Midesinde Yetişen İncir Ağacı İle Kayıp Bedeni Bulunan Kıbrıslı Türk'ün Duygulandıran Hikayesi

Kıbrıslı Türk Ahmet Hergüner'in hikayesi filmleri aratmayacak cinsten. 

Hürriyet'ten Zeynep Bilgehan'ın yaptığı haberle gün yüzüne çıkan bu hikaye, sizi oldukça etkileyecek. Çünkü kayıp olan cesedin bulunmasına bir incir çekirdeği vesile oluyor. Gelin olayları birlikte göz atalım.
1974 yılındaki olaylarda binlerce Kıbrıslı Türk yaşamını yitirmişti. 
Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasındaki çatışmalarda sonucunda binlerce aileye acı haber ulaşmıştı.

20 Temmuz 1974 günü başlayan ve 18 Ağustos 1974'e devam eden operasyonlar sonucunda Kıbrıs'ın bir Türk adası olduğunu dünyaya duyurmuştuk.

Harekât öncesinde, çatışmalar devam ederken Türk Mukavemet Teşkilatı'na katılan Ahmet Hergüner 10 Haziran 1974 günü kayboldu ve ailesi kendisinden yıllarca haber alamadı.
2011 yılında, Ksenofon Kallis isimli araştırmacı Paraklişa köyündeki dağlık alanda o bölgede yetişmeyen bir incir ağacı gördü, şüphelendi ve yetkili birimlere başvurdu. Bu ağaç endemik değildi.
Mağaranın içinde yer alan ve o rakımda yetişmesi mümkün olmayan incir ağacı şüpheler üzerine kesildi, kazılar yapıldı ve üç farklı kişinin cesedine ulaşıldı. 
Araştırmalar sürdü, bölgede yetişmeyen angoriniga incirinin ağacının kimlerin evinde olduğuna bakıldı ve Hergüner ailesine ulaşıldı.
DNA testlerinin sonucunda cesetlerden birinin yıllar önce kaybolan Ahmet Hergüner’e ait olduğu anlaşıldı.
Ahmet Hergüner evinin bahçesindeki ağaçtan incir kopardıktan sonra yemiş, ardından Rum milisler tarafından kaçırılmış ve sapa bir mağarada dinamitlenerek üç arkadaşıyla birlikte öldürülmüştü.
Mağara dinamitlendikten sonra ortaya çıkan dev çukurla mağaraya güneş dolmuş ve güneşten faydalanan Ahmet Hergüner'in midesindeki incir çekirdeği de bir ağaca hayat vermişti.
Ahmet Hergüner'in 87 yaşındaki kardeşi Münür Hergüner, Hürriyet'ten Zeynep Bilgehan'a Güzelyurt’taki evlerinde o günleri şöyle aktardı: 
“Adanın güneyinde yarısı Türk yarısı Rum 4 bin nüfuslu Piskobu köyünde yaşıyorduk. 1963-1964’te küçük Türk köyleri büyüklerle birleştirildi. 1974’te yeniden karışıklık çıktı. Kardeşim Ahmet, Türk Mukavemet Teşkilatı’ndaydı. 10 Temmuz günü evinden alıp götürdüler. 15 Temmuz’da Rumların saldırısı olunca köyümüze en yakın İngiliz üssüne sığındık. Altı ay başka köylerden de gelen 10 bin kişiyle üsteki kampta yaşadık. Sonra bizi uçaklara koyup Türkiye’ye gönderdiler. Adana’da kaldıktan sonra anlaşmayla Kıbrıs’a geri geldik. Rumların çıkartıldığı evlere girdik. Biz kurtulduk ama kardeşimi kurtaramadık. Yıllarca yetkililerin kapısını çaldık ama sonuç alınamadı. 2011’de haber geldi: Paraklişa köyünde bir araştırmacı dağlık alanda o bölgede yetişmeyen bir incir ağacı görüp şüphelenmiş. Altını kazınca üç kişi buldular. Kimin evinde bu ufak tip ‘angoriniga inciri var’ diye araştırdılar. Kardeşimin kayıp olduğunu öğrenince kan testi yaptılar ve onu buldular. Küçük kayıkla dağın altındaki mağaraya götürüp dinamitle patlatmışlar. Midesindeki incir, patlama sonucu delinen kayadan giren güneş ışığıyla hayatta kalıp büyümüş. Kardeşimi o incir ağacı sayesinde buldular. Biz de gidip yeri gördük. Acımız hiç bitmedi..."

Kaynak:

1