri için ün yapmış olan bu okul çekici gelmeye başlar.

Okulun ilk günü, diğer arkadaşlarla da haberleşerek okula toplu bir şekilde, fiyakalı bir giriş yaparız. Ancak bizi diğerlerinden ayıran bir şey fark ederiz. Ceketlerimiz. Evet bizim ceketlerimiz komik bir kırmızıyken bazılarının lacivert bazılarının ise gridir. Meğerse, başarı sıralamasına göre okulda anadolu kısmında olanlar kırmızı, teknik kısmında olanlar lacivert, düz meslektekiler ise gri ceket giyiyormuş. İlk bakışta kırmızı giymek havalı gibi görünebilir ancak burası meslek lisesidir ve her şey tersine işlemektedir. Kırmızı ceket giymek okul sınırları içerisinde sizi “inek, çok çalışkan, gözlüklü(bunun için gözlük takmanıza gerek yok), süt çocuğu ve güçsüz” gibi sıfatlarla tanımlar.

Burası öyle bir yerdir ki “Prison Break” dizisini adeta müebbet almışcasına yaşıyorsunuzdur. Öğretmenler birer gardiyan, öğrenciler ise rolünü çok iyi oynayan birer mahkumdur. Bir yerden sonra kendinizi dalgalara bırakır ve saçmalıklarla dolu bir 4 yıl yaşarken bulursunuz.

Kabaca bir bilgilendirmenin ardından okuldaki ilk günüme dönelim. Okula girer, sınıflarımızı bulur ve 4 yılı beraber geçireceğimiz birbirinden tuhaf arkadaşlarımızla tanışırız. Sınıfa gelip okulu anlatan ilk öğretmenin dersinden sonra birkaç kişi kantine bir şeyler atıştırmaya gittik. Yiyecek bir şeyler aldıktan sonra kantinde bir masaya oturduk. Tabi tahmin edersiniz ki okul erkeklerle doludur. Kızlar ise erkeklerden daha erkektir. Bizde olmayan sakal, bıyık kendilerinde vardır ve hocalar onları traş olmaları için uyarmazlar. Böylece bu duruma uyum sağlayan karşı cinslerimiz adeta birer Yüzüklerin Efendisi cüceleri gibi etrafta dolanırlar. Bu kız ve sakal arasındaki ilişki hakkında küçük bilgilendirmeyi de yaptıktan sonra kantine geri dönelim.

1 lira isteyen kelebekli kız

Biz masumca aldığımız atıştırmalıkları yerken karşımda oturan Sefa(namıdiğer; Yılan), sosisliyi tam ısıracakken karşısına korku dolu gözlerle baka kalır. Ben Sefa’ya, Sefa da karşısında bize bakıp kelebek sallayan kıza bakıyordur. Adeta Rönesans tablosu. Arkamı dönüp kızı görmemle ben de ufak bir “hassiktir ne oluyoruz?” derim. Biz parmaklarının arasında hızlı ve öfkeli bir şekilde kelebek sallayan kıza bakarken, kız da o sırada masamızdakilere bakarak bizim sosyo-ekonomik seviyemizi ölçer. Düşünür, taşınır ve aldığımız sosislilerden yola çıkarak bizden 1 lira koparabileceğine karar verir.

Kelebek sallanırken böyle görünür. Bir çeşit bıçaktır.

“Beyler 1 lira var mı?”

199 dedim. Dikkati dağılan kelebekli ve tehlikeli kız ise kafası karışıp diğer masaya yürümeye başladı. Ben de hemen bizim çocuklara ağlamaklı bir sesle “abi ne yapıyorsunuz ya?” diye sitem edip koşarak sınıfımıza doğru yol aldık. 200type201p202contents203type204text205contents206Daha ilk günden kelebek sallayan bir kız bize caka satmıştı. Bilmeyenler için caka satmak; posta koymak gibi bir şey. Böylece meslek lisesi hızlı başlamıştır. İlk gün bıyıklı bir kız(yani kız olduğunu varsaydığımız bir kişi) bizden haraç kesmeye kalkmıştı. Daha sonra o kızı 4 yıl boyunca okulda hiç görmesemde meslek lisesi denince aklıma ilk o gelir. 207type208p209contents210type211text212contents213Ve o günden sonra artık meslek lisesindeki saçmalıklar silsilesi başlayacaktı...214type215br216contents":27

Bunu ilk beğenen sen ol!

Yorumlar

avatar

Başkaları bunları da beğendi

Öne Çıkan Hikayeler
1.
BDDK'dan Döviz Kararı: 100 Bin Dolar Alanın Hesabına 1 Gün Valörlü Olarak Geçecek
2.
Final Sezonuyla Hayal Kırıklığına Uğratan Game of Thrones İçin Yapılan 23 Caps 
3.
Süper Lig Şampiyonu Belli Oluyor: Galatasaray - Başakşehir Maçına Saatler Kaldı
4.
Amerika'nın En Çok İzlenen Programında 'Turabi' Finalde! Sosyal Medyadan Tepkiler
5.
İstanbul Havalimanı'na Uçaklar Neden İnemiyor?
6.
Game Of Thrones’un Sevilen Karakteri Arya’nın Ölüm Listesi Ne Durumda?
7.
Atık Pet Şişeleri Geri Kazandırmak İstedi, Pet Şişelerle Koca Bir Köy İnşa Etti 
8.
Sahurda Ramazan Davulcusuna Elektro Gitarla Eşlik Eden Gençler
9.
Asude Defne Özkan Para Toplamak İçin Hepimizi Kandırmış Olabilir Mi?
10.
Ekrem İmamoğlu Belgeseli: Ekrem İmamoğlu Kimdir, Siyasete Nasıl Atıldı?
500x500
500x500